İTB Başkanı Tuncer’den üretici için kritik uyarı: Kâr etmeyen iş sürdürülemez
İzmir Ticaret Borsası Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, tarımsal girdi maliyetleri artarken üretici fiyatlarının gerilemesine dikkat çekerek, “Tarımsal üretimde yalnızca miktarsal artışlar yeterli değil. Üreticinin maliyetlerini karşılayabildiği, emeğinin karşılığını alabildiği ve üretimini sürdürebildiği bir ekonomik yapıya ihtiyacımız var” dedi. Tuncer, yenilenebilir enerji kooperatiflerinin yaygınlaştırılması ve tarım-gıda sektöründe yeşil dönüşümün desteklenmesi çağrısında bulundu

İzmir Ticaret Borsası (İTB) Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, ekim ayı olağan meclis toplantısında yaptığı konuşmada, küresel ekonomik belirsizliklerden tarımsal üretim maliyetlerine, üretici fiyatlarından yenilenebilir enerji yatırımlarına ve yeşil dönüşüme kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Tarımda verim artışının tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Tuncer, üreticinin kârlılığının ve üretimin sürdürülebilirliğinin öncelikli hale gelmesi gerektiğini belirtti.
MALİYETLER ARTIYOR, ÜRETİCİ FİYATLARI GERİLİYOR
Tarım sektöründeki maliyet baskısına ilişkin TÜİK verilerini değerlendiren Tuncer, tarımsal girdi fiyatlarının ağustosta yıllık yüzde 30,3 arttığını, tarım ürünleri üretici fiyatlarındaki yıllık artışın ise eylülde yüzde 12,9’da kaldığını kaydetti. Tarım ürünleri üretici fiyatlarının aylık bazda yüzde 2 gerilediğine dikkat çeken Tuncer, çok yıllık bitkisel ürünlerde yıllık yüzde 19,3’lük düşüş yaşandığını ifade etti.
Bölgenin önemli tarımsal ürünlerinden üzümdeki fiyat kaybına da işaret eden Tuncer, üretici fiyatlarının yıllık yüzde 23,4, eylül ayında ise bir önceki aya göre yüzde 14,4 gerilediğini belirtti.
Artan üretim maliyetleriyle ürün fiyatları arasındaki ayrışmanın üreticinin gelirini olumsuz etkilediğini vurgulayan Tuncer, “Üretim maliyetlerinin yükselmeye devam ettiği bir dönemde ürün fiyatlarında yaşanan bu düşüşler, üreticilerimizin gelirlerini ve yeni üretim dönemine yönelik kararlarını şüphesiz ki olumsuz etkileyecektir” dedi.
“KÂR ETMEYEN İŞ SÜRDÜRÜLEMEZ”
Hayvancılık sektöründeki üretim artışına da değinen Tuncer, ağustosta yumurta üretiminin yıllık yüzde 21,4, ticari işletmeler tarafından toplanan inek sütü miktarının ise yüzde 9,5 arttığını belirtti. Üretim kapasitesindeki artışın olumlu olduğunu ifade eden Tuncer, asıl meselenin bu artışın üretici açısından ekonomik kazanca dönüşmesi olduğunu söyledi.
Girdi ve finansman maliyetlerinin yükseldiği bir ortamda üretim artışının iç talep ve ihracat olanaklarıyla desteklenememesinin üretici fiyatları ve işletme kârlılığı üzerinde baskı yarattığını kaydeden Tuncer, tarımsal üretimin yalnızca miktar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
2026-2027 sezonunda tarımsal verimin genel olarak yüksek seyrettiğini belirten Tuncer, “Tarımsal üretimde yalnızca miktarsal artışlar yeterli değil. Her şeyden önce üreticinin maliyetlerini karşılayabildiği, emeğinin karşılığını alabildiği ve üretimini sürdürebildiği bir ekonomik yapıya ihtiyacımız var. Hiç kimse unutmamalı ki, kâr etmeyen iş sürdürülemez” ifadelerini kullandı.
ENERJİ MALİYETİNE DİKKAT
Tarım ve gıda sektöründe enerji maliyetlerinin hem üreticinin kazancını hem de gıdanın tüketiciye ulaşma maliyetini doğrudan etkilediğini belirten Tuncer, yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimin devamlılığı ve gıda arz güvenliği açısından önemli fırsatlar sunduğunu dile getirdi.
Özellikle küçük üreticilerin yüksek yatırım maliyetleri ve teknik gereksinimler nedeniyle yenilenebilir enerji yatırımlarına erişmekte zorlandığını kaydeden Tuncer, enerji kooperatiflerinin bu engellerin aşılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Çatı güneş enerjisi sistemleri, jeotermal enerji ve biyogazın sulama, seracılık, hayvancılık, soğuk hava depoları ve gıda işleme faaliyetlerinde değerlendirilebileceğini belirten Tuncer, ortak yatırımlar sayesinde maliyetlerin paylaşılabileceğini ve enerji giderlerinin daha öngörülebilir hale gelebileceğini söyledi.
Yenilenebilir enerji kooperatiflerinin yaygınlaştırılması için tarımsal kooperatifler, sulama örgütleri, belediyeler ve gıda işletmeleri arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Tuncer, mevcut mevzuattaki kısıtların giderilmesi ve uygun bir hukuki çerçevenin oluşturulması çağrısında bulundu.
“YEŞİL DÖNÜŞÜM BİR TERCİH DEĞİL”
Küresel finansal kırılganlıkların ve iklim kaynaklı risklerin tarım ve gıda piyasaları üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çeken Tuncer, kuraklık, su kıtlığı ve kaynak baskısının yanı sıra Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon uygulamalarının da ticaret ve rekabet gücü açısından belirleyici olduğunu söyledi.
Sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir söylem olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Tuncer, bunun işletmelerin ayakta kalması, maliyetlerin düşürülmesi, finansmana erişimin kolaylaşması ve Ege’nin tarımsal ticaret gücünün uluslararası pazarlarda korunması açısından kritik öneme sahip olduğunu dile getirdi.
İTB’nin imalatçı üyeleri arasında gerçekleştirdiği ön çalışmanın sektördeki eksikleri ortaya koyduğunu belirten Tuncer, işletmelerin iş sağlığı ve güvenliği, çalışma koşulları, tedarik ve ürün güvenliği alanlarında önemli bir saha deneyimine sahip olduğunu, ancak bu birikimin stratejik şirket politikalarına ve uluslararası kabul gören çevre yönetimi standartlarına dönüştürülmesinde eksikler bulunduğunu kaydetti.
Özellikle küçük ve mikro ölçekli işletmelerin uzman personel ve bütçe yetersizliği nedeniyle yeşil dönüşüm sürecinde zorlandığını belirten Tuncer, karbon ayak izinin hesaplanması, enerji yönetimi sistemlerinin kurulması ve dijital izlenebilirlik altyapısının oluşturulmasının finansman ve teknik bilgi eksikliği nedeniyle geciktiğini ifade etti.
İTB’DEN ÜYELERE DESTEK PLANI
Yeşil dönüşüm sürecinde üyelerin yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Tuncer, Borsa’nın önümüzdeki dönemde sunacağı hizmet ve desteklerin sektörün ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirileceğini belirtti.
Firmaların finansmana ve teşviklere erişimini kolaylaştırmayı, özellikle küçük işletmelerin yönetim ve eğitim kapasitesini güçlendirmeyi hedeflediklerini kaydeden Tuncer, karbon ölçümü ve dijital izlenebilirlik gibi alanlarda üyelerin işini kolaylaştıracak hizmet modelleri üzerinde çalışacaklarını söyledi.
Tuncer, “Yeşil dönüşümü sadece bir zorunluluk değil, maliyetlerimizi düşüren bir avantaja çevirmek istiyoruz. İzmir Ticaret Borsası olarak gayemiz çok net, üyelerimizin küresel pazarlardaki yeşil duvarlara çarpmasını önlemek, bu zorlu süreci bir yük değil, İzmir’in tarım ve gıda sektörü için büyüme fırsatı haline getirmektir” dedi.
Çalışma gruplarında görev almak ve sürece katkı sunmak isteyen meclis üyelerine de çağrıda bulunan Tuncer, öncelikli konular doğrultusunda bir aksiyon planı oluşturacaklarını belirtti.
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.






