Tek Referans Logo

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Da Vinci Robotik Cerrahi - Bazekol Sağlık Grubu

İzmir’in hafıza mekanı Yaşar Müzesi, kentin sokaklarında dolaşacak!

Nisa Ketenci profil fotoğrafı
YazarNisa Ketenci

İzmir’in en genç müzesi olan 9 aylık Yaşar Müzesi, mimarisi, düzenlediği etkinlikler ve hedefleri ile oldukça iddialı. Yaşar Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, İzmir’in kültürel birikimini, Türk resminin hafızasını taşıyan müzelerini dört duvar içinde düşünmediklerini belirtiyor. Gölcük, Ekim ayında iki yeni sergiyle ziyaretçilerle buluşacaklarını belirtirken, “İnsanlar bizi sokaklarda, meydanlarda görecek” diyor. Gölcük, Kasım ayında ise çocuklara müzede iyi vakit geçirebileceğini gösteren sürpriz bir etkinlik yapacaklarını belirtirken, “Çocuklar o gün müzeyi ele geçirecek” ifadesini kullanıyor. Gölcük, “Biz Umurbey Mahallesi’ndeyiz ama tüm bu coğrafya benim oyun alanım. Bu ildeki çocuğu, yaşlısı, genci herkesi paydaşımız olarak görüyoruz” görüşünü dile getiriyor

Yaşar Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, hayal ettikleri projeleri muhabirimiz Nisa Ketenci'ye anlattı
Yaşar Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, hayal ettikleri projeleri muhabirimiz Nisa Ketenci'ye anlattı

İzmir’in kültürel ve toplumsal birikimini bir kent hafızası olarak ele alan Yaşar Müzesi; sergilediği eserler ve gerçekleştirdiği atölyelerle kentte yaşayanları geçmişle buluşturuyor. Müzeyi pazartesi günü hariç her gün saat 10.00 ile 18.00 arasında gezmek mümkün. Uzun yıllar Troya Müzesi Müdürlüğü yapan, Türkiye'de müzeciliğin önde gelen isimlerinden olan Yaşar Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük; müzenin misyonunu ve gelecek dönem projelerini, İzmir’in kökleriyle bağlantılı olarak anlattı.

Un fabrikası olarak kullanılan ve tarihi 1895 yılına dayanan müze binası, Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından restore edilerek Ocak 2026’da ziyaretçilerine kapılarını açtı. Müze Müdürü Rıdvan Gölcük, süreci şöyle anlattı: “1967 senesinde Yaşar Holding’in Kurucusu Rahmetli Selçuk Yaşar, genç ressamları ve Türk resmini desteklemek amacıyla DYO Resim Yarışmaları’nı yapmayı düşündü. Yarışmalar 1967’den 2022 yılına kadar devam etti. Koleksiyon gittikçe büyüdü ve uzunca bir süre, ‘Bu eserler için yeni bir müze lazım’ meselesi konuşuldu. Ardından geçmişte Yaşar Üniversitesi binası olarak kullanılan bu binanın Yaşar Müzesi’ne dönüşmesine karar verildi. Bundan 10 yıl önce burada restorasyon başladı ve 17 Ocak 2026’da Yaşar Müzesi ziyarete açıldı.”

BAŞKA BİR MÜZEDE BU ESERLERİ BİR ARADA GÖRMEK İMKANSIZ

Müzenin merkezinde DYO resim koleksiyonunun yanı sıra arkeoloji ve kilim koleksiyonlarının da bulunduğunu söyleyen Rıdvan Gölcük, “Güzel Sanatlar Müzesi ya da Resim Heykel Müzesi Türkiye’de çok çok az. Hele ki Cumhuriyet sonrası Türk resmine ait koleksiyon sergileyen müzeler bir elin parmağını geçmez. O yüzden bizim DYO resim koleksiyonumuzun son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Başka bir müzede Devrim Erbil’i, Balkan Naci İstemihan’ı, Yalçın Gökçebağ’ı, Nurullah Berk’i, Birol Doğançay’ı hepsini beraber görmenin imkanı yok. Bu nedenle resim koleksiyonumuzun öne çıktığını söyleyebilirim” dedi.

“YARIŞMANIN İLKİNİ METİN ELOĞLU KAZANDI”

DYO Resim Yarışmaları’nın, sanatçıların mesleki yaşamlarının nasıl şekilleneceği bilinmediği için zaman içerisinde çok kıymetli hale geldiğini söyleyen Gölcük, “Yarışmanın ilk kazananı olan Metin Eloğlu o zaman gencecik bir ressamdı. Fakat şu an çok önemli bir şair olarak biliniyor. Ressam Birol Doğançay yarışmayı 6 kez kazandı. Birol Doğançay’a baktığınız zaman yıllar içerisinde çizgisinin değiştiğini görüyorsunuz. Bu sebeple bu koleksiyonda ressamların sanat hayatlarının nasıl geliştiğini ve Türk resim sanatının nasıl bir seyir izlediğini anlayabilirsiniz. Bir diğer önemi ise yarışmada 2 yıl hariç hiç tema verilmedi. Bu nedenle yıllar içerisinde ressamların çalıştığı farklı temalarla Türkiye’nin değişimine tanıklık ediyoruz. Çok uzun soluklu bir yarışma olması da bunu okuyabilmemizi sağlıyor” dedi.

ÇOCUKLAR MÜZEYİ ELE GEÇİRECEK

Çocuklara müzede iyi vakit geçirilebildiğini gösterilmesi gerektiğini söyleyen Gölcük, “Kasım ayında Takeover Day yapacağız. Çocuklar müzeyi ele geçirecek. Birkaç hafta önce sosyal medya üzerinden çocuklara ‘Müzeyi ele geçirmek ve bizim görevlerimizi siz yapmak ister misiniz?’ diyeceğiz. Çocuklar aileleriyle beraber gelecekler, burada bir oryantasyon süreci geçireceğiz. Sonra görevleri dağıtacağız. Sabah 10 gibi başlayacak ve akşam 5 gibi müzeden çıkacaklar. Onlara simülasyon görevleri yaptıracağız. Örneğin seramik objeyi belirli ölçülerde kırıp gerçekten onun restorasyonunu yapacaklar. Çocuklar bir saat bu görevleri yaptıktan sonra 45 dakika atölye gerçekleştireceğiz. Çocuklar ve yeni nesil için müzeler oldukça sıkıcı görünüyor. Dolayısıyla çocuklara müzede iyi vakit geçirilebildiğini kanıtlamamız lazım” bilgisini verdi.

“BİR MÜZE SOKAĞINI DEĞİŞTİREMİYORSA HİÇBİR ŞEYİ DEĞİŞTİREMEZ”

Müzelerin duvarları olduğuna inanmadığını söyleyen Gölcük, “Gezici Bavul müze projemiz var. Her okul ve her öğrenci bu müzeyi ziyaret etme imkanı bulamıyor. Bu sebeple İzmir’in belirli mahallelerine ve köylerine bir müze kiti götüreceğiz. İçerisinde kazı kiti, restorasyon kiti ve resim yapma kiti olacak. Müzeyi çocukların ayaklarına götürmek projesi aslında. Çünkü ben müzelerin duvarları olduğuna inanmıyorum. Müzeler toplumla nefes alıp vermeli, toplumla beraber hareket etmeli. Hatta çok sık söylediğim bir laf vardır: ‘Bir müze sokağını değiştiremiyorsa hiçbir şeyi değiştiremez.’ O yüzden bir müzenin kentle ilgili büyük bir görevi olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Sürpriz bir etkinlikleri olacağından da bahseden Rıdvan Gölcük, “Ekimin başını bulabilir başlamamız ama insanlar bizi sokaklarda, meydanlarda görecek. Yeni yılda da iki tane yeni sergimizle ziyaretçilerimizle bir araya geliyor olacağız” dedi.

“BİR MÂNİNİZ YOKSA” MÜZEYİ BERABER GEZELİM

Müzelerin genellikle kendilerini kültürel olarak üst bir pozisyona konumlayıp ‘Biz buradayız, geliyor musunuz, gelmiyorsanız sizin sorununuz’ gibi üstten bir bakış sergilediğini vurgulayan Gölcük, şunları söyledi: “Bizim çarşamba günleri yaptığımız rehberli müze turunun adı bu sebeple Göz Hizası. Yani beraber bakıyoruz. Aynı zamanda sergi salonunun ortasında yaptığımız bir projemiz var. Adı Bir Mâniniz Yoksa. Çocukluğumda sıkça söylenen bir cümleydi. Annelerimiz komşuya gönderir, ‘Bir mâniniz yoksa bu akşam annemler size gelecek’ dedirtirdi. Biz de buradan yola çıkarak bir ev buluşması gibi yapmak, o kalın ve yüksek duvarları aşağıya indirmek, gelen ziyaretçiyi yüreklendirmek adına yola çıktık.”

“İZMİR’İ YAŞAYAN BİR BEDEN GİBİ DÜŞÜNELİM, MÜZELER DE BU BEDENİN HAFIZALARI”

Müzelerin toplumsal gerçekliklerle bağlı hareket etmesi gerektiğini söyleyen Rıdvan Gölcük, “Şimdi şu camdan baktığımız zaman biraz ileride Meles Deresi’ni görüyoruz. Homeros’un doğduğu Meles Deresi. Burada Homeros varsa demek ki benim gidip orada İlyada okumam gerekiyor. Mesela o delta kurumuş. O deltanın tekrar su tutması ve oradaki çevre kirliliğinin sonlanması için bir müze olarak da misyonumuz olduğunu düşünüyorum. Bunları şunun için anlatıyorum: Tüm bu coğrafya benim oyun alanım. Bu ildeki çocuğu, yaşlısı, genci herkesi paydaşımız olarak görüyoruz. Umurbey Mahallesi’ndeyiz. Darağaç arkada, Ege Mahallesi arkada. Ben Ege Mahallesi’nden ayrı nefes almamalıyım. Bu sebeple bizi köyde de, sokakta da insanlar görecek. Temelde müzeciliğe bakış hikayemizin mantığı bu” diye konuştu.


Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.