Reklam Reklam

Milas’ta yeşil şölen… 4 bin zeytin fidanı daha toprakla buluştu…

Cumhuriyet tarihinin tek seferde yapılan en büyük ve kapsamlı rehabilitasyon projesi olan Muğla Milas’taki “Hüsamlar Yeniden”de çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Bugüne dek 250 binin üzerinde fidan dikimi yapılan sahada son olarak, bölgede taşınan zeytin ağaçlarına ek 4 bin fidan dikildi. “Zeytinler Geleceğimiz” mottosuyla düzenlenen, bölge halkı ve çocukların da katıldığı dikim etkinliğinde konuşan MAPEG Genel Müdürü Arslan Narin, “Maden Yasamız, zeytin ağaçlarının kesilmesini değil; taşınmasını, korunmasını ve taşınan her bir ağaç için bir fidan daha dikilmesini esas alıyor” dedi.

Erhan Gülenç Erhan Gülenç Yayınlanma: 22 Nis 2026 - 12:48 Güncelleme: 23 Nis 2026 - 12:33

YK Enerji ev sahipliğinde düzenlenen törene katılan Muğla Valisi İdris Akbıyık, çocuklarla birlikte zeytin fidanı dikti.

YK Enerji ev sahipliğinde düzenlenen törene katılan Muğla Valisi İdris Akbıyık, çocuklarla birlikte zeytin fidanı dikti.

Muğla Milas’ta iki santraliyle Türkiye’nin enerji arz güvenliğine ve enerji ithalatından kaynaklanan cari açığın düşmesine büyük Yeniköy Kemerköy Enerji, maden kanununda yapılan düzenleme kapsamında zeytin ağaçlarının taşınması ve yeni dikimlerin eş zamanlı yürütülmesine yönelik çalışmalarına devam ediyor. Yeniköy Kemerköy Enerji bu kapsamda, Hüsamlar Yeniden Maden Rehabilitasyon Sahası’nda 4 bin zeytin fidanını daha toprakla buluşturdu. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde düzenlenen etkinlikte, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve ilköğretim öğrencileri fidanları elleriyle dikti. Etkinliğe Muğla Valisi İdris Akbıyık, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürü Arslan Narin ve Yerli Kömür Kaynaklı Elektrik Üreticileri Derneği (YEKÜD) Başkanı Fatma Elif Yağlı başta olmak üzere çok sayıda kamu temsilcisi ve sektör paydaşı katıldı.


MUĞLA, TARIM VE ENERJİNİN BİRLİKTE VAR OLDUĞU ÖZEL BÖLGE

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde düzenlenen etkinlikte, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve ilköğretim öğrencileri fidanları elleriyle dikti.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde düzenlenen etkinlikte, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve ilköğretim öğrencileri fidanları elleriyle dikti.

Muğla Valisi İdris Akbıyık, bölgenin tarımsal üretim, enerji ve doğal varlıklar açısından çok katmanlı bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekerek, “Muğla’mız hiç şüphesiz yeryüzü cenneti. Antik çağlardan günümüze Milas’ta zeytin hayatın olmazsa olmazı. Barışın, sağlığın, dostluğun, birlik beraberliğin simgesi. Zeytin ve zeytinyağımız stratejik ürünümüz. Enerji de ülkemizin vazgeçilmezi; dış ticaret açığımızın önemli bir kalemi. Dünyada, maalesef enerji savaşları devam ediyor. Enerji, tarım ve çevre olmadan yaşamamız mümkün değil. Dolayısıyla biz hem enerjimizi üretmek hem de insanımıza, çevremize, doğamıza ve zeytinimize sahip çıkmak zorundayız. Çevre ve üretim dengesini gözetmemiz açısından yapılan bu çalışmalar büyük önem arz ediyor” açıklamasında bulundu.

MADEN HAYATTIR ÜRETMEK ZORUNDAYIZ

YK Enerji Genel Müdür Yardımcısı ile birlikte fidan diken MAPEG Genel Müdürü Arslan Narin ise, rehabilitasyonun üretim sürecinin ayrılmaz parçası olduğunu vurguladı.

YK Enerji Genel Müdür Yardımcısı ile birlikte fidan diken MAPEG Genel Müdürü Arslan Narin ise, rehabilitasyonun üretim sürecinin ayrılmaz parçası olduğunu vurguladı.

Yeni düzenlemenin zeytin ağaçlarının korunmasını esas aldığını vurgulayan MAPEG Genel Müdürü Arslan Narin ise, rehabilitasyonun üretim sürecinin ayrılmaz parçası olduğunu söyleyerek, “Son dönemde gündemde yer alan, dezenformasyon içeren konulara özellikle değinmek isterim. 2025 yılında yürürlüğe giren düzenleme, zeytin ağaçlarının kesilmesini değil; taşınmasını, korunmasını ve taşınan her bir ağaç için bir fidan daha dikilmesini zorunlu kılıyor. Taşınan her ağaç için yeni fidan dikimi bu sürecin bir yükümlülüğü. Madencilik faaliyetleri, doğru standartlar ve denetim mekanizmalarıyla yürütüldüğünde çevresel etkiler yönetilebilir ve geri kazanım süreçleriyle denge sağlanabilir. Madencilikte asıl belirleyici olan, faaliyetlerin nasıl planlandığı, etkilerin nasıl yönetildiği ve rehabilitasyonun ne ölçüde eksiksiz uygulandığıdır” diye konuştu. Narin, Türkiye’nin sadece binde 1,8’inde madencilik faaliyetleri yürütüldüğünün önemle altını çizerek, “Maden hayattır. Maden olmadan insanoğlunun hayatını devam ettirmesi mümkün değil. Mevcut durumda arama ruhsatları da dahil Türkiye’nin yüzölçümünün ortalama yüzde 16’si ila 20’si maden için ruhsatlandırılmış durumda. Ancak bir arama ruhsatının işletmeye dönebilmesi ihtimali yüzde 1’in altında.  Örneğin, Muğla’da maden ruhsat oranı yüzde 22 civarında. Ama madencilik faaliyeti yapılan alan, şehrin yüzölçümünün sadece binde 4’ü.  Ülkenin ise binde 1,8’inde madencilik faaliyeti yapıyoruz. Türkiye’nin tamamına ruhsat verilse bile yüzde 1’inden fazlasında zaten maden bulunma ihtimali yok. Ama biz olan madeni arayıp, bulmak ve üretmek zorundayız” dedi.

“ENERJİ GÜVENLİĞİ SAĞLANMADAN HİÇBİR HEDEF SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL”

Yerli Kömür Kaynaklı Elektrik Üreticileri Derneği (YEKÜD) Başkanı Fatma Elif Yağlı da etkinlikte yaptığı konuşmada enerji arz güvenliği ile sürdürülebilirlik arasındaki ilişkiye dikkat ç

Yerli Kömür Kaynaklı Elektrik Üreticileri Derneği (YEKÜD) Başkanı Fatma Elif Yağlı da etkinlikte yaptığı konuşmada enerji arz güvenliği ile sürdürülebilirlik arasındaki ilişkiye dikkat çekti

Yerli Kömür Kaynaklı Elektrik Üreticileri Derneği (YEKÜD) Başkanı Fatma Elif Yağlı da etkinlikte yaptığı konuşmada enerji arz güvenliği ile sürdürülebilirlik arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Türkiye’de her yıl yaklaşık 70 milyar dolar enerji ithalatı yapıldığını söyleyen Yağlı, “Bu tablo, enerji konusunun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir mesele olduğunu gösteriyor. Enerji güvenliği sağlanmadan hiçbir ekonomik ya da sosyal hedef sürdürülebilir değil” dedi. Yerli kaynakların enerji arz güvenliğinin temelini oluşturduğunu dile getiren Yağlı, “Yerli kaynaklar aynı zamanda bulundukları bölgede istihdam yaratır, tedarik zincirini besler ve yerel ekonominin önemli bir parçası haline gelir. Enerji politikalarının bu çok boyutlu yapıyla ele alınması gerekir. Hüsamlar’da bugün ortaya konulan çalışma bu açıdan çok önemli; çünkü bize üretim faaliyetleri sürerken doğal korunabildiğini ve planlı şekilde yeniden kazandırılabildiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

ÜRETİM YAPILAN ALANLAR PLANLI ŞEKİLDE YENİDEN DOĞAYA KAZANDIRILIYOR

YK Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık, Tek Referans İmtiyaz Sahibi gazeteci Erhan Gülenç'e yürüttükleri çevre hareketini anlattı.

YK Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık, Tek Referans İmtiyaz Sahibi gazeteci Erhan Gülenç'e yürüttükleri çevre hareketini anlattı.

Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık da  tekreferans.com'a yaptığı açıklamada ‘iyileştirme ve yeniden doğaya kazandırma’ olarak tanımlanan yaklaşık 40 yıl önce burada kurulan maden işletmesinin ekonomik ömrünü tamamladığını belirterek "Bugün ise bu alanın yeniden doğaya kazandırılması sürecini yürütüyoruz" dedi. "Bu kapsamda bugüne kadar 576 hektarlık, yani yaklaşık 800 futbol sahası büyüklüğündeki bir alanda 250 bin bitki ve fidan dikimi gerçekleştirdik” diyen Işık, şöyle konuştu: “Daha önce sahadan taşıdığımız 300 yaşındaki bir zeytin ağacını merkeze alarak amfi tiyatro, yürüyüş yolları ve mesire alanları oluşturduk. Bu alanı Milas ve Muğla halkı için bir yaşam ve dinlenme alanına dönüştürüyoruz. Son yasal düzenlemeler kapsamında Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nden 5 bin 113 zeytin ağacının taşınması için izin aldık. Bu ağaçların yaklaşık 4 binini taşıyarak yeniden toprakla buluşturduk. Geçen yıl dikilenlerle birlikte sahada toplam 9 bin zeytin ağacına ulaşıyoruz. Uzun vadede ise yaklaşık 48 bin zeytin ağacının taşınması planlanıyor. Tüm bu çalışmaları akademik bir iş birliğiyle yürütüyoruz. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile birlikte çalışıyoruz.  Dr. Mücahit Taha Özkaya’nın bilimsel danışmanlığında, zeytin ağaçlarının taşınması ve yeniden adaptasyonu titizlikle takip ediliyor. Amacımız yalnızca ağaç taşımak değil, aynı zamanda modern tarıma uygun, verimli bir zeytinlik yapısı oluşturmak. Ağaçları belirli aralıklarla dikerek mekanizasyonu mümkün kılan, ölçek ekonomisine uygun bir model kuruyoruz. Bu yaklaşım, bölgede önemli bir sorun olan küçük ve parçalı tarım yapısına karşı da örnek bir toplulaştırma modeli sunuyor. Faaliyet alanımız Milas’tan Ören’e uzanan hat üzerinde yer alan 24 köyü kapsıyor. Yaklaşık 3 bin çalışanımız var ve bunların yüzde 85’i bölge halkından oluşuyor. YK Enerji olarak Muğla’nın en büyük üçüncü sanayi kuruluşuyuz. Bölgeyle güçlü bir bağımız var; nesiller boyunca aynı ailelerin bizimle çalıştığı bir yapı söz konusu."

“CARİ AÇIĞIN AZALMASINA 500 MİLYON DOLARLIK KATKI SAĞLADIK”

Işık, işlettikleri iki termik santralin Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 2,2’sini karşıladığını, yerli kaynak kullanımıyla cari açığın azaltılmasına yıllık yaklaşık 500 milyon dolar katkı sağladıklarını ifade ederek şöyle devam etti: “Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından yerli kaynakların kullanımı büyük önem taşıyor. Biz madenciliğin sadece üretim süreciyle sınırlı olmadığını düşünüyoruz. Madencilik, faaliyet başlamadan önce planlanan ve faaliyet sona erdikten sonra da devam eden bir süreçtir. Bu nedenle şeffaflığa önem veriyoruz. Tüm paydaşlarımızı, siyasi temsilcileri ve kamuoyunu sahalarımıza davet ediyoruz. Ayrıca Türkiye Tabiatını Koruma Derneği ile iş birliği yapıyoruz. Bağımsız bir göz olarak yürüttüğümüz çalışmaları takip ediyorlar. Böylece yapılan tüm faaliyetlerin bilimsel ve çevresel kriterlere uygunluğu düzenli olarak denetleniyor.”

BU TÜR  UYGULAMALAR BİLİMSEL ÇERÇEVEDE YÖNETİLİR

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mücahit Taha Özkaya, Tek Referans İmtiyaz Sahibi Erhan Gülenç'e yapılan çalışmanın bilimsel altyapısının güçlü olduğunu söyledi.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mücahit Taha Özkaya, Tek Referans İmtiyaz Sahibi Erhan Gülenç'e yapılan çalışmanın bilimsel altyapısının güçlü olduğunu söyledi.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mücahit Taha Özkaya da tekreferans.com'a önemli bilgiler verdi ve bu  uygulamaların bilimsel bir çerçevede yürütüldüğünü vurguladı. Süreç boyunca akademisyenlerin çalışmalara eşlik ettiğini, gözlem yaparak gerekli uyarılarda bulunduğunu ifade eden Özkaya şunları söyledi:  "Zeytin ağaçlarının taşınamayacağı yönündeki yaygın kanaatin bilimsel bir karşılığı yoktur. Tekniğine uygun olduğu sürece tüm bitkiler, yaşı ne olursa olsun taşınabilir. Zeytin ağacı da buna dahildir; bir yaşında da olsa, üç bin yaşında da olsa uygun yöntemlerle taşınabilir ve yeniden verim verebilir. Zeytin ağaçlarının taşınmasıyla ilgili tartışmalar daha önce de gündeme geldi. O dönemde de ifade ettiğimiz gibi, doğru teknikler uygulandığında bu ağaçların taşınması mümkündür ve yeniden meyve vermeleri sağlanabilir. Nitekim yaptığımız denemelerde bunu açık şekilde gözlemledik. 9 Ağustos’ta gerçekleştirdiğimiz bir çalışmada farklı budama teknikleriyle taşınan zeytin ağaçlarının kısa sürede sürgün verdiğini ve çiçek açtığını gördük. Normal koşullarda taşınan bir zeytin ağacının yeniden verime geçmesi 7-10 yılı bulabilirken, uyguladığımız yöntemlerle bu süreci bir yılın altına indirmeyi başardık."

REHABİLİTASYON ÇALIŞMALARI DOĞRU PLANLANMALI

Madencilik faaliyetleri sonrasında yapılan rehabilitasyon çalışmalarının doğru planlanmasının doğanın yeniden canlanmasına imkân tanıdığını kaydeden Özkaya şöyle devam etti:  "Uygun koşullar sağlandığında maden sahalarından çıkan malzemelerle oluşturulan alanlar rahatlıkla bitkilendirilebilir ve ekosistem yeniden oluşabilir. Zeytin ağacı bu bölgenin doğal türlerinden biri olduğu için rehabilite edilen sahalarda tercih edilmesi doğru bir yaklaşımdır. Bu alanlardan elde edilecek ürünlerin de bölge halkına ekonomik katkı sağlaması mümkündür. Burada önemli olan temel prensip, bitkinin yaşayabileceği uygun ortamın oluşturulmasıdır. Toprak yapısı, besin içeriği ve kök gelişimi dikkate alınmalıdır. Bizim uyguladığımız ‘doğal saksı’ yönteminde ise bitkinin ihtiyaç duyduğu tüm unsurlar kontrollü bir şekilde sağlanmaktadır. Taşıma sırasında kök yapısı korunarak geniş hacimli çukurlar hazırlanmakta ve uygun toprak karışımıyla desteklenmektedir. Bu yöntem doğru uygulandığında verim kaybı yaşanmadığını da ortaya koymuş bulunuyoruz. Ayrıca bu tür çalışmaların sürdürülebilir olması için organizasyon yapısı da önemlidir. Zeytinlik alanların verimli şekilde değerlendirilmesi adına bireysel üretim yerine kooperatif modeli daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Katma değer yaratmadan zeytin üretiminden yeterli ekonomik fayda sağlanamaz. Bu nedenle üretimin planlı ve örgütlü bir yapı içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Önümüzdeki süreçte bu yönde projelerin daha net şekilde ortaya çıkacağını düşünüyoruz.”

DOĞAYA GERİ KAZANDIRMA ÇALIŞMALARI ARALIKSIZ SÜRÜYOR

Yaklaşık 40 yıl boyunca kömür üretimi yapılan Hüsamlar sahasında yürütülen rehabilitasyon çalışmaları, üretim tamamlanan alanların planlı şekilde yeniden kullanıma kazandırılması esasına dayanıyor. ‘Hüsamlar Yeniden’ projesi kapsamında bugüne kadar yüzlerce hektarlık alan rehabilite edildi. Sahada ağaçlandırma, tarım ve farklı kullanım alanlarını içeren çok yönlü bir model uygulanıyor. Toprak yapısının iyileştirilmesi, bitki örtüsünün yeniden oluşturulması ve alanın uzun vadeli kullanımına yönelik planlama adımları eş zamanlı olarak yürütülüyor. Rehabilitasyon süreci ve sahadaki gelişim üniversiteler ve uzman kuruluşlarla iş birliği içinde, bilimsel yöntemlerle takip ediliyor.

Reklam Reklam

YORUMLAR

0

Yorum Yap

Reklam Reklam

BU KATEGORİDEN DİĞER HABERLER

Reklam Reklam