ENSİA, Temiz Enerjide kümelenme vizyonunun en önemli aktörü…
Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Başkanı Elvan Aygün Aybar, "Türkiye’nin 2035 yılında rüzgâr ve güneşte 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi, bu açıdan çok değerli bir yol haritası sunuyor. Bugün yaklaşık 40 bin MW seviyesine yaklaşan rüzgâr ve güneş kurulu gücümüzün 2035’e kadar üç katın üzerinde büyümesi bekleniyor. Bu büyüme yalnızca enerji üretiminde değil; sanayide, istihdamda, ihracatta ve teknolojik gelişimde de büyük bir çarpan etkisi yaratacak" dedi

Elvan Aygün Anbar
Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA)
Yönetim Kurulu Başkanı
Dünya üzerinde gelişmiş ülkelerin ortak özelliğinin, enerji bağımsızlıklarını tamamen ya da büyük ölçüde kazanmış olması elbette tesadüf değil…
Enerjiyi üretmek başlı başına bir maharet olmaktan çıkıyor; doğaya, insana ve çevreye saygılı enerji üretimi ülkelerin ve şirketlerin rekabetçi yapılarının ayrılmaz unsuru oluyor. Dolayısıyla enerji sektörü yalnızca ekonomik bir başlık değil; ülkelerin bağımsızlık, rekabet gücü ve gelecek güvenliği sorunu olarak öne çıkıyor.
Küresel jeopolitik gerilimler, tedarik zinciri kırılmaları, iklim krizi ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, devletlerin enerji politikalarını yeniden şekillendiriyor. Güçlü olmak yalnızca enerjiye erişebilmekle değil; o enerjiyi yerli, temiz, sürdürülebilir ve verimli şekilde üretebilmekle mümkün hâle geliyor.
-Kopya1021107173.webp)
PARADİGMALARIN TAM MERKEZİNDEYİZ
Ülkemiz ise bu paradigmaların tam merkezinde yer alıyor. Son 25 yılda elektrik enerjisi kurulu gücünü yaklaşık beş kat artırarak 126 bin Megavat (MW) seviyesine çıkaran Türkiye açısından bakıldığında, bu dönüşüm çok daha stratejik bir anlam taşıyor.
Büyüyen sanayimiz ve artan nüfusumuzun getirdiği elektrik talebiyle daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyoruz. Bu yolculukta enerji arz güvenliğimizi güçlendirmek, dışa bağımlılığı azaltmak ve iklim hedefleriyle uyumlu bir kalkınma modeli oluşturmak zorundayız.
Enerji sanayicileri olarak ülkemizin 2035 yılı kurulu güç hedeflerini bu açıdan stratejik önemde görmekteyiz. Güneş ve rüzgâr enerjisi özelinde 2035 yılında 120 bin MW kurulu güce ulaşacak Türkiye, bu alanda küresel bir aktör olarak öne çıkacak.
Bu tablo, önümüzdeki dönemin yalnızca daha fazla üretim değil, daha akıllı ve daha verimli üretim dönemi olacağını gösteriyor.
Rüzgâr endüstrisi açısından rekorlar yılı olarak kayıtlara geçen 2025’te, 2 bin 141 Megavat (MW) kurulu gücünde rüzgâr enerjisi santralini devreye alan ülkemiz, dünya genelinde 7’nci, Avrupa’da ise Almanya’nın ardından 2’nci sırada yer aldı.
TEMİZ ENERJİNİN KÜMELENME MERKEZİ ENSİA
Temiz enerji sektörünün kümelenme adresi olan Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) olarak, 16 bin MW’a ulaşan bu büyük enerji yatırımlarının hayata geçirilmesine katkı koyan tüm ana ve yan sanayi firmalarımızı kutluyoruz.
Ülkemizin 2035 yılı için belirlediği kurulu güç hedeflerine ulaşmasında, bugüne kadar elde edilen başarının en önemli motivasyon kaynaklarından biri olduğunu vurgulamamız gerekiyor. Gelecek dokuz yılda rüzgâr enerjisi kurulu gücümüzü, 5 bin MW seviyesinde denizüstü rüzgâr santrallerini de kapsayacak şekilde 45 bin MW’ın üzerine taşımayı hedefliyoruz. Bu hedef, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelin ve önümüzdeki dönemde gerçekleştirmemiz gereken yatırımların büyüklüğünü açık biçimde ortaya koyuyor.
Sadece rüzgâr ve güneş enerjisinde sahip olduğumuz potansiyel ile en az dört Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye sahibiz. Ulusal Enerji Planı’ndaki 2035 hedeflerimize ulaşabilmemiz için her yıl en az 3 bin MW rüzgâr ve en az 5 bin MW güneş enerjisi santralini devreye almamız gerekiyor.
Bu hedefi başardığımızda, gerek yurttaşlarımızın gerekse sanayicilerimizin enerji maliyetlerinde gözle görülür bir iyileşme sağlayacağız.
Elbette bugünün dünyasında insana, çevreye ve doğaya saygılı olmayan bir üretim anlayışının küresel rekabet ortamında varlık göstermesi giderek zorlaşıyor. Bununla birlikte, üretilen enerjinin yerli kaynaklara dayanması ve yerli ekipmanlarla üretilmesi de kritik önem taşıyor.
Enerji sektörünün tüm alt bileşenlerinden oluşan değer zincirinin her halkasında yerli ve rekabetçi üretimle var olmak, en az enerjinin temiz olması kadar stratejik bir öncelik haline gelmiş durumda.
Bu noktada yenilenebilir enerji kaynaklarımız, Türkiye’nin mukayeseli üstünlüklerinin başında geliyor. Rüzgârımız, güneşimiz, jeotermal kaynaklarımız, biyokütle potansiyelimiz ve hidroelektrik altyapımız; enerji bağımsızlığı hedefimizin doğal sermayesi olarak öne çıkıyor. 126 bin MW’ı bulan kurulu gücümüzün 78 bin MW’tan fazlasının yenilenebilir kaynaklardan oluşması, doğru istikamette ilerlediğimizi gösteriyor.
SANAYİ EKOSİSTEMİ KURMA VİZYONU
Yenilenebilir kaynakların kurulu güçte %62,4 paya ulaşması, enerji dönüşümünün artık bir gelecek vizyonu değil, bugünün somut gerçeği olduğunu ortaya koyuyor.
Ancak bu başarıyı kalıcı hale getirmek için yenilenebilir enerji yatırımlarını yalnızca santral kurulumundan ibaret görmemeliyiz. Asıl mesele; rüzgâr türbininden güneş paneline, jeneratörden kuleye, invertörden kabloya, enerji depolama sistemlerinden dijital izleme teknolojilerine kadar uzanan geniş bir sanayi ekosistemi kurabilmektir.
Enerjide bağımsızlık, sadece kaynağın yerli olmasıyla değil, teknolojinin, mühendisliğin, üretimin ve insan kaynağının da yerli kabiliyetlerle güçlenmesiyle mümkündür.
Türkiye’nin 2035 yılında rüzgâr ve güneşte 120 bin MW kurulu güce ulaşma hedefi, bu açıdan çok değerli bir yol haritası sunuyor. Bugün yaklaşık 40 bin MW seviyesine yaklaşan rüzgâr ve güneş kurulu gücümüzün 2035’e kadar üç katın üzerinde büyümesi bekleniyor. Bu büyüme yalnızca enerji üretiminde değil; sanayide, istihdamda, ihracatta ve teknolojik gelişimde de büyük bir çarpan etkisi yaratacak.
Bu noktada iyi niyetli bir uyarıyı es geçmemek gerekiyor.
Hedeflerin büyüklüğü kadar, bu hedeflere ulaşırken kullanılan yöntemler de kritik önem taşıyor. Daha hızlı izin süreçleri, güçlü şebeke altyapısı, depolama yatırımları, öngörülebilir mevzuat, finansmana erişim ve yerli ekipman üretiminin desteklenmesi, enerji dönüşümünün temel başlıkları arasında yer alıyor. Türkiye’nin rüzgârı ve güneşi var; fakat bu potansiyeli değere dönüştürecek sanayi iradesini, teknoloji kabiliyetini ve yatırım ortamını aynı anda güçlendirmek zorundayız.
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.








