İzmir sanayisinin kalbi İAOSB yönetiminden ‘tam hız yatırım’ mesajı
İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi, EBSO’nun 100 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde 2025 yılında bölgeden 30, İstanbul Sanayi Odası’nın 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde ise 11 sanayi tesisi yer almayı başardı. Bölge imalat gücünün, istihdamının ve ticaret hacminin yanı sıra sürekli proje üreten, sürekli tesis kuran, daha fazla ilerlemeyi hedefleyen dinamik özelliği ile de dikkat çekiyor. Sanayi sektörlerinde yaşanan sıkıntıya rağmen İzmir Atatürk OSB Yönetim Kurulu, eğitime, çevreye, teknik insan gücüne yönelik yatırımlarına ara vermiyorlar

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi, üretim gücü ile Türkiye’nin önde gelen sanayi bölgelerinden biri. EBSO’nun 100 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde 2025 yılında bölgeden 30, İstanbul Sanayi Odası’nın 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde ise 11 sanayi tesisi yer almayı başardı. Bölge imalat gücünün, istihdamının ve ticaret hacminin yanı sıra sürekli proje üreten, sürekli tesis kuran, daha fazla ilerlemeyi hedefleyen dinamik özelliği ile de dikkat çekiyor. Sanayi sektörlerinde yaşanan sıkıntıya rağmen İzmir Atatürk OSB Yönetim Kurulu, eğitime, çevreye, teknik insan gücüne yönelik yatırımlarına ara vermiyorlar.
Tekreferans.com Sanayi Sohbetleri olarak İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace ile Yönetim Kurulu Başkan Vekili Cem İnam, Yönetim Kurulu Üyeleri Fesih Demirer, Melih Dirin ve Gökhan Aksın ile konuştuk.

ÇEVRECİ YATIRIMLARA DEVAM
Cenk Bey, geçtiğimiz günlerde bölgenizde çamur kurutma tesisinin açılışını gerçekleştirdiniz. Bu tesisle ilgili bilgi verebilir misiniz?
CENK KARACE: Bölgemizde bir çamur kurutma tesisini yaptık ve hizmete açtık. Açılış törenine Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan ve milletvekillerimiz katıldı. Bölgemizde kurulu arıtma tesisinden temize yakın su ve çamur çıkıyor. Temize yakın suyu Çevre Bakanlığımızın müsaadesiyle denize gönderiyoruz. Çamuru da çamur yatakları olarak ayrılan bölgelere gönderiyorduk. Çamuru nakletmek için para da harcıyorduk. Bu doğru yöntem değildi. Şimdi kurduğumuz tesiste çamuru kurutup çimento fabrikalarına geri dönüşüm yakıtı olarak vereceğiz. Toplamda 170 milyon TL mertebesinde yatırım oldu. Çok çevreci bir yatırım olduğunu düşünüyoruz, suyu arıtıp tekrar sanayicimize uygun bedelli kullanım suyu olarak vereceğiz. Sanayicimiz bu suyu gönül rahatlığıyla kullanabilecek. Büyükşehir’den yüksek bedelli alıyoruz suyu. Hem ekonomik olacak hem de İzmir üstündeki su yükünü azaltacağız. Sanayicimize de uygun fiyatlı su vereceğiz.

Cem Bey, hem EBSO hem İSO’nun açıkladığı en büyük sanayi kuruluşları listesinde bölgenizden çok sayıda şirket yer aldı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
CEM İNAM: İAOSB, İzmir ve Türkiye’nin sanayi üssüdür. 600’den fazla fabrikamız var. 55 bin çalışan bulunuyor. 4,5 milyar dolar ihracat yapıyoruz. İthalatımızdan fazla ihracatımız var. Türkiye’ye döviz kazandıran bir bölgeyiz. EBSO’nun açıkladığı 100 büyük kuruluşun 30’u da bizim bölgemizde üretim yapıyor. İSO 500 Büyük Listesi’nde 11 firmamız var. Oldukça stabil üretim yapan bir organize sanayi bölgesiyiz. Uzun zamandır hiç boş parselimiz yok. Kendimize kalan 7 parselde uygun fiyatla kiralayacağımız fabrikalar yapıyoruz. Ağustos ayında bitecek, 1 Eylül’den itibaren kiracımıza orada hizmet sunacağız. En az iki üç katı talep geldi. Yine buraları ihale ile kiralayacağız. Ancak bu talep bize moral kaynağı oldu.

SIRA TEKNİK ÜNİVERSİTEDE
Bölgenizin teknik mesleki eğitime verdiği önemi de biliyoruz. Bu konuda yeni hedefleriniz var mı?
CEM İNAM: En güçlü kaslarımızdan biri eğitim. Özel İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Nedim Uysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisemizi yaratan ve bugüne kadar getiren herkese teşekkür ediyoruz. Çok başarılı oldu. Meslek lisemizde iki program var; Anadolu Teknik ve Anadolu Meslek Lisesi. 600 öğrenci kontenjanında 550 öğrencimiz var. Anadolu Teknik’te eli anahtar tutan mühendisler yetiştiriyoruz. Anadolu Meslekte ise mezun olduğunda kendi işini yapacak meslek erbabı yetiştiriyoruz. Teknik Lise’de LGS puanına göre öğrenciler alınıyor, Anadolu Meslekte yetenek sınavı da yapıyoruz ama çocuk bu işi yapmak istiyor mu? Bunu soruyoruz. Amacımız mezun olduğunda bu işi yapma konusunda yüzde 90 orana ulaşmak. Türkiye’de bu oran yüzde 20 hatta daha altında. Mezun çocuklarımızın iş sorunu yok. İş bulamayan varsa gelsin iş buluruz.

Diğer eğitim projeleriniz hakkında da bilgi verebilir misiniz?
CEM İNAM: Geçen yıl çok güzel bir anaokulu yaptık. Fiziki olarak belki Ege’deki en iyi okuldur. Biz yaptık ama sanayiciden de destek aldık. İçini kaliteli eğitimle dolduracağız. İzmir’in, Ege’nin gözbebeği anaokullarından biri olacak. Sabahat Dirin adını taşıması da çok iyi bir anı oldu. Bölgemize teknik üniversite mutlaka gerekiyor. Başta üniversite sanayi işbirliği için bu şart. Üniversitenin sanayiye verebileceği çok şey var ama o konuda Türkiye’de yeterli değiliz. Sanayi ile kol kola girmiş, birlikte üreten, tasarlayan, fikir veren, çıktıları sanayicilerin ticarileştirdiği bir iş birliğinin adımlarını atabiliriz.

ÇİN SIKINTISI BÜYÜK
Sizin makine sektöründe olduğunuzu biliyoruz. Sektörünüzün genel durumu nasıl?
CEM İNAM: Biz gıda makineleri, çikolata makineleri yapıyoruz. Türkiye’deki üretimde şu an için büyük sıkıntı görünmüyor. Yurtiçine, az olsa da yurtdışına satabilecek pazar buluyoruz. Fakat giderek pazar daralıyor ve fiyat odaklı hale geldi. Fiyat kalitenin önüne geçti. Karlılıklar çok düştü. Ya işi alamayacaksınız ya cüzi karlarla iş yapacaksınız. Bu ortamda nasıl kendinizi geliştirebilirsiniz? Bu kaynaklarla şirketler nasıl Ar-Ge ve yatırım yapabilecek? 2024’ten beri günü kurtarıyoruz. Ama seri makine üretimi yapan yerlerde büyük sorun var. Onlar Çin ile rekabet edemiyorlar. Müstakil olarak firmalarımızın bu konuda yapacakları pek bir şey yok. Burada devlet planlaması gerekiyor. Çin devleti bunu yapıyor. Bunu yapamazsak rekabet giderek zorlaşacak. Bizler teknoloji, satış sonrası hizmetler, lojistikte iyiyiz. Müşteri isteğine göre tasarım, esnek üretim yapabiliyoruz. Ama onların da ölçek ekonomisi çok farklı. Yani sıkıntı büyük. Teşviklerin sektör ve proje bazlı olması gerekiyor. Her konuda teşvik verilmemeli. Sanayici olarak bir numaralı sıkıntımız döviz kuru. 2024 yılından bu yana kur ve enflasyon arasındaki fark açıldı. Ben hesap yapmayı bıraktım. Bu makas farkı bizi rekabette geriye götürüyor. Alıcı, ‘Çinli zam yapmadı, siz Türk makinecileri neden bu kadar zam yaptınız?’ diyor. Dolayısıyla bizim ekonomik durumu düzeltmemiz lazım.

Fesih Bey, siz hazır giyim sektöründe faaliyet gösteriyorsunuz. Sektörün Türkiye ekonomisi ve istihdam açısından önemini sizden dinleyebilir miyiz?
FESİH DEMİRER: Hazır giyim çok öncü bir sanayi sektörü. Ben 18 yıldır Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetimindeyim. Türkiye’nin kilogram başına ihracat değeri 1,5 dolar. Hazır giyim ve konfeksiyonda ise 2025’te 21,3 dolar. Çukurova’da, Söke’de 2,5 dolar olan pamuğun kilogram fiyatını 21,3 dolara çıkarıp satıyoruz. Biz evde olan iş gücünü değerlendiriyoruz. Van’da iki fabrikam vardı. Geçen yıl birini kapattım. Van’da çalışmayan kadınlara iş imkanı sunuyoruz. ‘Bu ülkede yapılamaz’ demek bu sektöre en büyük haksızlık. 32 yıldır bu sektördeyiz ama tarihimizin en zor döneminden geçiyoruz. Bu zorluğun temel sebebi, kur politikası nihayetinde. Çok pahalı kalıyoruz. Dünyada bütün rakiplerimizin brüt maaş gelirleri 200 USD civarında iken bizim ödediğimiz asgari ücret, sigorta, yol yemek, bütün masrafları koyduğunuzda 1000-1100 dolara mal oluyor. Ben Türkiye’nin dinamiklerine güveniyorum. Kur politikasında bir değişiklik, yetişmiş iş gücü ve güçlü tedarik zinciri ile hızlı bir şekilde toparlar. Ama biz 2024-2025’te çok zayıfladık. 1990’lı yıllarda bölgenin dörtte biri tekstilciydi. İlk firma Dünya Tekstil’di, sonra Vizon Tekstil ve diğerleri geldi. Çok büyük tekstil firmaları vardı. Şu an fason atölyeleri ile birlikte bölgede 10’a yakın firmayız .

“EN BÜYÜK KORKUMUZ TEDARİK ZİNCİRİNİN KIRILMASI”
Üründe katma değeri yükseltmek sizi rahatlatır mı?
FESİH DEMİRER: Geçen yıl 27 milyon dolardı ciromuz. İzmir’de ilk 10’da yer aldık. Satışımızın yüzde 100’ünü, kendi koleksiyonumuzla yaptık. Tekstil sektörümüzün böyle bir problemi yok. 20 yıl önceki gibi değil Türkiye artık. Bizim dizayn ve tasarım gücümüz var, dünyanın en güçlü tedarik zincirlerine sahibiz. Boyahane, nakış açısından güçlü tedarik zincirine sahibiz. Ama son iki yıldır tedarik zincirimiz kırılmaya başladı. Sektör olarak en büyük korkumuz, bu tedarik zincirinin kırılması. Boyahane kapanıyor, baskıcılar, nakışçılar çekiliyor. Bu üreticiler zincirden çekildiğinde bir gün ihtiyaç olduğunda, sipariş aldığınızda, boya yapacak boyahane, baskı yapacak baskıcı bulamazsınız. Bu işleri yapamaz hale gelebiliriz.
Siz Van’daki fabrikanızı kapattığınızı söylediniz. Hangi adımlar atılırsa o fabrikayı tekrar açarsınız?
FESİH DEMİRER: Devlet 6. Bölgede, teşvikler veriyor ama çok sıkıntı var. Asgari ücret İstanbul’da da aynı Van’da da aynı. Lojistik maliyetlerindeki artış, ciddi bir şekilde yük getiriyor. Bugün Karadeniz, İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da teksil ve hazır giyim sektörü için büyük bir iş gücü potansiyeli var. Bunu aktif hale getirmeniz gerekiyor. Devletin kur politikasının ciddi şekilde gözden geçirilmesi gerekiyor. Rekabetçi bir kur olmalı. Devletin verdiği destekler bizi ayakta tutan destekler ama doğru bir kur politikasıyla bu desteklere ihtiyaç kalmaz. Türkiye’de yetişmiş işgücü ve kapasite var.

BÜYÜME ALANI İZMİR’E İVME KAZANDIRIR
Bölgenizin büyüme alanında büyük mesafe aldınız. Burası İzmir’in gelişimine ne katacak?
FESİH DEMİRER: Yönetim Kurulu’na seçildiğimizde Cenk Başkan’ın kürsüde verdiği sözlerden biriydi. Bu konuyla ilgili epey bir yol alındı. İzmir’de ciddi bir konsensus ve destek oluştu. Son aşamalara gelindi. Eğer büyüme alanı projesi başarılırsa 3 milyon metrekare alana yakın bir alan olacak. Yüksek teknoloji fabrikaların kurulumu, belki savunma sanayinin belli ayağının desteklenmesi olacak. Mühendis ve teknikerlerden oluşan yaklaşık 20 bine yakın eğitimli bir istihdam yaratılacak. Bölge İzmir’e ciddi bir ivme kazandıracak. Bu projeyle ilgili AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İNAN’ın destekleri var. AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda BÖLÜNMEZ ÇANKIRI da MHP İzmir Milletvekili Tamer OSMANAĞAOĞLU da destek veriyor. Bu projeyle ilgili çevre duyarlılığımız çok yüksek.
CEM İNAM: Bölgemizden deşarj ettiğimiz su, Bakanlığın analiz ettiği su. Bacamız yok, havayı kirletmiyoruz, kokumuz yok. Şehre yakın mıyız, yakınız. Bu çalışanlar için müthiş bir avantaj. Tercih edilir durumdayız. Sınırdaşımız bir üniversite var, ileride bir tane daha var. Büyüme alanı ile yüzde 20-25 daha büyüyeceğiz. Otoban kenarındayız. Bir tek mesai saatlerinde trafiğe belki bir miktar yükümüz vardır. Firmalarımız da mesai saatlerini düzenleyerek trafik yükünü daha da azaltmaya çalışıyorlar.

“CEMAL DİRİN’İN MİRASINI YATIRIMLARLA BÜYÜTÜYORUZ”
Melih Bey bu bölgeye ilk yatırım yapan sanayicilerden birisiniz. Bölge nereden nereye geldi?
MELİH DİRİN: Babam sanayici Cemal Dirin, İzmir Atatürk OSB’de başkanlık yaptı. Burasının çok uğraşlarla kurulduğunu biliyoruz. 1990’lı yıllarda Dirinler Makine olarak geldik. İlk gelenlerdeniz. O zaman Dünya Tekstil vardı. Çok iyi hatırlıyorum; yollar yok, her taraf çamur… Zorluklarla inşaat yaptık. Daha önce Çamdibi bölgesindeydi işyerlerimiz. Çiğli’ye nasıl geleceğiz diye düşünüyorduk. Hatta karar vermeden kaç kez gittik geldik. İyi ki başlamışız. Bayrağı da aldık. Organize sanayi bölgesini en iyi şekilde büyütmeye çalışıyoruz. Biz 4 erkek kardeşiz. En büyük ağabeyim Mustafa Dirin, makine imalatı yapıyor. Özel makine, CNC torna tezgahları üretiyor. Diğer ağabeyim Nihat Dirin, kompresör imalatı yapıyor. Bir diğer ağabeyim Ali Dirin, sanayiyi dolaşır, makine alım satımı yapar. Ben de döküm bölümünü çalıştırıyorum. Toplam alanımız da 70-80 dönüm.

Babanız Cemal Dirin efsane bir sanayiciydi. Bu bölge kurulurken babanızla anılarınız var mı?
MELİH DİRİN: Babam iyi bir usta, iyi bir baba, iyi bir Cemal Amca’ydı. Bu bölge kurulurken EBSO Müteşebbis Heyetteydi. Babam da gelip işleri, inşaatları takip ederdi. Yolları temizlemek için bir araç alınmıştı. Aracın üstünden toz çıktığını görünce müdahale etti. ‘Neden filtresini takmıyorsun’ dedi. Çevreye çok özen gösteriyordu. Ataer Enerji’yi kuranlardan da biriydi. Buradaki santrali kurmak için 15 gün yurtdışında koşturdu. Bölge için adı geçen, emeği geçen başkanlarımızı saygıyla anıyoruz. Onların bıraktığı bölgemizde daha güzel yatırımlar yapmak istiyoruz.
“YATIRIM YAPMAKTAN KORKUYORUZ”
Annenizin ismi de bugün bölgedeki anaokulunda yaşıyor. Bu konuda duygularınızı öğrenebilir miyiz?
MELİH DİRİN: Yönetim Kurulu başkanıma teşekkür ederim. Bütün katılımcılara duyuru yaptık. Yapılacak anaokuluna isim verilecek dendi. Çok da istiyordum bir okul kurup annemin ismini vermeyi. Annelerimiz bizim can parçamızdır. Teşekkür ediyorum arkadaşlara. Bize o fırsatı verdiler.
Döküm sektörü ne durumda? Siz de Çin’den etkileniyor musunuz?
MELİH DİRİN: Hepimiz sanayiciyiz. Tekstil, makine, kimya, sanayicilik zincirin halkaları; hepsi birbirini etkiliyor. Çin baskısı var. Biz büyük parça üretiyoruz. En küçük parçam benim 1 tondan 30 tona kadar yekpare parça. Bugüne kadar yoktu ama son 5 yılda Çin de büyük parçalar üretiyor. Çin’de sanayicilere çok büyük destek var. Çin mallarının fiyatı yüzde 30-40 düştü. Anti damping uygulamasını birisinin yapması lazım. Ben ürünlerimi Avrupa’ya gönderiyorum. Çin’den onlar da etkilendi. Biz sanayiciler krizlerle yaşadık. Geçmişte kriz olduğu zaman iyi durdururduk, ama bilirdik ki üç ay sonra bitecek. Kadrolarımızı yeniden kurardık. Şu an onu kestiremiyoruz. Bilemiyoruz. Yatırım yapmaktan korkuyoruz. Bizim Kınık OSB’de büyük bir yatırımımız vardı. 150 dönümlük bir yerimiz vardı. 60 milyon Euroluk yatırım yapacaktık. Rüzgar güllerinin iç parçalarını dökecektik. Brüt ağırlığı 55 ton olan tek parça. Allahtan kazmayı vurmamışım. Sıkıntı olacaktı. Mecburen kredi kullanacaktık. Proje duruyor ama rafta kaldı. Arsayı da sattım. Türkiye’de sanayiciler ne yapacağını bilmiyor. Ama yatırım yapmaya alışmışız. Bu ülkeye döviz kazandırmak, istihdam sağlamak için bir şeyler yapmak istiyoruz ama yapamıyoruz. Üzgünüz. Kriz uzun sürdü.

“HERKESİN HİZMET ALACAĞI ÖRNEK VERİ MERKEZİ KURUYORUZ”
Gökhan Bey, bölgeye bir veri merkezi kuracaksınız. Bu yatırım ne durumda, merkez ne işe yarayacak?
GÖKHAN AKSIN: Veri merkezinin fiber ve alternatif hattı döşenmiş durumda. 1 MW’lik bir merkez olacak burası. Tier 3 sertifikasına sahip olacak.. Bu bölgenin tamamına hizmet verecek kapasitedeyiz. Bornova’dan da biri gelip buradan hizmet alacak. Biz de bulut sistemi ile firmalarımıza bu hizmeti sunacağız. Sertifikanın derecesi de ona göre. İhaleyi bir ay içinde yapmayı planlıyoruz. Tier 3 sertifikası olduğu zaman dünyadan herkes gelip burada yer alabilecek.
Siz kimya sektöründesiniz. Sizin ve hizmet verdiğiniz sanayi dallarının durumu nasıl?
GÖKHAN AKSIN: Biz İzmir ambalaj sektörüne hammadde veriyoruz. Diğer sektörlere göre şanslı konumdayız. Sektörün başladığı yer İzmir diyebiliriz. Saf Plastik, Bak Ambalaj hep İzmir’de kurulmuş. Sonra bu sektör Türkiye’ye yayıldı. İzmir bu sektörde başkent, önemli bir yere sahip. Sektörün burada olması Atatürk OSB’ye ciddi katkı sağlıyor. Önemli firmaların yatırımları var. Ambalaj sektörü kimyanın bir bölümü. Kimya çok geniş bir endüstri. Bütün fabrikalara, endüstrilere hammadde sağlıyoruz. Bu nedenle desteklenmemiz gerekiyor. Ambalaj sektörü diğerlerine göre daha iyi durumda ama eskiye bakıldığı zaman ciddi bir daralma var. Gıda sektöründe bile bir düşüş var. Tekstile de makineye de kimya gidiyor. Bunlar düştükçe kimyanın pozisyonu daralıyor. Yüzde 7-8 büyüme yüzde 1’e kadar düştü.
KİMYACILAR DA TEKNİK ÜNİVERSİTE İSTİYOR
Orta Doğu savaşı hammadde sıkıntısına ya da Pazar kaybına yol açtı mı?
GÖKHAN AKSIN: Savaş, tedarik zincirini kırdı. Malzeme bulamadık ama bu durum bütün dünyayı olumsuz etkiledi. Bundan karlı çıkan Türkiye’deki firmalar da oldu. Çin’in Avrupa’ya ulaşması zorlaştı. Türkiye bunun bir bölümünü fırsat olarak kullandı. Ama bu fırsat kalıcı hale gelemeyebilir. Uzak Doğu ve Çin çok aktif. Bugün olmazsa yarın yerini dolduracaklardır.
Kimya sektörünü geliştirmek için ne yapılmalı?
GÖKHAN AKSIN: Türkiye’deki kimya sektörünün en büyük problemi sektör-üniversite iş birliğini kuramaması. Türkiye, kendi formülünü üretemiyor. Hiçbir hammaddesini Türkiye kendisi üretmiyor. Tamamı dışarıdan geliyor. Ufak bir kar marjı koyarak katma değeri yaratıp bunu piyasaya veriyoruz. Kendi formülümüzü üretmek için teknik danışmanlık gerekiyor. Bu da bilgiye ve teknolojiye dayanıyor. İzmir Atatürk OSB makine ağırlıklı bir bölge ama kimya sektörünün de uzmanlara ihtiyacı var. Burada teknik üniversite kurulursa kimya mühendisliği bölümüne de ihtiyaç olacak. Ben de bu konuda bastıracağım.

“ÜNİVERSİTEYİ VE BÜYÜME ALANINI BİRLİKTE PLANLIYORUZ”
Çok keyifli bir sohbet oldu. Bölgenin yatırımlarını, sanayicinin durumunu sizden dinledik. Cenk Bey son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
CENK KARACE: Bölgede yatırımlarımız devam ediyor. Güzel bir KOSGEB binası yapacağız. İhalesine çıktık. Çağın koşullarına uygun, sanayicilerin gidip işlerini rahatça görebileceği bir merkez olacak. Karma inşaat projesi de devam ediyor. Büyüme alanı ile bağlantılı, içinde mimarlık ve mühendislik bölümlerinin olduğu çok kapsamlı bir üniversiteyi planlıyoruz. İzmir Ekonomi Üniversitesi’ni çok beğeniyoruz. Ama biz teknik bir üniversite planlıyoruz. Kaliteli mühendislere, fikri olan, patent üretebilen, endüstriyel tasarım yapabilen bireyler yetiştirmemiz gerekiyor. Bunu da genişleme alanı ile beraber yöneteceğiz. Bu işler için kaynağa ihtiyaç var. Büyüme alanına 200 yeni fabrika gelse, İzmir ekonomisine sağlayacağı katkıyı düşünün.
Bölgemiz ambalaj malzemelerinde Türkiye’de belirleyici bir organize sanayi bölgesi. Bağlantı elemanlarında da öyle. Çok kıymetli Norm Holding ve Obel Grup var. Döküm konusunda da Melih Bey’in firması İzmir’in öncü firmalarından biri. Bizler de Cem ile beraber makine sektöründeyiz. Fesih de tekstilde. Karma bir yapımız var. Tüm sektörleri kucaklıyoruz.

“SANAYİCİDEN BİR DÖNEM DAHA İSTEYECEĞİZ”
Seçimimiz Şubat 2027’de olacak. Uygun görürse sanayiciler bir dönem daha isteyeceğiz. Çok iş var. O işleri bitirmemiz gerekiyor. Bir dönem sonrası bayrağı başkasına, belki de içimizden birine devredeceğiz.
Yönetim Kurulu olarak her şeyi biz yapmıyoruz. Çok kıymetli bir profesyonel kadromuz var. Bölgeyi iyi bilen, sanayicilerle sorunları bire bir çözen, tüm personelimize teşekkür ediyorum.
İAOSB Sağlık ve Eğitim Vakfımızı aldığımızda üç birimdi, şimdi 20 kat büyüdük. Kadınlar Kulübümüzün, tüm sanayicilerimizin desteği var. Çok faydalı işlere imza attık. Sosyalleşme anlamında yılda dört defa sanayicilerimizi bir araya getiriyoruz. Bağışları da vakfa aktarıyoruz. Güzel bir camia olduk. Hepimiz bölgemizin geleceği için çalışıyoruz. Daha çok çocuk okutalım, daha faydalı işler yapalım istiyoruz. Tüm sanayicilerimizin desteğini bekliyoruz.
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.






