Tek Referans Logo

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Da Vinci Robotik Cerrahi - Bazekol Sağlık Grubu

Cengiz Balık: Matematik yaşam biçimidir; tarımda da hesabı doğru kurmalıyız

Nihat Delibaşı profil fotoğrafı
YazarNihat Delibaşı

Kendisi de matematik eğitimi gören Ege Yaş Meyve ve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “Pazarın ne istediğini, üreticinin ne kazanacağını, ihracatçının hangi maliyetle rekabet edebileceğini iyi hesaplamazsak sürdürülebilir bir yapı kuramayız” dedi.

Ege Yaş Meyve ve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık
Ege Yaş Meyve ve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık

Ege Üniversitesi Matematik Bölümü’nden mezun olurken akademide kalması yönünde hocalarından çağrı alan Cengiz Balık, karar aşamasında ticareti seçti. İzmir’de o dönem “Şaraphane” olarak anılan, bugün ise gökdelenlerin yükseldiği bölgede faaliyet gösteren Tekel Alkol Fabrikası’na ikinci sınıf üzüm satarak kısa sürede önemli bir ticari deneyim kazanan Balık, akademik kariyere “hayır” dedi.

1989’da yaş meyve sebze ticaretine başlayan, ilk ihracatını 1992’de gerçekleştiren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, iş hayatı boyunca matematik disiplinini ticarete taşımaya çalıştığını söyledi. “Matematik hayattır. Matematik iki kere ikinin dört etmesi değildir” diyen Balık, “Matematik bir yaşam biçimidir. Olaylara analitik bakmayı sağlar. Tarımda da hesabı doğru kurmalıyız” mesajını verdi.

Başkan Cengiz Balık, Gazeteci Nihat Delibaşı'na sektörle ilgili açıklamalarda bulundu
Başkan Cengiz Balık, Gazeteci Nihat Delibaşı'na sektörle ilgili açıklamalarda bulundu

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin yeni Başkanı Cengiz Balık, Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatında yeni dönemin yol haritasını “Doğru ürünü, doğru yerde, doğru zamanda ve doğru maliyetle üretmek" olarak açıkladı. Balık, “Pazarın ne istediğini, üreticinin ne kazanacağını, ihracatçının hangi maliyetle rekabet edebileceğini iyi hesaplamazsak sürdürülebilir bir yapı kuramayız” dedi.

Çiftçi bir ailenin çocuğu olarak büyüyen Balık, yaz aylarını arazide ailesine yardım ederek geçirdiğini, üniversiteyi bitirdiğinde akademide kalma yönünde teklifler almasına rağmen ticareti tercih ettiğini anlattı. İlk olarak üzüm ticaretiyle başladığını, ardından perakende zincirlerine ürün tedarik ettiğini ve 1992 yılında ihracata yöneldiğini belirten Balık, yaş meyve sebze sektörünün kendisi için yalnızca bir ticaret alanı olmadığını söyledi.

Başkan Cengiz Balık, tarım sektörünün istihdamdaki önemine dikkat çekti
Başkan Cengiz Balık, tarım sektörünün istihdamdaki önemine dikkat çekti

Balık, “Bu sektör çok sayıda insanın hayatına dokunuyor. Üretici ürününü satıyor, işçi çalışıyor, nakliyeci kazanıyor, paketleme tesisi ayakta kalıyor. Yaş meyve sebze ihracatı, kırsalda üretimin sürmesini ve insanların yaşadığı yerde kalabilmesini sağlayan önemli bir ekonomik yapı” diye konuştu.

Tarımın emek yoğun niteliğine dikkat çeken Balık, üreticinin ürününü değerinde satamaması ve parasını zamanında alamamasının köyden kente göçü hızlandırabileceğini ifade etti. Tarım politikalarının yalnızca rekolte ve ihracat rakamları üzerinden değil, kırsal yaşamın devamlılığı üzerinden de ele alınması gerektiğini vurguladı.

“REKABET ARTIK FİYATLA DEĞİL, GÜVENİLİR TEDARİKÇİ OLMAKLA KAZANILIYOR”

Türkiye’nin artık yalnızca ucuz ürün sunarak rekabet edemeyeceğini belirten Balık, küresel pazarlarda güvenilir üretim, izlenebilirlik, kalite standardı, hızlı teslimat ve marka değerinin öne çıktığını söyledi. Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlık, farklı iklim kuşaklarında üretim yapabilme, kısa teslim süresi ve geniş ürün çeşitliliği gibi güçlü avantajları bulunduğunu kaydeden Balık, buna karşılık navlun maliyetlerinin rekabet gücünü zorladığını ifade etti. Balık, “Avrupa içinde bir tır 2 bin 500-3 bin euro bandında taşınırken, Türkiye’den Avrupa’ya yapılan taşımada navlun maliyeti 5 bin euroyu buluyor. Yaklaşık 20 ton ürün taşıyan bir araçta bu fark kilogram başına 13 sent civarında maliyet dezavantajı yaratıyor. Bu nedenle sadece fiyatla yarışamayız. Kalite, hız, süreklilik ve marka ile fark yaratmak zorundayız” dedi. Kur baskısının sektörün önemli sorunlarından biri olduğunu belirten Balık, “Kur kısa vadede rekabetçiliği etkiliyor ancak kalıcı çözüm yalnızca kur değildir. Verimlilik, doğru ürün seçimi, katma değer ve güçlü bir ticaret modeli kurmak zorundayız” diye konuştu.

KİRAZDA TÜRK MARKASINI KORUMA ÇAĞRISI

Kirazın Türkiye’nin en güçlü yaş meyve ihracat kalemlerinden biri olduğunu belirten Balık, Türk kirazının pazardaki en önemli değerlerinden birinin Ziraat 900 çeşidi olduğunu söyledi. Ziraat 900’ün Türkiye’nin farklı bölgelerinde Salihli, Napolyon, Aliağa ve Dalbastı gibi farklı isimlerle anıldığını, ancak uluslararası pazarda standart ve güçlü bir Türk kirazı markası oluşturmak için bu çeşidin taşıdığı değerin korunması gerektiğini ifade eden Balık, “Haziran başından ağustos sonuna kadar aynı nefasette, aynı aromada, aynı kalite algısında ürün sunabilmek önemlidir. Tüketici her seferinde farklı bir çeşit, farklı renk ve farklı aroma ile karşılaşırsa marka oluşturamazsınız. Türk kirazı imajını Ziraat 900 ile yakaladık; bu markayı kaybetmemeliyiz” dedi. Kirazda çeşit geliştirme çalışmalarının ihracatçı birlikleri, araştırma enstitüleri, üretici birlikleri ve çiftçilerin ortak çalışmasıyla yürütülmesi gerektiğini söyleyen Balık, Türkiye’nin geleneksel ve güçlü ürünlerini geliştirmeye öncelik vermesi gerektiğini vurguladı.

EGE’NİN GÜCÜ: ÜRETİM, BİLİM, LİMAN VE İHRACAT KÜLTÜRÜ

Ege Bölgesi’nin Türkiye’nin en güçlü tarım ve gıda ekosistemlerinden birine sahip olduğunu vurgulayan Balık, bölgenin iklim avantajı, ürün çeşitliliği, liman altyapısı, organize sanayi bölgeleri, nitelikli iş gücü ve yerleşik ihracat kültürüyle öne çıktığını söyledi. Ege’de üreticilerin yeniliğe açık olduğuna dikkat çeken Balık, ancak her yeni ürünün plansız biçimde yaygınlaştırılmasının risk taşıdığını ifade etti. Örtü altı yaban mersini, ejder meyvesi ve farklı ürün denemelerinin pazar büyüklüğü, hasat kapasitesi, iş gücü ihtiyacı, su tüketimi ve maliyet hesabı yapılmadan büyütülmemesi gerektiğini belirtti. Balık, “Her ürün her yerde ve sınırsız miktarda yetiştirilemez. Bir ürünü yaygınlaştırmadan önce pazarını, hasat işçiliğini, lojistiğini ve maliyetini hesaplamak gerekir. Tarımda doğru karar, sadece üretim yapabilmek değil; o üretimi sürdürülebilir biçimde satabilmektir” dedi.

“KATMA DEĞERLİ ÜRÜNLER GELECEĞİN BELİRLEYİCİSİ OLACAK”

Türkiye’nin yaş meyve sebzede güçlü olduğunu ancak gelecekte yalnızca ham ürün ihracatına dayanmanın yeterli olmayacağını belirten Balık, dondurulmuş meyve-sebze, kurutulmuş ürünler, meyve suyu, hazır tüketim ürünleri ve fonksiyonel gıdaların daha fazla önem kazanacağını söyledi. Tüketim alışkanlıklarının değiştiğini, özellikle şehirleşme ve zaman baskısının pratik, güvenilir ve izlenebilir ürünlere talebi artırdığını ifade eden Balık, organik üretim, iyi tarım uygulamaları ve izlenebilirliğin de ihracatın geleceğinde belirleyici olacağını kaydetti. Balık, “Taze meyve sebze her zaman olacak. Ancak dondurulmuş ürünler, fonksiyonel gıdalar, işlenmiş ürünler ve güvenilir üretim modelleri daha hızlı büyüyecek. Türkiye’nin bu dönüşümde sadece üretici değil, katma değer yaratan ve markasıyla tercih edilen bir ülke olması gerekiyor” diye konuştu.

“DAHA FAZLA DEĞER ÜRETMELİYİZ”

“Türkiye’nin tarımsal potansiyeline yürekten inanıyorum” diyen Balık, sözlerini şöyle tamamladı: “Hedefimiz sadece daha fazla ihracat yapmak değil; daha fazla değer üreten, markalaşan ve dünyada güvenilirliğiyle öne çıkan bir Türk tarımını inşa etmektir. Ege Bölgesi bu dönüşümün lokomotifi olmaya devam edecektir. Üreticimiz, sanayicimiz ve ihracatçımızla birlikte ülkemizi küresel gıda ticaretinde çok daha güçlü bir konuma taşıyacağımıza inanıyorum.”

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.