İzmir’in 74 yıllık makine devinde bayrak değişimi… Başkanlığı kızına bıraktı
İzmir’de 1952 yılından bugüne tam 74 yıldır makine üretimi yapan Dirinler Makina, üretimde seri makinelerden çok özel proje makinelerine doğru ciddi bir dönüşüm yaşarken, yönetimde de aile şirketlerine örnek bir modelin temellerini atıyor. Mustafa Dirin, üç ay önce alınan bir kararla Yönetim Kurulu Başkanlık görevini kızı Nihan Dirin’e bıraktı. Mustafa Dirin, “Üç yıldır kurumsallık çalışması içindeyiz. Klan yönetiminden çıkıp, kurumsallaşma yolunda ilerliyoruz. Geleceğe doğru taşları döşedik. Kızım Nihan’dan sonra küçük kızım Feyzan, sonra da oğlum Berat görevi devralacak” diyor. Mustafa Dirin, “Çalışmayı çok seviyorum. Ben hayatta hiç sıkılmadım. Eğer güzel bir şeyler yapmak istiyorsanız sıkıntı duymuyorsunuz. Bir daha dünyaya gelsem, aynı hayatı yaşamak isterdim” ifadesini kullanıyor

İzmir’de 1952 yılından bu yana takım tezgahı ve pres imalatı yapan, son yıllarda seri makinalardan çok özel projelere yönelen Dirinler Makina, üretimin yanı sıra yönetimde de büyük bir dönüşüm yaşıyor.
İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki tesislerinde üretim yapan Dirinler Makina’nın ikinci kuşak temsilcisi Mustafa Rebil Dirin, kurumsallaşma çalışmaları kapsamında üç ay önce verilen bir karar ile Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini kızı Nihan Dirin’e bıraktı.
76 yaşında olan Mustafa Dirin, “Üç yıldır kurumsallık çalışması içindeyiz. Klan yönetiminden çıkıp, kurumsallaşma yolunda ilerliyoruz. Geleceğe doğru taşları döşedik. Daha önceki kararımız benim 78 yaşında başkanlığı bırakmam yönündeydi. Fakat üç ay önce Yönetim Kurulu Başkanlığını büyük kızıma devrettim. Nihan Dirin’den sonra başkanlığı küçük kızım Feyzan Dirin Gülcan, Feyzan’dan sonra da Berat Tuncay Dirin üstlenecek” dedi.

Hep güler yüzü, çalışkanlığı ve hoş sohbeti ile tanıdığımız Mustafa Dirin, Tek Referans Genel Yayın Yönetmeni Sinan Doğan ve Yazı İşleri Müdürü Özlem Sarsın’a gençlere taş çıkartan bir heyecanla Dirinler Makina’nın faaliyetlerini ve gelecek vizyonunu anlattı.
“AYNI UÇAĞA BİNMEMİZ YASAK”
Mustafa Dirin, “Yaklaşık üç yıldır kurumsallık çalışması içindeyiz. Bir danışman firma ile çalışıyoruz. Organizasyon şemasını hazırladık. Profesyonel arkadaşlarımızın görev talimatları hazır. Yönetim kurulunu oluşturduk. Çocuklarımla beraber asli yönetim kurulu üyesiyiz. İş insanı olan iki bağımsız yönetim kurulu üyemiz var. Her ay bir toplantı yapıyoruz ama olağanüstü toplantı da gerçekleştiriyoruz. Operasyonellik için kurumsallığı biraz daha kuvvetlendireceğiz. Yönetim kurulu karar mercidir, icra mercii değildir. Şu an icrayı güçlendirmek için çaba gösteriyoruz” bilgisini verdi.
Kurumsallaşmanın bazı zorunlu kuralları da olduğunu hatırlatan Dirin, yönetim kurulundan iki kişinin örneğin bir fuara gidilecekse aynı uçağa binmediğini, aynı arabada seyahat etmediğini söyledi.

“BİR DAHA DÜNYAYA GELSEM, AYNI HAYATI YAŞAMAK İSTERDİM”
Mustafa Dirin, “Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden ayrılsam da hayatım boyunca sorumluluk üstlenmeye alıştım. Sanırım çalışmayı çok seviyorum. Ben hayatta hiç sıkılmadım. Eğer güzel bir şeyler yapmak istiyorsanız sıkıntı duymuyorsunuz” dedi.
"Bir daha dünyaya gelsem. aynı hayatı yaşamak isterdim" diyen Dirin, şunları söyledi: “Babam Cemal Dirin'in yanında çok küçük yaşta işe başladım. 8-10 yaşındayken ayağıma demir talaşı batmış biriyim. Tornacıların, demircilerin arasında geçti çocukluğum. Mithatpaşa Meslek Lisesi’ni bitirdim. Tatillerde hep işteydim. Gece makine mühendisliği okurken, gündüz çalışıyordum. İş hayatına girdikten sonra da günde 12-16 saat çalıştım. 60 yıldan fazla olan iş hayatımda ciddi bir teknolojik birikime sahip olduğumu sanıyorum. Yetiştirdiğim ustalar, mühendisler var. Çıraklarımızdan biri bizde şu an yönetici olarak çalışıyor.”

“DENİZDE, HAVADA, KARADA, DEMİRYOLUNDA VARIZ”
Dirinler’in üretimde büyük bir dönüşüm yaşadığını belirten Mustafa Dirin, seri üretim firmasının yanında, özel projeler yapar hale geldiklerini vurguladı. Dirin, “Şablonlarımız çok büyüdü. Küçük makineler bize çok fazla yetmiyor. Hatlar düzenliyoruz. 5-6 makine art arta üretiyoruz. Bosch’a 16 saniyede parça üreten bir tesis yaptık. Yine Bosch’un Polonya Fabrikası’na 4,5 saniyede parça üreten bir makine imal ettik. 3,5 yıl önce savunma sanayi firmaları geldi bize. Onlara kovan üreten makineler, CNC tornalar, frezeler yaptık. Bize otomobil parçası getirdiler. 36 eksenli bir freze makinesi yaptık. Yine bir firma denizaltı işlemek için makine istedi. Onlara da denizaltı işleme makinesi yapıyoruz. Gölcük’te altıncı denizaltı işleniyor şu anda. İsviçre’de helikopter parçaları işleyen bir makinemiz 12 yıldır çalışıyor. Ankara’da bir savunma sanayine parça işleyen makinemizde hassas parçalar işleniyor. Demiryollarının tekerlek işleme makineleri yapıyoruz. Vagonun kaportasını, kapılarını, pencerelerini işleyen makine TÜRESAŞ’ta çalışıyor” diye konuştu.
Türkiye’de artan maliyetlerin sanayi sektörünü olumsuz etkilediğine değinen Dirin, “Bırakın Çin’le rekabeti, İtalyanlarla, İspanyollarla bile rekabet edemiyoruz. Bu maliyetlerle nasıl rekabet edelim?” dedi.
DİRİNLER’DEKİ UYGULAMA BURSA SANAYİSİNE MODEL OLDU
İzmir Mithatpaşa Meslek Lisesi mezunu olan Mustafa Dirin, teknik mesleki eğitimle ilgili Dirinler Makina’da yaptıkları çalışmaları şöyle anlattı: “Meslek lisesi çıraklık eğitimi ülkelerin kalkınma için yapmak zorunda oldukları bir uygulama. Ben EBSO adına 1983 yılında Almanya’ya çıraklık eğitimini incelemeye gittim. 125 senedir çıraklık eğitimi uyguladıklarını söylediler. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra çabuk toparlanmalarının nedeninin birincisi Amerikan sermayesi, ikincisi üniversitelerimiz, üçüncüsü çıraklık okulu dediler. Orada gördüğüm sistemi burada uygulamaya çalışıyorum. Şu an 50 öğrencimiz var. Mezun olanların yüzde 99’u bizde çalışmayı tercih ediyorlar. Herkes eleman sıkıntısı yaşar, biz hiç yaşamayız. Her sene 7-8 kişi bizim üretim gücümüze dahil olur. Askere giden kişi bir işini, ikincisi sevdiğini düşünür. Biz sevdiği için bir şey yapamayız ama ona dönüşte iş garantisi veririz. Bursa’da Soylu Kalıp firması bizde gördüğü modeli kendi tesisinde uygulamaya başladı. Başka bölgelere model olduk. Bir sanayi tesisinin eğer 100 kişinin üzerinde çalışanı varsa, kendi çıraklık okulunu kurması efektif olur.”
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.







