JED Başkanı Kındap’tan çağrı: Enerji bağımsızlığı için kaynakları harekete geçirelim
Jeotermal Enerji Derneği Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin enerji bağımsızlığına ulaşması ve 2053 net sıfır emisyon hedefinin yakalanabilmesi için Ankara ve TBMM’den beklentilerini anlattı. Kındap, jeotermal yatırımların önünü açacak kapsamlı bir yasal düzenleme isterken, YEKDEM’de 2030 olan işletmeye alma tarihinin 2040’a uzatılması, izin süreçlerinin tek merkezden yürütülmesi ve arama-sondaj yatırımlarında kamu destekli risk paylaşımı sağlanması çağrısında bulundu

Jeotermal Enerji Derneği Başkanı Ali Kındap, Tek Referans İmtiyaz Sahibi Erhan Gülenç’i ziyaretinde jeotermal sektörünün yeni yasama döneminde TBMM ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan beklentilerini aktardı. Türkiye’nin enerji ithalatına yüksek miktarda döviz ödediğini hatırlatan Kındap, enerji bağımsızlığının yalnızca yeni kaynak aramakla değil, Türkiye’nin sahip olduğu yerli ve yenilenebilir kaynakların daha etkin biçimde değerlendirilmesiyle mümkün olacağını söyledi. Kındap, jeotermalin yalnızca elektrik üretiminde değil, ısıtma, soğutma, seracılık, tarım, sanayi, termal turizm ve stratejik mineral üretimi gibi alanlarda da değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
310145174411261410.webp)
ANKARA’DAN İLK TALEP: 2030 DEĞİL 2040
Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefinin yalnızca elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların artırılmasıyla gerçekleştirilemeyeceğini belirten Kındap, özellikle ısıtma ve soğutmada fosil yakıtlardan çıkış için jeotermalin daha fazla devreye alınması gerektiğini söyledi. JED’in yeni yasama döneminde Ankara’dan en önemli beklentisini YEKDEM kapsamındaki işletmeye alma tarihinin 2040’a uzatılması olarak açıklayan Kındap, mevcut sistemde jeotermal santrallerin destek mekanizmasından yararlanabilmesi için 31 Aralık 2030’a kadar işletmeye alınması gerektiğini belirten Kındap, yeni bir jeotermal yatırımının arama, sondaj, test ve geliştirme süreçleri nedeniyle en az 4-5 yıl sürdüğünü söyledi. Kındap, bugün yatırım kararı alan bir projenin mevcut takvim nedeniyle 2031’e sarkabileceğine dikkat çekerek, “Mevcut teşvik mekanizması jeotermal yatırımlar açısından takvim nedeniyle işlevsiz hale geldi. Yani teşvik var ama şu an fonksiyonel değil” dedi. Bu nedenle sektör olarak YEKDEM kapsamındaki işletmeye alma tarihinin 2040’a kadar uzatılmasını talep ettiklerini belirtti.
36232507405110575.webp)
4 BİN 500 MW HEDEFİ İÇİN YATIRIM ORTAMI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 2035 yılı Ulusal Enerji Hedefi kapsamında, bugün yaklaşık 1.800 MW seviyesinde bulunan jeotermal kurulu gücün 4.500 MW’a çıkarılmasının hedeflendiğini hatırlatan Kındap, sektörün bu yatırım gündemini gerçekleştirebilecek finansal güce, teknik birikime ve insan kaynağına sahip olduğunu söyledi. Ancak jeotermal yatırımların yüksek maliyetli ve uzun soluklu yatırımlar olduğunu belirten Kındap, küçük ölçekli bir santral yatırımının dahi yaklaşık 100 milyon dolarlık yatırım gerektirebildiğini ifade etti. Yatırımcının saha çalışmaları, jeofizik ve jeolojik araştırmalar, sondaj ve kuyu testleri gibi aşamalardan geçtiğini belirten Kındap, bu nedenle sektörün en fazla ihtiyaç duyduğu konuların başında öngörülebilirliğin geldiğini vurguladı.
“SÜPER İZİN JEOTERMALE DE AÇILSIN”
JED’in Ankara’dan bir diğer önemli talebi, rüzgâr ve güneş yatırımlarında gündeme gelen “Süper İzin” benzeri kolaylaştırıcı düzenlemelerin jeotermal yatırımları da kapsaması oldu. Kındap, jeotermal yatırımlarda ruhsatlandırma, izin, denetim, imar ve taşınmaz temini gibi işlemlerin farklı kurumlar arasında yürütülmesinin yatırım sürelerini uzattığını ve maliyetleri artırdığını söyledi. Bu nedenle sektörün ruhsatlandırma, izin, denetim, imar ve taşınmaz temini süreçlerinin tek merkezden koordine edilmesini istediğini belirtti.
“JEOTERMALİN DEĞERİNİ YALNIZCA KURULU GÜÇLE ÖLÇEMEYİZ”
Yeni yasama döneminin sektör açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Kındap, TBMM’de temsil edilen siyasi partilere çağrıda bulundu. Kındap, jeotermalin iklim koşullarından bağımsız, yüksek kapasite faktörüyle kesintisiz üretim yapabilen, şebeke dostu, yerli ve çok amaçlı bir kaynak olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Türkiye’nin enerji arz güvenliği, tarımsal üretimi, bölgesel kalkınması ve net sıfır hedefleri açısından taşıdığı değer, yalnızca kurulu güç rakamıyla ölçülemez. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza sunduğumuz önerilerin, yeni yasama yılında TBMM’nin ortak iradesiyle kalıcı düzenlemelere dönüşmesini bekliyoruz.”
JEOTERMAL ARAMA RİSK FONU ÖNERİSİ
JED’in TBMM ve Bakanlığa sunduğu öneriler arasında arama ve sondaj yatırımlarındaki riskin yatırımcıyla kamu arasında paylaşılmasının da yeraldığını ifade eden Kındap, petrol ve doğal gaz sektörlerinde uygulanan destek mekanizmalarının jeotermal arama, sondaj, rezerv geliştirme ve üretim kuyularında da uygulanmasını istedi. Jeotermal Arama Risk Fonu kurulması, risk paylaşımı ve sigorta mekanizmalarının geliştirilmesi ile arama ve sondaj yatırımlarında çeşitli vergi ve harç istisnalarının sağlanmasına da talepler arasında yer verilirken Kındap, sektörün beklentilerinin yalnızca teşvik ve izin süreçlerinin hızlandırılmasından ibaret olmadığını belirterek, Türkiye’nin günün ihtiyaçlarına cevap verecek bütüncül Jeotermal Kanunu’na ihtiyacı olduğunu söyledi. Aramadan üretime, ruhsatlandırmadan denetime, çevresel izlemeden kaynak yönetimine kadar tüm süreçlerin ortak standartlarla yürütülmesi gerektiğini belirten Kındap, yeni yasama döneminde Jeotermal Kanunu’nun TBMM gündemine alınmasını beklediklerini ifade etti.
STRATEJİK MİNERALLER İÇİN DE DÜZENLEME
JED’in Ankara’ya sunduğu talepler arasında jeotermal akışkanın içerdiği lityum, bor, potasyum ve diğer ekonomik değere sahip elementlerin geri kazanılması için hukuki altyapı oluşturulması da bulunuyor. Dernek, bu yatırımların stratejik, kritik mineral veya yüksek teknoloji yatırımı olarak desteklenmesini istiyor. Dünyada kullanım alanı giderek genişleyen Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (EGS) ve “kızgın kuru kayaç” teknolojileri için de ayrı bir mevzuat ve teşvik altyapısı oluşturulması talep ediliyor. JED, jeotermal faaliyetlerden elde edilen devlet payının belirli bir bölümünün kaynağın bulunduğu bölgelerde kullanılmasını da öneriyor. Bu kaynağın altyapı, çevresel iyileştirme, kırsal kalkınma, mesleki eğitim ve sosyal destek projelerine aktarılması istenirken, jeotermal kaynakların uygun olduğu bölgelerde konut ısıtması, sera ve tarımsal üretim için yerel kullanıma pay ayrılması da talep ediliyor.
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.







