
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (daha önceki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu, bizdeki diğer adı Ortak Pazar) üyelik sürecinin tarihi 1959 yılına kadar gider. Ancak kimi zaman Avrupa’nın blokajı, kimi zaman Türkiye’nin çekinceleri derken, bu süreç hiçbir zaman nihayete ermedi.
Tansu Çiller’in Başbakanlığı döneminde 1995 yılında, “Önce Gümrük Birliği, sonra AB üyeliği” gibi hatalı bir perspektif ile Türkiye ekonomik ve siyasi olarak AB macerasında tam bir çıkmaz sokağa girmiş oldu. Tam 30 yıldır bu çıkmaz sokaktan nasıl çıkacağımıza dair bir formülü bir türlü bulamadık.

AVRUPA'NIN ÇİN'İ OLACAĞIZ DERKEN...
Üstelik “yaklaştıkça uzaklaşılan” AB hayali bugünlerde Türkiye’yi yiyip bitiren bir canavara dönüşmüş durumda. Önce üyesi olmasak da Avrupa’nın stratejik bir ortağı, sonra ucuz iş gücümüzle “Avrupa’nın Çin’i” derken, bu yolculukta çırak çıktık. Gıdadan sanayi ürünlerine kadar ülkemiz Avrupa’nın gümrüksüz mallarıyla doldu taştı. Eski Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin zihniyetiyle “Paramız var ki ithal ediyoruz” derken, önce sıcak paranın sonra ithal ürünlerin bağımlısı olduk.
Küreselleşmenin ticaret savaşlarıyla beraber kırılganlaşması, şimdi de rekabet gücünü yitiren ve ABD ile Çin arasında sıkışan Avrupa Birliği’nin Hindistan ve Güney Amerika başta olmak üzere alternatif ekonomi bloklarıyla flörtü, enflasyon ve yüksek faizlerden bunalmış Türk imalat sanayii ve ihracatı için yeni bir darbe anlamına geliyor.

AB GEMİSİNİN ARKASINA BAĞLI FİLİKA GİBİ SÜRÜKLENİYORUZ
AB, bu adımları atarken dönüp Türkiye’yi yöneten iktidara hiçbir şey sorma ihtiyacı da duymuyor. Adeta bir geminin arkasına bağlı filika gibi kendi tayin etmediğimiz bir rotada sürüklenip duruyoruz. Üstelik filika su alıyor ve geminin her dümen kırmasında hasar katlanıyor.
Bugün İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Meclis Toplantısı’nda, “AB’nin imzaladığı her serbest ticaret anlaşması ihracatımızda asimetrik baskı yaratıyor. Gümrük Birliği'nin revize edilmesi artık daha da elzem bir hal aldı” dedi. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Türkiye Avrupa’nın arka bahçesi değil” derken, aslında arka bahçe olduğumuzu ikrar etmiş oldu. İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan da “Gümrük Birliği bu haliyle pranga” ifadesini kullandı. Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, AB ile Hindistan'ın imzaladığı anlaşmanın, ihracatı olumsuz etkileyeceğini ifade etti.
Türk iş dünyasının ufku Gümrük Birliği’ni revize etmekle sınırlı maalesef. Oysa değiştirmemiz gereken çok daha büyük yapısal problemlerimiz var. Çok basit bir hesap yapalım. Dünyaya ne satıyoruz? Dünyadan ne alıyoruz? Listeye hızlıca bakın. O zaman ticaret savaşlarında kaybedenler kulübünde yer aldığımızı açıkça görürsünüz.
Tarihin ironisi olsa gerek; Eski Başbakan Bülent Ecevit’in 1977 yılında söylediği ve hala zihinlerde yankılanan o sözü 50 yıl sonra gerçek oldu ya da gerçekti de 50 yıl sonra yaşayarak gördük: “Onlar ortak, biz pazar!"
YORUMLAR
0Yorum Yap