Zeytin bahçesini çocuklar için eğitim ormanına dönüştürdü
Manisa’da doğa temelli eğitim anlayışıyla faaliyet gösteren Zeytin Ormanı Anaokulu, çocukların yalnızca sınıfta değil, hayatın içinde öğrenmesini hedefliyor. Okulun kurucusu Pınar Bozkuş, yıllarca öğretmenlik yaptıktan sonra çocukların kendilerini daha özgür ifade edebildiği, doğayla iç içe ve ailelerin de eğitim sürecinin parçası olduğu bir model oluşturmak için yola çıktığını söyledi

Manisalı eğitimci Pınar Bozkuş, küçük bir zeytin bahçesinden yola çıkarak, çocukların doğa içinde yetişeceği alternatif bir eğitim sisteminin temellerini attı.
Yıllarca devlet okullarında ve özel sektörde öğretmenlik yapan Zeytin Ormanı Anaokulu Kurucusu Pınar Bozkuş, meslek hayatı boyunca eğitim sistemindeki bazı eksiklikleri yakından gözlemlediğini belirterek, “Çocukların mutsuzluğunu, öğretmenlerin sistemden yakınmalarını gördükçe farklı bir şey mümkün mü diye düşünmeye başladım” dedi. Bu arayışının kendisini alternatif eğitim modellerine yönlendirdiğini anlatan Bozkuş, Başka Bir Okul Mümkün Derneği ile tanışmasının hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Derneğin eğitimlerine katıldığını belirten Bozkuş, “Beni çok etkiledi. Zaten farklı eğitim modellerini araştırıyordum. Sonrasında Orman Okulları dikkatimi çekti. Eğitimini aldım ve uygulamaya başladım” diye konuştu.

İLK ADIM ORMANDA ATILDI
Bozkuş, ilk çalışmalarına herhangi bir okul binası olmadan, ormanlık alanlarda ailelerin de katıldığı atölyeler düzenleyerek başladığını söyledi. Bozkuş, “Ormanlık alanlarda, bazen derme çatma şekilde, sosyal medyadan duyurarak atölyeler yapmaya başladım. Çocukların ne kadar mutlu olduğunu, ne kadar rahat hareket ettiklerini gördüm. Aslında kapalı alanda vermek istediğimiz birçok kazanımın doğada çok daha hızlı gerçekleştiğini fark ettim” dedi.
Çocukların doğada oyun oynarken aynı zamanda tüm gelişim alanlarının desteklendiğini ifade eden Bozkuş, bu sürecin kendisini de mesleki anlamda yeniden beslediğini dile getirerek, şunları söyledi: “Gün sonunda aileler ve çocuklar çok güzel, nitelikli vakit geçiriyordu. Ben yaptığım işten çok daha fazla keyif almaya başladım. Ben mutluyum, çocuklar mutlu, doğadayız, eğitim yapıyoruz, ebeveyn iletişimini güçlendiriyoruz. Öğretmen olarak biz de kendimizi destekliyoruz. Herkese dokunan bir çalışma olduğunu gördüm."
“BİR ÇOCUĞU BÜYÜTMEK İÇİN ASLINDA BİR KÖY GEREKİR”
Çalışmaların giderek daha fazla ilgi görmesi üzerine Bozkuş, Sarma Köyü’nde 3 dönümlük bir zeytinlik alan alarak çalışmalarını burada sürdürmeye başladı. 2019 yılında başlayan süreç, ailelerin de aktif olarak katıldığı geniş bir eğitim ve yaşam alanına dönüştü. Anne, baba ve çocukların birlikte zaman geçirdiği atölyelerde doğa yürüyüşlerinden yemek yapmaya kadar pek çok etkinlik gerçekleştirildiğini anlatan Bozkuş, “Babalar ormandan çalı çırpı topladı, anneler yemek hazırlıklarına eşlik etti. Orada pişirdik, orada yedik. Aslında orası hepimizin köyü oldu” dedi.
Bu deneyimin kendisine geleneksel yaşam kültürünün çocuklar açısından önemini yeniden gösterdiğini belirten Bozkuş, “Uzaklaştığımız bazı geleneksel yöntemlere yeniden döndük. Yardımlaşmayı, paylaşmayı öğrendik. Bir çocuğu büyütmek için aslında bir köy gerekir. Biz orada yeniden bir köy kurduk. Orada olmak hepimize iyi geldi” ifadelerini kullandı.
74216607.webp)
OKUL HAYALİ GERÇEĞE DÖNÜŞTÜ
Çocukluğundan beri kendi okulunu açmayı hayal ettiğini belirten Bozkuş, yıllar içinde biriktirdiği deneyimlerin ve ailesinin desteğinin bu hayalin gerçekleşmesini sağladığını söyledi. “Çocukluk hayalimdi. ‘Öğretmen olacağım ve kendi okulumu açacağım’ derdim. Süreç beni besledi, destekledi. Büyük kızımın çocuk gelişimi okuyor olması da beni ayrıca motive etti. Böylece süreç bizi Zeytin Ormanı Anaokulu’na getirdi ”diye konuştu.
Sarma Köyü’ndeki zeytinlikte başlayan Manisa Orman Okulu projesinin, zaman içerisinde Zeytin Ormanı Anaokulu’na dönüştüğünü anlatan Bozkuş, okulun isminin de çocuklardan geldiğini belirtti. Bozkuş, şunları söyledi: “Çocuklar her hafta ‘Zeytin Ormanı’na, zeytin ormanımıza gidiyoruz’ demeye başladılar. Okulumuzun adını da aslında çocuklar koymuş oldu. Zeytin Ormanı Anaokulu, geçen yıl Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı tam zamanlı bir okul olarak faaliyete geçti. İlk yılımız dolmak üzere. 4 sınıfımız var. Butik bir okuluz. Yeni eğitim dönemi için kayıtlarımız doldu”
21454171.webp)
“DOĞA BİZİM SINIFIMIZ”
Zeytin Ormanı Anaokulu’nun doğa temelli bir eğitim anlayışını benimsediğini belirten Bozkuş, bunun Milli Eğitim müfredatından bağımsız bir sistem olmadığının da altını çizerek, “Biz doğa dostu bir okuluz. Orman okulu eğitim sistemini benimsiyoruz ama Milli Eğitim müfredatını da uyguluyoruz. Bunun yanında jimnastik, müzik, görsel sanatlar, ahşap ve dikiş atölyeleri gibi çalışmalarla eğitimimizi zenginleştiriyoruz” bilgisini verdi. Çocukların doğayla ilişkisinin ise okulun temel yaklaşımını oluşturduğunu belirten Bozkuş, “Çocukların kendilerini keşfettiği, öğretmenlerin yetişkin rehber olarak eşlik ettiği, demokratik bir eğitim anlayışıyla ilerliyoruz. Aslında burası çocuklar için şefkatli bir yuva” dedi.
ZEYTİNLİKTE YAŞAMIN KENDİSİ ÖĞRENİLİYOR
Zeytin Ormanı Anaokulu’nun uygulama alanı olarak kullandığı 3 dönümlük zeytinlikte çocukların yalnızca oyun oynamadığını, yaşamın kendisine dahil olduğunu ifade eden Bozkuş, alan içerisinde ahşap derslik, oyun evi, zıplama parkuru, küçük bir köprü, bostan ve çeşitli doğal yaşam alanları bulunduğunu söyledi. Zeytin zamanı zeytin topluyoruz. Sonbaharda balkabağı tarlasına yürüyüş yapıyoruz, alana gelip balkabağı çorbası pişiriyoruz. Bostanımız var. Yazlık ve kışlık hazırlıklar yapıyoruz. Endemik bir bitki olan salebi yetiştirdik. İlk mahsulümüzü de aldık. Çocuklar bütün süreci gördü” dedi. Bozkuş, doğa eğitimini sadece çocukları dışarı çıkarmak ve oyun oynatmak olarak görmediklerini vurgulayarak, “Çalı çırpı toplanıyorsa çocuklarla topluyoruz. Bostanda ekim yapılacaksa birlikte yapıyoruz. Bolca oyun oynuyor, bolca keşfediyorlar ama aynı zamanda hayatın içinde hareket ediyoruz” diye konuştu.
“DÖRT MEVSİMİ GÖRMELERİNİ İSTİYORUZ”
Zeytinlikteki çalışmaların okul öğrencileriyle ayda bir sürdüğünü belirten Bozkuş, çocukların doğanın değişimini gözlemlemesini önemsediklerini söyleyerek süreci anlattı: “Sabah gidiyoruz, çemberimizi kuruyoruz, oyunlarımızı oynuyoruz, şarkılarımızı söylüyoruz. Doğa yürüyüşleri yapıyoruz. Orada pişirip orada yiyoruz. Gün boyunca bütün aktivitelerimizi doğaya taşıyoruz ”Manisa Orman Okulu adıyla hafta sonları da dışarıdan katılıma açık atölyeler düzenlediklerini ifade eden Bozkuş, 3-6 yaş arasındaki çocuklara yönelik çalışmaların her pazar sürdüğünü söyledi. Çocukların dört mevsimi görmesini istiyoruz. Doğayı izlesinler, gözlemlesinler. Doğa okuryazarlıkları gelişsin. Bir ağacın sadece ağaç olmadığını, mevsimlerle birlikte nasıl değiştiğini görsünler istiyoruz” şeklinde konuştu.
“HERKESİN BİRAZ SÖZ SAHİBİ OLDUĞU BİR ÇEMBER HAYAL ETTİM”
Zeytin Ormanı Anaokulu ’nu kurarken ticari kaygıların ötesinde bir eğitim ortamı oluşturmak istediğini ifade eden Bozkuş, “Ben ailelerin de işin içinde olduğu, doğayı sevdiğimiz, büyük bir çemberde buluştuğumuz bir şey kurmak istedim. Herkesin biraz söz sahibi olduğu, ortak noktamızın çocuk olduğu bir yapı hayal ettim” dedi. Çocukların ileride okulu hatırladıklarında sadece dersleri değil, bir duyguyu hatırlamalarını istediğini söyleyen Bozkuş, “Büyüdüklerinde bir kokuyu duyduklarında bizi hatırlasınlar, çocukluklarını hatırlasınlar istiyorum. Biz de bu yolda onlara eşlik etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.
“DÖRT DUVAR BENİ ÇOK MUTLU ETMİYOR”
Zeytin Ormanı Anaokulu’nun 55 öğrenciyle yeni eğitim dönemindeki kayıtlarını tamamladığını belirten Bozkuş, gelecek hedeflerinin ise daha büyük bir doğa eğitim alanı oluşturmak olduğunu söyledi. Bozkuş, “Zeytin Ormanı denildiğinde benim hayalim gerçekten zeytinliğin ortasında, doğanın içinde bir okuldu. Prosedürler nedeniyle bunu tam anlamıyla gerçekleştiremedik. Ama ileriye dönük olarak büyük bir çiftlik, gerçek anlamda bir köy okulu ve doğa okulu kurmayı çok isterim” dedi.
Köylerin zaman içerisinde boşalarak şehirleştiğini hatırlatan Bozkuş, eğitimle birlikte şehir ile köy arasında yeni bir bağ kurulabileceğini söyledi. Köydekiler şehre taşındı. Neden şehir köye taşınmasın? Eğitim orada da verilebilir. Oradaki hayatı yeniden canlandırabiliriz. Oradaki çocuklara da katkımız olur ”diyerek düşüncelerini paylaştı.
YENİ HEDEF: DOĞA İÇİNDE ÖZEL EĞİTİM ANAOKULLARI
Bozkuş’un gelecek hedefleri arasında özel eğitim alanında da projeler bulunuyor. Manisa’da özel eğitim anaokullarına yönelik yeni modeller geliştirilebileceğini belirten Bozkuş, atıl durumdaki köy okullarının bu amaçla değerlendirilebileceğini ifade etti. Şunları söyledi: “İleriye dönük özel eğitim anaokulları açılmalı diye düşünüyorum. Atıl duran köy okullarından birini kiralayıp orman okuluyla birlikte özel eğitim anaokuluna dönüştürebiliriz. Bunlar projelendirilip eğitim severlerin bir araya gelmesiyle yapılabilecek işler. Çok zor şeyler değil. Biraz sevmek, gönül vermek ve kafa kafaya verip işbirliği yapmak yeterli.”
Bozkuş, bundan sonraki süreçte de çocukların, ailelerin ve doğanın bir arada olduğu projelerde yer almak istediğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Ben fayda sağlayabilecek işlerin içinde olmak istiyorum. Çocukların kendilerini keşfedebildiği, doğayla bağ kurabildiği, ailelerin sürecin parçası olduğu alanlar çoğalsın istiyorum. Hayalim çok daha büyük bir doğa alanında çocukların bütün günü doğanın içinde geçirdiği bir okul kurmak. Bunu da mümkün olduğunca herkesin faydalanabileceği, sadece ticari kaygıyla hareket etmeyen bir proje olarak hayata geçirmek istiyorum.”
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.






