Özgener’in İzmir Vizyonu’nda her şey vardı, ekonomi yoktu!
"İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener’in üçüncü dönemine görkemli bir başlangıç olan dünkü toplantı, Özgener'in İzmir’in potansiyelini hayata aktarmak için bundan sonra daha güçlü bir irade koyacağının da tescili oldu. Toplantıda İzmir’le ilgili dokunulmayan neredeyse hiçbir alan yoktu. Ancak toplantıda bir şey yoktu: ekonomi. Özgener’in açıkladığı vizyonda yer alan projelerin hepsi bir kaynak gerektiriyor. Ülkenin milyarlarca liralık varlıklarının kara delikte yok edildiği bir ekonomik konjonktürde bu kaynaklar nereden bulunacak? Bulunsa da hangi kesime, hangi sektöre, hangi bölgeye nasıl paylaştırılacak? Dünyanın ve Türkiye’nin geldiği konjonktürde, sadece bir teknokrat mantığıyla İzmir’in geleceğini inşa etmenin mümkün olmadığını anlamanın zamanı çoktan geldi de geçti bile"

İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Oda başkanlığındaki üçüncü dönemine görkemli bir açılışla adım attı. Herkesin ‘Adeta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı gibi konuştu’ dediği Swissotel’deki toplantı, Özgener’in İzmir’in potansiyelini ayağa kaldırmak için bundan sonra daha güçlü bir irade koyacağının da tescili oldu.
Özgener, ‘Ortak Akıl, Ortak İrade’ başlığı ile İzmir göbek otu logosuyla yaptığı vizyon sunumunda kent için harekete geçmek gerektiğini vurgularken, “En iyi fikir bile hayata geçmediği sürece sadece bir fikir olarak kalır” ifadesini kullandı. Yeni dönemde İZTO’nun kendi sınırları içinde kalmayacağını, ‘dışa açılacağını’ “İzmir’in geleceği söz konusu olduğunda hiçbirimizin sorumluluğu yalnızca kendi kurumlarımızın sınırlarında bitmiyor” cümlesiyle özetledi. “Korunacak değil kurulacak bir gelecek var” diyerek, muhafazakarlıktan çok yenilikçiliğe işaret etti. “İzmir 100’lerce yıldır dünyaya açık bir kent” ifadesiyle de değişimi vurguladı.
Özgener’in açıkladığı İZTO vizyonunda İzmir için düşünülen, tasarlanan, önerilen projelerin her biri kıymetli, üzerinde çalışılmış projelerdi. Sanayinin yerinde dönüşümünden, çalışanların yaşam kalitesi ve üretimin verimliliği için kentin kuzey ve güneyinde yeni merkezler oluşturulmasına, kronikleşen trafik sıkışıklığından deniz suyu arıtmaya, çöp sorununa, İzmir’in lojistik gücünden futbola kadar İzmir’le ilgili dokunulmayan neredeyse hiçbir alan yoktu.
BU PROJELER NASIL VE HANGİ KAYNAKLA YAPILACAK?
Ancak toplantıda bir şey yoktu; ekonomi.
Ekonomi derken Türkiye’nin 4 yıla yakındır içinden çıkamadığı yüksek enflasyon/yüksek faiz döngüsünü, devasa şirketlerin konkordato için mahkeme kapılarında beklemesini, giderek derinleşen geçim sıkıntısını, düşen iş hacmini, 1,5 aydır ülkeyi sarsan ve sonunun nereye varacağı belli olmayan fon krizini kast etmiyorum sadece.
Vizyonda yer alan projelerin hepsi ciddi bir kaynak gerektiriyor. Kur Korumalı Mevduat garabetiyle, siyasetçilerin ve çocuklarının, bürokratların, kurnaz girişimcilerin eliyle yaratılan fon vurgunuyla ülkenin kaynaklarının kara delikte yok edildiği bir ekonomik ortamda bu kaynaklar nereden bulunacak? Bulunsa da hangi kesime, hangi sektöre, hangi bölgeye nasıl paylaştırılacak?
Örneğin ‘çılgın proje’ denilen ve 15 yıldır kent gündemine getirilen Körfez Geçiş Projesi’ni ele alalım. Bu projenin maliyeti nedir? Nereden kaynak bulunacak? İzmir bu verimsiz proje için yüksek faizle dışarıdan mı borçlandırılacak? Bu iş yine hangi müteahhidi zengin edecek?
Herkesin ısrarla istediği İkinci Çevre Yolu Projesi’nin maliyeti hesaplandı mı? Kent merkezine arka arkaya gökdelen izinleri verilirken, kent için akıllı ulaşımı hayata geçirmeden, ikinci bir çevre yolu, tıpkı İstanbul Boğazı’na her 10 yılda bir yaptığımız köprüler gibi yeni çevre yolu taleplerini doğurmayacak mı?
Dünyanın ve Türkiye’nin geldiği konjonktürde, sadece bir teknokrat mantığıyla İzmir’in geleceğini inşa etmenin mümkün olmadığını anlamanın zamanı çoktan geldi de geçti bile.
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.






