İZTO’DAN Chına 2.0 uyarısı: Türkiye düşük maliyetle rekabet edemez
Türkiye'nin önündeki temel sorunun yalnızca enflasyonu düşürmek veya ihracatı artırmak olmadığını vurgulayan İZTO Başkanı Mahmut Özgener, asıl meselenin küresel değer zincirlerinde üst basamaklara çıkabilecek bir verimlilik artışı sağlamak olduğunu ifade etti. Özgener, Avrupa'nın Çin karşısında yaşadığı dönüşümün Türkiye için aynı zamanda fırsatlar da barındırdığını söyledi

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, küresel ekonomide yeni bir döneme girildiğini belirterek, Türkiye'nin rekabet gücünü koruyabilmesi için teknoloji, verimlilik ve katma değerli üretime odaklanması gerektiğini söyledi.
Haziran ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan Özgener, son yıllarda dünya ekonomisini şekillendiren "China 2.0" dönüşümünün Avrupa kadar Türkiye için de önemli sonuçlar doğuracağını ifade etti. Özgener, 2000-2020 yılları arasındaki dönemi ifade eden "China 1.0" modelinde Çin'in dünyanın düşük maliyetli üretim merkezi olarak öne çıktığını hatırlattı.

Bugün çok farklı bir tablo bulunduğunu belirten Özgener, şunları söyledi: "Bugünün Çin'ini artık yalnızca ucuz üretici olarak değerlendirmek doğru olmaz. Çin; elektrikli araçlar, bataryalar, güneş panelleri, robotik sistemler, yapay zeka ve ileri teknoloji ürünlerinde küresel ölçekte rekabet eden hatta birçok alanda lider konuma yükselen bir sanayi gücü haline geliyor."
AVRUPA İÇİN BÜYÜK TEHDİT
Çin'in dönüşümünün özellikle Avrupa ekonomileri üzerinde baskı oluşturduğunu vurgulayan Özgener, otomotiv, makine, kimya ve endüstriyel ekipman sektörlerinde Avrupalı üreticilerin ciddi bir rekabetle karşı karşıya kaldığını söyledi. Özgener, "China 1.0 döneminde Avrupa Çin'den ucuz ürün alırken kendi yüksek teknolojili ürünlerini Çin'e satabiliyordu. Bugün ise Çin, Avrupa'nın en güçlü olduğu sektörlerde doğrudan rakip haline geliyor" diye konuştu.
“TÜRKİYE DİKKATLİ OLMALI”
0rtaya çıkan yeni ekonomik düzende düşük işçilik maliyetleri ve kur avantajının tek başına yeterli olmayacağını belirten Özgener, "Ülkemiz açısından bu dönüşümün en önemli sonucu, rekabet gücünün artık yalnızca düşük maliyetli üretim veya kur avantajı ile sağlanamayacak olmasıdır" dedi.
Türkiye'nin önündeki temel sorunun yalnızca enflasyonu düşürmek veya ihracatı artırmak olmadığını vurgulayan Özgener, asıl meselenin küresel değer zincirlerinde üst basamaklara çıkabilecek bir verimlilik artışı sağlamak olduğunu ifade etti. Daha yüksek katma değerli üretim, dijitalleşme, yapay zeka uygulamaları, mühendislik kapasitesi ve insan kaynağı yatırımlarının belirleyici olacağını kaydeden Özgener, Avrupa'nın Çin karşısında yaşadığı dönüşümün Türkiye için aynı zamanda fırsatlar da barındırdığını söyledi.
SANAYİ RAKAMLARI ALARM VERİYOR
Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmelere de değinen Özgener, sanayinin büyümeye katkısının eksi yüzde 1,4 seviyesine kadar gerilediğine dikkat çekti. İstanbul Sanayi Odası'nın Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasına atıfta bulunan Özgener, finansmana erişimin zorlaştığını ve yüksek finansman maliyetlerinin şirketlerin faaliyet kârlarını aşındırdığını belirtti. Özgener, "Bu durum yalnızca dönem kârlılığını değil, firmaların yatırım yapma, büyüme ve rekabet güçlerini koruma kapasitesini de sınırlandırıyor" dedi.
Türkiye ekonomisinde yılsonu enflasyon beklentisinin yüzde 30 seviyesine yükseldiğini hatırlatan Özgener, büyüme beklentilerinin ise yüzde 3 seviyesine gerilediğini söyledi. Reel sektörün önünde kısa vadede kolay bir dönem bulunmadığını ifade eden Özgener, yapısal reformlar, kontrollü finansal serbestleşme, sanayinin rekabet gücünü artıracak teşvikler ve dijital dönüşüm yatırımlarının hızlandırılması gerektiğini kaydetti.
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.






