Tek Referans Logo

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Da Vinci Robotik Cerrahi - Bazekol Sağlık Grubu

EBSO Başkanı Ender Yorgancılar: Sürdürülebilir üretim modeli rekabetçilik için çok önemli

Tek Referans profil fotoğrafı
YazarTek Referans

Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Sürdürülebilirliği, çevresel sorumluluk ile ekonomik kalkınmayı birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak gören bir kalkınma modeli şeklinde ele almamız gerektiğini düşünüyorum” dedi

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar

Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, günümüzde sürdürülebilirliğin, iklim değişikliğiyle mücadele, kaynakların verimli kullanımı ve düşük karbonlu üretim anlayışı sanayi politikalarının merkezinde yer aldığını söyledi.

Sürdürülebilirliğin günümüzün en popüler kavramlarından biri haline geldiğini ifade eden Yorgancılar, “ İş hayatından gündelik yaşama, hükümet politikalarından uluslararası ilişkilere kadar hemen her alanda sürdürülebilirlik konuşuyoruz. En basit haliyle, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama kapasitelerini tehlikeye atmamak olarak tanımlayabilirim. Genel anlamda, sürdürülebilirlik denince pek çok kişinin aklına çevre ile sınırlı konular geliyor. Ancak, sürdürülebilirlik sadece çevreyi korumaktan ibaret değil; ekonomik dayanıklılığı, teknolojik gelişimi, kurumsal yönetişimi ve en önemlisi toplumsal refahı kapsayan çok boyutlu bir yaklaşımı ifade ediyor” dedi.

Son yıllarda yaşanan çatışmalar, savaşlar, kıtlıklar, pandemi gibi küresel risklerin bir bütün halinde sürdürülebilirliğin öneminin daha iyi kavranmasını sağladığını vurgulayan Yorgancılar, “ Bugün dünyanın karşı karşıya olduğu iklim değişikliği, su kıtlığı, biyolojik çeşitlilik kaybı ve enerji güvenliği gibi sorunlar, sürdürülebilirliğin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu gösteriyor. Rusya Ukrayna savaşı sırasında ortaya çıkan yüksek gıda enflasyonu sürecinde tarımda kendi kendine yeter bir ülke olmanın önemini çok net görmüştük. Veya daha güncel olarak ABD İran Savaşı sebebiyle Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla patlak veren enerji ve tedarik krizi, enerjide kendine yeter ülke olmanın önemini gösterdi. İşte bu yeterlilik kapasitesi ancak, sürdürülebilirlik stratejinizin sağlam olmasıyla mümkün olabilir. Bu stratejiyi de kapsamlı bir şekilde ele almamız gerekiyor. Nitekim, diğer ülke ve bölgelere baktığımızda da benzer bir yaklaşım görüyoruz. Örneğin; Avrupa’da yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanması, yalnızca karbon emisyonlarını azaltma amacı taşımıyor; aynı zamanda enerji arz güvenliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Benzer şekilde, Asya’da su kaynaklarının verimli kullanımı için geliştirilen teknolojiler, ekonomik büyümenin doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı artırmadan sürdürülebilmesine katkı sağlıyor. Bu nedenle sürdürülebilirliği, çevresel sorumluluk ile ekonomik kalkınmayı birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak gören bir kalkınma modeli şeklinde ele almamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.

“BARAJLARIN DOLU OLMASI RİSKİN BİTTİĞİ ANLAMINA GELMİYOR”

Türkiye’nin, coğrafi konumu itibarıyla pek çok olayın merkezinde yer aldığı ve her olaydan derinden etkilendiği gibi sürdürülebilirlik açısından da konunun merkezinde yer aldığını ifade eden Yorgancılar, “Sınır coğrafyamızdaki savaşlar, hem Batı hem Avrasya dünyası ile sürdürdüğümüz dinamik ilişkiler ve ekonomik yapımızın kırılganlığı, sürdürülebilirliği bizim için çok önemli kılıyor. Bununla birlikte Akdeniz Havzası, iklim değişikliğinden en fazla etkilenmesi beklenen bölgeler arasında yer alıyor. Artan sıcaklıklar, kuraklık riski, su kaynakları üzerindeki baskı ve aşırı hava olaylarının sıklığındaki artış, hem ekonomik faaliyetleri hem de yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Daha geçen yıl hem İzmir’de, hem de ülkemiz genelinde ciddi bir susuzluk ve kuraklık tehlikesi atlattık. Şu anda barajlarımızın dolu olması, riskin geçtiği anlamına gelmiyor. Tüm bunları bir bütün olarak düşündüğümüzde ülkemiz açısından sürdürülebilirliğin, yalnızca çevresel bir mesele değil; aynı zamanda ekonomik rekabetçilik ve kalkınma meselesi olduğunu ifade edebiliriz. Özellikle Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında uygulamaya koyduğu politikalar, ihracatçı ülkelerin üretim süreçlerini daha çevreci hale getirmelerini zorunlu kılıyor. Dolayısıyla, sürdürülebilir üretim modellerine geçiş, Türkiye’nin dış ticaretteki konumunu koruması açısından da büyük önem taşıyor” dedi.

“YENİLENEBİLİR ENERJİ KAPASİTELERİ ARTIYOR”

Bölgesel ölçekte ise enerji dönüşümü, su yönetimi ve kaynak verimliliği konularının öne çıktığına da değinen Yorgancılar, “ Örneğin Körfez ülkeleri ekonomilerini fosil yakıt bağımlılığından uzaklaştırmaya çalışırken, birçok Avrupa ülkesi yenilenebilir enerji kapasitesini artırıyor. Türkiye de sahip olduğu güneş ve rüzgâr enerjisi potansiyeli sayesinde bu dönüşüm sürecinde önemli fırsatlara sahip. İyi haber, ülkemizde bu konuda son yıllarda ciddi biçimde artan bir farkındalık ve yatırım ilgisi var. Yenilenebilir enerji yatırımları her geçen gün artıyor. Örneğin yakın zamanda; güneş ve rüzgar enerjisinden elde edilen elektrik üretimi Türkiye tarihinde ilk kez kömür santrallerini geride bıraktı. Bu dönemde yenilenebilir kaynakların toplam üretimdeki payı yüzde 71'e ulaşırken, yalnızca güneş ve rüzgârın toplam payı yüzde 22,8'e çıkarak kömürün yüzde 21'lik oranını geçti. Bu çok dikkat çekici bir başarı.

Ancak bu elbette, istediğimiz noktadayız anlamına da gelmiyor. Yenilenebilir enerji başta olmak üzere sürdürülebilirlik yatırımlarını hız kesmeden devam ettirmeliyiz. Sürdürülebilirliği Türkiye ve bölgemiz için yalnızca çevreyi koruma aracı değil; ekonomik büyümenin devamlılığı, enerji arz güvenliği, uluslararası rekabet gücü ve gelecek nesillerin refahı açısından stratejik bir kalkınma vizyonu olarak ele almalıyız” dedi.

Yorgancılar, günümüzde sürdürülebilirliğin iklim değişikliğiyle mücadele, kaynakların verimli kullanımı ve düşük karbonlu üretim anlayışı sanayi politikalarının merkezinde yer aldığını söyleyerek şöyle devam etti: “Ayrıca bir kez daha vurgulamak gerekirse, sürdürülebilirlik sadece çevresel konularla sınırlı kalmıyor. Biz de, Ege Bölgesi Sanayi Odası olarak sürdürülebilirliği ilk günden beri sadece çevresel bir sorumluluk olarak değil, sanayimizin rekabet gücünü ve geleceğini belirleyen stratejik bir dönüşüm alanı olarak değerlendiriyoruz. EBSO olarak ihracat yoğun sektörleri içeren ilimizde, üyelerimizin yeşil dönüşüm sürecine uyum sağlaması için bilgilendirme toplantıları, eğitim programları ve proje çalışmaları gerçekleştiriyor; karbon yönetimi, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim konularında sanayicilerimize rehberlik ediyoruz. Sürekli güncellenen gelişmeleri yakından takip ediyor, rehber dokümanlar yayımlıyor, ilgili kamu ve özel sektör kuruluşları ile sıkı iş birliği içinde çalışmalar yürütüyoruz. Bunun yanı sıra uzun yıllardır gerçekleştirdiğimiz Çevre Ödül Yarışması ve bu sene güncellediğimiz adıyla EBSO Yeşil Dönüşüm Ödülleriyle üyelerimizin çevreyi korumaya yönelik projelerini ve yatırımlarını destekliyor; iyi uygulamaların ödüllendirilmesini, sektördeki diğer üyelerimizin teşvik edilmesine katkı sağlıyoruz. Ayrıca önceki binamızda olduğu gibi, yeni binamızda da oluşan tüm atıkların kaynağında ayrı biriktirilmesi, atık türüne göre lisanslı firmaya teslim edilerek geri kazanımı ve/veya bertarafının sağlanması amacıyla, sistemimizi kurduk. Çalışanlarımızın katkıları ile atıkların kaynağında ayrılması ve çevreye zarar vermeden geri kazanımı/bertarafını da sağlıyoruz. Özetle, EBSO olarak sürdürülebilirliği yalnızca bir çevre politikası değil, sanayimizin geleceğini güvence altına alan bir kalkınma vizyonu olarak görüyoruz. Odamızın konuyla ilgili yaklaşımı sürdürülebilir üretim anlayışını benimseyen bir sanayinin, hem doğayı koruyacağı hem de yarının rekabetçi ekonomisini inşa edeceği şeklinde. Bu vizyonla rekabetçi ve geleceğe hazır bir sanayi için çalışmaya ve bu dönüşüm sürecinde üyelerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.”



Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.