Reklam Reklam

Menemen'de bir rüya gerçek oldu... Plastik OSB sıfırdan zirveye çıktı

Tekreferans.com Sanayi Sohbetleri’ne konuk olan İzmir Menemen Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen, bölgede 2000 yılından başlayıp bugün de devam eden hummalı çalışmaları anlatırken, ihtisas OSB sayesinde bölge plastik sanayinin üretimde ve ihracatta çok daha güçlü bir yapıya kavuştuğuna dikkat çekti. Esen, 36 fabrikanın faaliyet gösterdiği bölgede 2 bin 500 kişiye iş sağlandığını, 250 milyon dolarlık ihracat yaptıklarını söyledi

Tek Referans Tek Referans Yayınlanma: 6 Şub 2026 - 15:44 Güncelleme: 7 Şub 2026 - 14:21

Duayen sanayici Salih Esen, Menemen'de kurdukları sanayi bölgesini Tekreferans.com İmtiyaz Sahibi Erhan Gülenç ve Genel Yayın Yönetmeni Sinan Doğan'a anlattı

Duayen sanayici Salih Esen, Menemen'de kurdukları sanayi bölgesini Tekreferans.com İmtiyaz Sahibi Erhan Gülenç ve Genel Yayın Yönetmeni Sinan Doğan'a anlattı

Tam 30 yıldır plastik sektörünü Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda temsil eden; plastik sanayicilerinin desteği ile Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda uzun yıllar başkanlık yapan Salih Esen, plastik sanayicilerinin gösterdiği vefayı, birlikte üretim yapabilecekleri ihtisas organize sanayi bölgesinin öncülüğünü yaparak ödüyor.


Tekreferans.com Sanayi Sohbetleri’ne konuk olan İzmir Menemen Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen, bölgede 2000 yılından başlayıp bugün de devam eden hummalı çalışmalarını anlatırken, ihtisas OSB sayesinde bölge plastik sanayinin üretimde ve ihracatta çok daha güçlü bir yapıya kavuştuğuna dikkat çekti. Esen, 36 fabrikanın faaliyet gösterdiği bölgede 2 bin 500 kişiye iş sağlandığını, 250 milyon dolarlık ihracat yaptıklarını söyledi.

Menemen Plastik İhtisas OSB, Türkiye'deki tek plastik organize sanayi bölgesi

Menemen Plastik İhtisas OSB, Türkiye'deki tek plastik organize sanayi bölgesi

Başkan Salih Esen, “en kısa sürede dolan OSB” unvanını taşıyan bölgelerinin yanı sıra plastik sanayinin stratejik rolünden Türk sanayisini doğrudan etkileyen Çin tehdidine, Petkim’in zayıflayan hafızasının yol açtığı kayıplardan enflasyonla mücadele ve yatırım iklimine kadar bir çok alanda açıklama yaptı.

Menemen Plastik İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin nasıl kurulduğunu anlatır mısınız? Şu an gerçekten çok kısa süre içinde doluluğa ulaşmış olan Türkiye'nin tek ihtisas organize sanayi bölgesindeyiz. Bu bölge fikri nasıl doğdu?  

Ben 1995 yılından bu yana Ege Bölgesi Sanayi Odası'nın meslek komitelerinde, meslek komite başkanlığında, EBSO Yönetim Kurulu Başkanlığı’nda, Meclis Başkanlığı’nda görev almış olan bir kişiyim. Beni oralara plastik sektöründeki arkadaşlarımız getirdi. Dolayısıyla plastik sektörüne karşı borcum olduğu kanaati bende hep yerleşmişti. 2001 yılında EBSO Yönetim Kurulu Başkanı oldum. Burası 2000 yılında yer seçimi yapılmış ve organize sanayi bölgesi olarak ayrılmış olan bir alandı. Bu alanda plastik organize sanayi bölgesi kurabilir miyiz diye yola çıktık. 2004 yılında tüzel kişiliğimizi kazandık. Hemen üye toplamaya başladık. Burası yaklaşık bin dönümlük ama fiziksel olarak sorunlu bir yerdi. Organize sanayi bölgesi olması açısından dezavantajlı bir bölgeydi. Ama Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'ndeki yer sıkıntısı ve pahalılığa baktığımız vakit, burasının hem İzmir’e hem Petkim’e yakınlığı açısından sektöre uygun olabileceğini düşündük.

Menemen Plastik İhtisas OSB Başkanı Salih Esen, bölgeyi kurarken bir kuruş dış kaynak kullanmadıklarını açıkladı

Menemen Plastik İhtisas OSB Başkanı Salih Esen, bölgeyi kurarken bir kuruş dış kaynak kullanmadıklarını açıkladı

OSB’Yİ BÖLGE SANAYİCİLERİ KENDİ İMKANLARIYLA KURDU

Maddi imkanlarınız var mıydı burayı kurmak için?

Tabi para pul yok. Doğal olarak sıfırdan başlıyorsunuz. Ege Bölgesi Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı olmam bu bölgenin kurulması için de bir avantaj sağladı. Odada bir masa, bir kasa, bir bölge müdürlüğü kurup üye kaydetmeye başladık. Önce ben üye oldum. Sonra Deceuninck, Kastaş derken sektörün önde gelen firmaları, beni tanıyanlar, burayı görenler para yatırmaktan hiç imtina etmediler.  2007 yılında Bakanlıktan kamulaştırma yetkisini aldık. 10 yıl sürdü. Hala da sürüyor. Bir katılımcıyla kamulaştırmayla ilgili olarak bir ihtilafımız var. Mahkeme kararıyla tespit edilmiş olan fiyat üzerinden 1100 dosyaya paraları yatırdık. Ondan sonra durmadık. Kamulaştırmayla beraber 2010 yılından itibaren burada tesviye çalışmalarına başladık.  2013 sonunda tüm tesviye çalışmalarını bitirdik. Son derece engebeli olan bu arazide 2,5 milyon metreküp kazı yaptık, dolgu yaptık. Taşı bir yerden aldık, bir yere taşıdık ve üç sene içerisinde de burayı yatırıma hazır hale getirmeyi başardık. Her türlü altyapıyı kendi imkanlarımızla yaptık. Dışarıdan hiçbir destek almadık. 2014 yılında başlayan altyapı çalışmaları sonuda 2015 yılında da ilk yapı ruhsatını verdik. 2020 yılı itibarıyle hiç boş parselimiz kalmamıştı. Bu tabii ki sağ olsun sektörün bizlere göstermiş olduğu güvenden kaynaklıdır diye düşünüyorum. Bir de sektörün Ege Bölgesi'nde güçlü olmasından.

Bölgede dünya devlerinin de olduğu 36 fabrika faaliyet gösteriyor

Bölgede dünya devlerinin de olduğu 36 fabrika faaliyet gösteriyor

Bölgenizde kaç fabrika var? Ne kadar kişiye istihdam sağlanıyor? Büyüme planlarınız var mı?

Bölgemiz 850 bin metrekare üzerine kurulu. Aşağı yukarı 550 bin metrekaresi sanayiye ayrılmış vaziyette. 41 tane parselden oluşuyor ve şu anda işletilen 36 fabrikamız var. Beş tanesinin yapımı bitti. Mevcut ekonomik durumlardan etkilendikleri için kiralık durumdalar. Bir iki tanesinin yapımı da ertelendi. 2 bin 500 civarında istihdamımız var. Buradan 250 milyon dolarlık ihracat yapılıyor. Egepen Deceuninck firmamız son derece öne çıkıyor. Bütün dünyaya ihracat yapan bir kuruluş. Yabancı sermayeli bir Alman sermayeli şirket var. Yunanistan sermayeli bir şirketimiz bulunuyor. Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nde KOBİ niteliğinde olan ama burada fabrika niteliğine ulaşmış olan birçok işletmemiz var. Örneğin Kastaş orada 7-8 parçada faaliyet gösteriyordu. Symplast küçük parsellerde faaliyet gösteriyordu. Burada şimdi üç parselde faaliyet gösteren, hakikaten ihracata da ağırlık veren, son derece güzel bir yapıya kavuştu. İşte Gürdemir Plastik. Onlar da küçük parsellerde faaliyet gösteriyorlardı. Ama burada fabrika boyutuna geldiler. Keza Esen Plastik olarak biz Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nde üç parselde faaliyet gösteriyorduk. Burada 80 bin metrekare üzerinde faaliyet gösteren ve altyapısını son derece nitelikli hale getirmiş bir sanayi kuruluşu olduk. Gerek ihracatımız gerek üretim hacmimiz gerekse istihdam niteliğimiz oldukça arttı.

Menemen Plastik İhtisas OSB'de firmalar kendi kullandıkları enerjilerinin önemli bölümünü GES ile üretiyor

Menemen Plastik İhtisas OSB'de firmalar kendi kullandıkları enerjilerinin önemli bölümünü GES ile üretiyor

İHTİSAS OSB BÜYÜK AVANTAJ GETİRDİ

İhtisas organize sanayi bölgesi olmak bölgedeki sanayicilere ne gibi avantajlar sunuyor? Bu konuda da bilgi verebilir misiniz?

Plastik sektörü İzmir birinci bölgede olması nedeniyle yatırım teşviklerinden istifade etmiyordu. Ama ihtisas organize sanayi bölgesi olunca birtakım teşvik ve desteklerden istifade ediyorsunuz. Yatırım indirimlerinden, istihdam teşviklerinden faydalanıyorsunuz. Her ne kadar geçtiğimiz yıl yeni teşvik usulleri belirlendikten sonra bu avantajlar kalkıyor gibi görünse de yine bölgemiz hala cazibesini koruyan bir yapıda. Çok güzel bir altyapı oluştu burada çünkü. Geçmişten ben Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nde başkanlık yaptım. Diğer organize sanayi bölgelerinin kuruluş sürecini EBSO Başkanlığı’mdan biliyorum. Neticede burasının da altyapısını yaparken sıfırdan, yap boz deneme usulüyle değil, bilinçli bir şekilde hareket etmek suretiyle yaptık. O günden bu yana işte bu altyapı yatırımları bizleri son derece iyi bir şekilde taşıyor.

Salih Esen, bölgedeki ihracatın 250 milyon doları bulduğunu açıkladı

Salih Esen, bölgedeki ihracatın 250 milyon doları bulduğunu açıkladı

Genişleme planınız var mı?

Gönül istiyor ki tabii ki genişleyelim. Burası zaten bir havza olarak planlanmış, bir sanayi bölgesi olarak planlanmış. Bizler de genişleme alanlarına ihtiyacımız olduğunu ifade ettik ama bu konuda bir netice alamadık. Buraya gelirken de görmüşsünüzdür, sağımız solumuz hep konut. Büyüme imkanımız yok. Parselasyon imkanımız şöyle var. Biliyorsunuz gene işte bu sanayi bölgeleri yasası sürekli olarak değişiyor ve en son yeşil alanların küçültülmesi gündeme geldi. Biz de yeni bir parselasyon çalışması yapıyoruz. Aşağı yukarı dört tane daha sanayi parseli hizmete girecek ve yeni hizmet destek alanları ve ticari alanlarla birlikte 200 bin metrekare civarında bir alan daha burada kullanıma açılacak. İzmir'e bu kadar yakın, merkezi yerde, potansiyeli yüksek yerde oldukça değerli parseller olacak. Yatırım iklimi buna uygun olur inşallah diye düşünüyorum.

İzmir ile limanlar ve Petkim'in olduğu Aliağa arasında yer alan Menemen, lojistik olarak uygun bir konumda

İzmir ile limanlar ve Petkim'in olduğu Aliağa arasında yer alan Menemen, lojistik olarak uygun bir konumda

“YOL SORUNUMUZ ÇÖZÜM BEKLİYOR”

Bölgenizle ilgili başka sıkıntılarınız ve talepleriniz var mı?

Biz burada yaptığımız yatırımları hiç bir yerden kaynak kullanmaksızın yaptık. Burada bir arıtma tesisi yaptık. Ege Bölgesi'nde benzeri yok. Hizmetleri ayağımızı yorganımıza göre uzatmak suretiyle, mümkün olan en az maliyetle buradaki katılımcılara sunmanın gayreti içerisindeyiz. Plastik sektörü yoğun elektrik kullanıyor. Sektöre en ucuz elektriği veriyoruz. Yollarımızı biz kendimiz yaptık. Asfaltlamasını da betonlamasını da biz yaptık. Bu yapımızı sürdürmenin gayreti içerisindeyiz. Anketler yapıyoruz. Katılımcılarda memnuniyetin son derece üst seviyede olduğunu görüyoruz. Tecrübeli bir bölge müdürümüz, bölge müdürlüğü ekibimiz var. Yönetim Kurulumuz olsun, genel kurulumuz olsun, son derece ahenkli bir çalışmanın içerisindeyiz. Ama geldiğimiz noktada en büyük sorunumuz ulaşım sorunu. Siz de buraya gelirken gördünüz. Menemen yolunda tek bir girişimiz var. Ve o girişi kaçırma ihtimaliniz var, bulamama ihtimaliniz var. Tek bir girişe mahkumsunuz. Ve o girişin bir tarafında çok büyük bir yapılaşma var. Sanayicilerimiz yol sıkıntısını her gün yaşıyor. Bu taleplerimizi Büyükşehir Belediyesi ile paylaşıyoruz. Onlarla toplantılar yapmak suretiyle sorunun çözülmesini sağlamaya çalışıyoruz.

Salih Esen, ulaşım ve enerji dalgalanmalarının en büyük iki problemlerinden biri olduğunu vurguladı

Salih Esen, ulaşım ve enerji dalgalanmalarının en büyük iki problemlerinden biri olduğunu vurguladı

Bölgenizin Yeşil OSB olması için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Biz yoğun enerji tüketen bir sektörüz. Buradaki firmalarımız kullandıkları enerjiyi çatılardaki GES’lerle sağlamanın gayreti içindedir. Toplam 8 Mw civarında üretim yapıyoruz. Karbon ayak izimiz son derece düşük. Yeşil OSB olmak için çalışmalarımız var. Aslında biz şimdiden Yeşil OSB'yiz. Sertifikalandırma sürecini yaptığımız takdirde belgemizi alıp “ Yeşil OSB olduk” diyeceğiz. Aslında Yeşil OSB uygulamasının daha genişleyebilmesi için katılımcılara da pozitif anlamda katkı sunacak bir yapıya kavuşturulması gerekiyor. En büyük sıkıntılarımızdan biri  enerji dalgalanmalarından etkilenmemiz. Bizim temiz elektrik enerjisini kullanmak gibi de mecburiyetimiz var. Tüketimimiz büyük boyutta olmadığından dolayı bir indirme merkezi kurabilmemiz de mümkün değil. Zaman zaman yağmurun, rüzgarın fazla olduğu ortamlarda maalesef gelgitler oluyor. Bu durum makinalarımızın durmasına sebep oluyor. Enerji üretiminde bir sorun yok. İletim hatlarından kaynaklanan sorun var.

Petkim'deki darboğaz, plastik sanayicilerini ithalata daha da bağımlı kılıyor

Petkim'deki darboğaz, plastik sanayicilerini ithalata daha da bağımlı kılıyor

“GEÇMİŞİN PETKİM’İNİ ARAR DURUMDAYIZ”

Bölgeyi kurarken “Petkim buraya yakın diye kurduk” dediniz ama Petkim'in şu an geldiği noktada fabrikaları kapattığı söyleniyor ve büyük oranda zarar ediyor. Petkim'le şu an ilişkiniz nasıl? Hammadde alabiliyor musunuz?

Petkim, Tüpraş ile beraber Petkim Yarımadası dediğimiz bir yerde petrokimya sektörünün gelişimine katkıda bulunması için zamanın hükümeti döneminde büyük yokluklar içerisinde kuruldu. En büyük cari açık verdiğimiz bir alanda bunu kapatmak ve son derece dinamik olan plastik sektörünü desteklemekti amaç. Sadece plastik olarak bakmamak lazım. Otomobilin de otomotiv sektörünün içerisinde de, hazır giyim sektörünün içerisinde de plastik var. Bir çok sektöre katma değer yaratan bir sektör. Türkiye'de şu anda 10 milyon ton civarında üretim yapılıyor ve bunun büyüklüğü de 50 milyar dolar civarında. Dokuz milyar doları da doğrudan ihracat. AB ülkeleri içerisinde büyüklük itibariyle Almanya'dan sonra ikinci sıradayız. Üretim bakımından dünyada da yedinci sıradayız. Petkim'in bu büyümeye cevap vermediği çok açık bir gerçek. Petkim, özelleştirme ile SOCAR Grubu’na verildi. Ama yatırım yapılması kaydıyla verildi. Ama geçen zaman içerisinde petrokimya sektörüne yatırım yapmak yerine rafineri yatırımına girildi, enerji yatırımına girildi, liman yatırımına girildi. Bu yatırımları yaparken gerekçe olarak "Petrokimya sektörüne hammadde sağlayacak bir tesisi kurduk”  dediler. Ama o günkü büyüklüğünü dahi bugün arar pozisyondayız. Ve yeni petrokimya üsleri kurmak için hükümetimiz, devletimiz biliyorsunuz Yumurtalık'ta yeni bir alan tesis etti. Halbuki üs bizim burada zaten kurulmuştu, burnumuzun dibindeydi. Koskoca bir yarımada vardı. Şu anda baktığımız vakit bölgemizin Petkim'den istifade etmediğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz.

Başkan Salih Esen ve Bölge Müdürü Selim Çetinkaya, bölgedeki devam eden projeler hakkında bilgi verdi

Başkan Salih Esen ve Bölge Müdürü Selim Çetinkaya, bölgedeki devam eden projeler hakkında bilgi verdi

“PETKİM’E DEVLET MÜDAHALESİ GEREKİYOR”

Daha önce “Petkim’de aldatıldık” demiştiniz. Aynı fikirde misiniz?

Buradan bu sonuç çıkıyor. Şimdi bizim 55 bin ton civarında bir tüketimimiz var. Hammadde alıyoruz ama bir gramını Petkim'den temin edemiyoruz. Bundan daha büyük bir sıkıntı olabilir mi? Düşünün Amerika'dan getiriyoruz, Kore'den getiriyoruz. Bakın siz bir haber yaptınız, hakikaten yankı da buldu. Ben isterdim ki birisi bir telefon etsin. "Ya niye bize sitem ediyorsun? Bak biz bu kadar yatırım yapıyoruz, şu kadar yapıyoruz” desinler. Petkim'den bir Allah'ın kulu, bir idarecisi, bir yöneticisi beni arasaydı da hesap sorsaydı. Çıt yok. Ve tabii Petkim'le biz kol kolaydık. Yani EBSO Yönetim Kurulu Başkanlığım olsun, sonrası olsun birlikteydik. İstişare niteliğinde toplantılarımız olurdu. Şu anda onlar da yok. Yani orada Petkim'in hafızası dediğimiz, bölgesel sektörle yukarıdaki yönetimi bir araya getirecek nitelikte bir bağlantı da yok. Devlet politikası olarak burada yönlendirme gerekiyor. Stratejik bir sektörün bu hale gelmesi nedeniyle devletin müdahale etmesi gereken bir durum var diye düşünüyorum. Altın hisse uygulaması vardı. Devlet altın hisse ile orada yapılacak yatırımları reddetme, yönlendirme, yatırıma mecbur etme gibi yetkilere sahipti. Biz bu gereklerin bir an önce yerine getirilmesini sağlamanın önemini vurguluyoruz. Sadece Petkim yok olmadı burada, petrokimya sektörünün altyapısı da yok oldu. Halbuki Petkim yeni fabrikalar kursaydı, Petkim teknolojisini taşıyan bir kitle oluşacaktı. Onlar yeni Petkim'lerin kurulmasına da ön ayak olacaklardı. Bugün paranız var, pulunuz var. "Tamam, ben tesisi kuruyorum" dediniz. Bu kolay belki. Know-how’ı bir yerden alırsınız, finansmanı bir yerden alırsınız. Neticede o fabrikaları kim çalıştıracak?  Petrokimya sektörünü taşıyacak, bilen yapı yok oldu. Bir şey daha söyleyeyim. Petkim olmasaydı bugün Esen Plastik olmazdı. Ben 1976 yılında 150 metrekarelik alanda bu yeri kurduğum vakit 10 ton PVC'yi gittim Petkim'den satın aldım. İthal edemezdim bu malı. Dışarıdan da alamazdım. Ama o gün almış olduğunuz bir kamyon mal bugün 55 bin tonluk bir üretim tesisine dönüşmüş vaziyette.

Salih Esen'e göre Çin'in büyük üretici gücüne karşı Türkiye önlem almakta daha fazla gecikmemeli

Salih Esen'e göre Çin'in büyük üretici gücüne karşı Türkiye önlem almakta daha fazla gecikmemeli

Petkim’in hammadde sağlayıcı rolünden uzaklaşmasının başka ne gibi sonuçları oldu?

Şu an Petkim’in sektörü engelleyici de bir yapısı var, biliyor musunuz? Antidamping vergisi ödüyoruz biz şimdi. Petkim üretmediği mal için “ben üretiyorum, beni koruyun” diyor. Ve biz yüzde 6,5 oranında üretilmeyen mal için vergi ödüyoruz. Plastik sektörü bu haldeki Petkim’i ayakta tutmak için damping vergisi ödüyor ya! Yani inanılacak gibi değil, kabul edilecek gibi de değil. Bu haksızlığı her yerde, her şekilde ifade ediyoruz.

ÇİN GÜMBÜR GÜMBÜR GELİYOR VE SONUMUZU HAZIRLIYOR”

İç piyasada durgunluk yaşanıyor. Plastik sektöründe durum nedir?

Plastik sektörünü diğer sektörlerden ayırmak mümkün değil. Diğer sektörler ve toplam olarak baktığımız vakit çektiğimiz sıkıntıları plastik sektörü de çekiyor. Son iki senedir Türkiye'de yatırım ikliminin olmadığını görüyoruz. Bunun en başlıca sebeplerinden bir tanesi tabii ki yüksek faizlerdir. Bir de Çin gerçeği var. Yani Çin gümbür gümbür geliyor ve birçok sektörün de sonunu hazırlıyor. Türkiye ne yazık ki kendi markasını yaratıp kendi teknolojisini üretmek suretiyle birtakım sektörleri öne çıkarmış olabilir, savunma sanayi gibi. Ama birçok sektör de Çin tehdidi altında. Bir de buna yüksek faizleri, finansmana erişim sıkıntısını eklediğimiz vakit, şu anda bir yatırım ikliminin olmadığını söyleyebiliriz. Bakın ne dedim ben; 2010 yılında bizim burada bütün parsellerimiz bitmişti. Ama şu anda 5 tane fabrikamız kiracı bekliyor. İki tane fabrikamız da temelleri yükseltmenin gayreti içerisinde.  

Bölgedeki sanayi tesisleri 2 bin 500 kişilik istihdam sağlıyor

Bölgedeki sanayi tesisleri 2 bin 500 kişilik istihdam sağlıyor

Ege’de plastik sektörü ve kimya sektörü çok güçlü ama bir ihracatçı birliğine sahip değilsiniz. Bu konuda girişimleriniz devam ediyor mu?

Petkim öncülüğünde geçmişte bu konuda adımlar atıldı. Ama o günün bakanı izin vermedi. Bizim ihracatımız şu anda Ege Bölgesi ihracatının içerisinde görünmüyor. Sektörün büyük firmaları konuyu tekrar gündeme getirirse, Ticaret Bakanlığı'nın uygun görmesi durumunda gerçekleşebilir.

“İLERİYE BAKTIĞIMDA İYİMSER OLAMIYORUM”

Peki bu sıkıntılar artık sizce geçiyor mu, geçecek mi? Siz bir ışık görüyor musunuz?

İleriye baktığım vakit çok da iyimser olamıyorum. Bizatihi işverenlerin, sanayicilerin aslında iyimser olmaya hakları da yok. Bizim en kötüyü düşünmemiz, ona göre tedbirlerimizi almamız gerekiyor. Çünkü biz sadece kendimizden değil çalışanlarımızdan da sorumluyuz. Devletimize vergi ödüyoruz, istihdam sağlıyoruz. Onlardan da sorumluyuz.

Esen'e göre sanayicilerin iyimser olmaya hakları yok

Esen'e göre sanayicilerin iyimser olmaya hakları yok

Bir Çin stratejisi mi geliştirilmeli?

Çoktan geliştirilmeliydi belki de. Çin'in en büyük gücü insan kalitesinden geliyor, ara eleman kalitesinden geliyor. Ben Çin'e gitmiş, oradaki fabrikaları görmüş, oradaki teknolojileri incelemiş biriyim. Çin sadece bize karşı değil, tüm dünyaya karşı, Amerika'ya karşı da üstünlük sağlıyor. Çin bugün dünyanın üretim merkezi olması noktasında. Hiçbir şey için geç değil. Önemli olan bunun farkında olup adımlar atılmasını sağlamak. Bu çoktandır dile getirilen bir husus ama bu konuda atılmış olan somut bir adımın varlığından haberdar mıyız? Değiliz.

Menemen Plastik İhtisas OSB'de yapılacak yeni düzenleme ile 4 sanayi parseli daha kazanılması hedefleniyor

Menemen Plastik İhtisas OSB'de yapılacak yeni düzenleme ile 4 sanayi parseli daha kazanılması hedefleniyor

“YATIRIM İKLİMİ İÇİN ENFLASYONU YOK ETMELİYİZ”

Avrupa Birliği’nin Güney Amerika ve Hindistan ticaret anlaşmaları var. Sektörünüz bu gelişmelerden endişeli mi?

Genel olarak baktığımız zaman bu gelişmelerden endişelenmemek mümkün değil. AB’nin Hindistan'la yapmış olduğu serbest ticaret anlaşmasının ülkemize pozitif anlamda katkı sağlamayacağı çeşitli gruplar tarafından ifade edildi. Bizim bir an önce enflasyon belasından kurtulmak gibi de mecburiyetimiz var. Ben 1976 yılında bu şirketi kurdum. Yani sürece baktığımız vakit bu tür sıkıntıları yaşadık. Şimdi bir kez daha yaşıyoruz. Tam unuttuk derken tekrar daha kötüsü çıktı karşımıza. Enflasyonu yok etmediğimiz takdirde ne yaparsak yapalım bir yatırım iklimini başlatmamız mümkün değil.

İzmir'de sanayileşmenin geldiği noktayı da değerlendirir misiniz? İzmir nasıl bir yol izlemeli?

Atatürk Organize Sanayi Bölgesi, Aliağa Organize Sanayi Bölgesi olsun, diğer 11 tane organize sanayi bölgesi olsun, Ege Bölgesi Sanayi Odası'nın katkılarıyla kurulmuştur. EBSO halen bu bölgelerin gelişmesine de katkısını sürdürmektedir. Türkiye'de şu anda Ege Bölgesi sanayide, ihracatta müthiş katkısı olan bir bölge. Ama tüm Türkiye'de olduğu gibi bölgemizin de olumsuzluklardan nasibini aldığını söyleyebiliriz. Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde kiralık ve satılık fabrikalardan, bizim bölgemizde işte satılık, kiralık yerlerden bahsediyoruz. Diğer organize sanayi bölgelerini de bu tablodan ayırmak mümkün değil.

Salih Esen, 1995'de Atıl Akkan'ın başkanlığı dönemindeki EBSO Hizmet Binası hayalinin nihayet gerçekleştiğini belirtiyor

Salih Esen, 1995'de Atıl Akkan'ın başkanlığı dönemindeki EBSO Hizmet Binası hayalinin nihayet gerçekleştiğini belirtiyor

“EBSO BİNASI YAKIŞTI”

Siz uzun yıllar EBSO Yönetim Kurulu Başkanı, Meclis Başkanı olarak görev yaptınız. Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yeni hizmet binasını sizi heyecanlandırdı mı?

Bu kesinlikle bir hayaldi. Benim de hayalimdi. Gerçekleşmesinin mutluluğunu yaşadığımı ifade etmek istiyorum. EBSO’nun Atatürk Organize Sanayi Bölgesi içerisinde yer almasını görmekten en mutlu olanların başında ben gelirim diye düşünüyorum. Bu fikir aslında 1995’te o günün Yönetim Kurulu Başkanı rahmetli Atıl Akkan’ın fikriydi. Ancak fikir olarak kaldı. O dönem bölge idare komitesi aracılığıyla yönetiliyordu. Ne zaman ki biz 2001 yılında yönetime geldik,  Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nin artık kendi kendini idare etmesinin gerektiğine karşı çıkanları ikna ettik. İAOSB bağımsızlığına kavuştu. İlk genel kurulunu yapıp Başkanlığa Hilmi Uğurtaş’ı seçti. O dönem "Artık siz bağımsızlığına kavuştunuz. EBSO’dan ayrıldınız. Ama bizim böyle de bir hizmet binası projemiz var. Dolayısıyla buradan da bir arsa tahsisinde bulunun" dedik ve genel kurul bu fikrimizi kabul etti. Şu an AVM yapılan 40 bin metrekarelik arsa tahsis edildi. Burası AVM için verilince, “Size 6 bin metrekarelik başka bir alan vereceğiz ve orada da binanızı yapacağız" dendi ve o arsanın karşılığında da bugünkü bina yapıldı. Söylemek istediğim husus şu; O arsanın tahsisi, bugünkü binanın yapılmasının ilk ayağını teşkil etmiştir. Yani o fikrin ete kemiğe bürünmesinin vesilesi olmuştur. Ve aynı zamanda da sürekli olarak o fikrin diri kalmasına da sebep olmuştur. Yakışan olmuştur. Doğru olan yapılmıştır. Ege Bölgesi Sanayi Odası şu anda doğru bir yerdedir ve inşallah bundan sonra da sanayicilerimiz o güzel binada, hakikaten büyük emeklerle yapılmış olan binada hizmetlerini sürdürecektir.

Reklam Reklam

YORUMLAR

0

Yorum Yap

Reklam Reklam

BU KATEGORİDEN DİĞER HABERLER

Reklam Reklam