
İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkan Yardımcısı Moiz Hemsi, Şubat ayı olağan meclis toplantısında yaptığı konuşmada hem tarımsal üretimdeki maliyet baskısına hem de Türkiye’nin toprak ve su varlığındaki kritik tabloya dikkat çekti.
Hemsi, “Yoğun girdi kullanımına dayalı model sürdürülemez. Alışkanlıklarımızı iş işten geçmeden değiştirmeliyiz” dedi. Hemsi, Türkiye’nin öncülüğünde Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 10 Şubat Dünya Bakliyat Günü’nü kutlayarak, bakliyatın sadece sofraların değil; sürdürülebilir tarımın, gıda güvenliğinin ve sağlıklı nesillerin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Türkiye’nin mercimek, nohut ve kuru fasulyede yüksek kalite üretim kapasitesine sahip olduğunu belirten Hemsi, işleme, depolama ve ihracat altyapısıyla bölgesel bir merkez niteliği taşıdığını söyledi. Doğru politikalar ve istikrarlı desteklerle küresel pazarda yön belirleyen ülkelerden biri olunabileceğini ifade etti.
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin son raporuna atıf yapan Hemsi, Ocak ayı yağışlarının uzun yıllar ortalamasının yüzde 49 üzerinde gerçekleştiğini, Şubat ayındaki yağışların da umut verdiğini dile getirdi. Toprak nemi açısından sezona güçlü bir başlangıç yapıldığını kaydeden Hemsi, bahar yağışlarının dengeli seyretmesi halinde buğday ve arpada yüksek rekolte beklendiğini söyledi.
TOPRAK KAYBI ALARM VERİYOR
Ancak üretim tarafında maliyet baskısının sürdüğünü belirten Hemsi, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’nin bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 33 arttığını, gübre ve toprak geliştiricilerde artış oranının yüzde 45’e yaklaştığını aktardı. Hemsi, Toprak Atlası 2025 raporuna dikkat çekerek, rapora göre Türkiye yüzeyinin yaklaşık yüzde 59’unun erozyon riski altında olduğunu ve her yıl yaklaşık 642 milyon ton verimli üst toprağın kaybedildiğini vurguladı.
Türkiye topraklarının yüzde 25’inin yüksek çölleşme riski taşıdığını belirten Hemsi, özellikle kapalı havzalarda tarımsal sulama suyunun yüzde 67’sinden fazlasının yeraltı sularından karşılanmasının sürdürülemez bir baskı yarattığını ifade etti.
Hemsi, “Su ve toprağı birbirinden bağımsız yönetemeyiz. Tarımsal üretimde yoğun kimyasal girdi kullanımı da ciddi bir dışa bağımlılık yaratıyor. Zira Türkiye’de yılda yaklaşık 2,3 milyon ton kimyasal gübre ve 55 bin ton pestisit kullanılıyor. Özellikle azotlu gübrelerin aşırı kullanımı toprağın biyolojik yapısını zayıflatırken su kaynaklarını kirlettip sera gazı salınımı artırıyor" diye konuştu.
DÖNÜŞÜM ŞART
Tarımsal üretimin temel sorununun yalnızca artan maliyetler olmadığını vurgulayan Hemsi, yoğun girdi kullanımına dayalı mevcut üretim modelinin uzun vadede sürdürülemez olduğunu ifade ederek, "Toprağın onarılabilir olduğunu hatırlatmak isterim. Dolayısıyla agroekolojik yöntemleri yaygınlaştırarak tarım, su, iklim ve arazi politikalarını bütüncül bir anlayışla ele almalıyız" dedi.
YORUMLAR
0Yorum Yap