Folkart Orion - İzmir'de Hayatın Yeni Merkezi
Tek Referans Logo

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Da Vinci Robotik Cerrahi - Bazekol Sağlık Grubu

İzmir’in sanayi bölgesi için İZKA’dan üretimi koruyacak yol haritası

Nihat Delibaşı profil fotoğrafı
YazarNihat Delibaşı

30 Ekim 2020 İzmir Depremi ile 6 Şubat 2023'te 11 ili etkileyen Kahramanmaraş depremlerinin ardından İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) ve İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB), İzmir sanayisinin kalbi için kapsamlı bir deprem risk analizi hazırladı. Çalışmada üç öncelikli risk bölgesi belirlenirken, olası bir depremde üretimin kesintisiz sürmesini sağlayacak strateji ve eylem planı da ortaya konuldu

İzmir’in sanayi bölgesi için İZKA’dan üretimi koruyacak yol haritası

Türkiye'nin en büyük organize sanayi bölgelerinden biri olan İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB), olası büyük bir depreme karşı daha dirençli hale gelmek için kapsamlı bir yol haritasına kavuştu. İZKA ile İAOSB iş birliğinde hazırlanan "İAOSB'nin Deprem Açısından Afet Risk Yönetim Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi", bölgedeki deprem risklerini bilimsel veriler ışığında ortaya koyarken, uygulanması gereken strateji ve eylemleri de ayrıntılı şekilde belirledi.

Raporda, 30 Ekim 2020 İzmir Depremi ile 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin yalnızca can kayıplarına değil, üretim, ihracat ve tedarik zincirinde yarattığı ekonomik kayıplara da dikkat çekildi. Organize sanayi bölgelerinin afetlere karşı dirençli hale getirilmesinin yalnızca can güvenliği açısından değil, üretimin ve ekonomik sürdürülebilirliğin devamı için de kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Bu kapsamda İAOSB içerisinde deprem risklerinin azaltılması amacıyla üç öncelikli müdahale bölgesi belirlendi.

ÜÇ ÖNCELİKLİ RİSK BÖLGESİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Rapora göre birinci öncelikli bölgeler, deprem anında tüm organize sanayi bölgesini etkileyebilecek kritik kırılganlıklar nedeniyle ilk etapta güçlendirilmesi gereken alanlardan oluşuyor. İkinci öncelikli bölgeler, makine ve metal sanayisinin yoğunlaştığı, aynı zamanda ticaret ve ulaşım hareketliliğinin yüksek olduğu alanları kapsıyor. Bu bölgelerde üretimin ve lojistik akışın kesintiye uğramaması için özel önlemler öneriliyor. Üçüncü öncelikli bölgeler ise organize sanayi bölgesine yayılmış risk alanlarını içeriyor. Bu bölgelerde kademeli iyileştirme ve güçlendirme çalışmalarıyla deprem riskinin azaltılması hedefleniyor.

YOL HARİTASI HAZIR

Rapor yalnızca riskleri ortaya koymakla kalmıyor, çözüm önerilerini de ayrıntılı biçimde sıralıyor. Buna göre; Deprem acil durum planlarının güncellenmesi, Ulaşım ve teknik altyapının güçlendirilmesi, Kritik üretim tesislerinin deprem dayanıklılığının artırılması, Güvenlik bölgelerinin yeniden planlanması, Toplanma alanlarının artırılması ve erişilebilir hale getirilmesi, Kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, Afet öncesi hazırlık, afet anı müdahale ve afet sonrası toparlanmayı kapsayan bütünleşik bir yönetim modelinin uygulanması öneriliyor.

AMAÇ ÜRETİMİN DURMAMASI

Raporda, organize sanayi bölgelerinin yalnızca üretim merkezleri olmadığına dikkat çekildi. Afet sonrasında kentlerin yeniden ayağa kalkabilmesi, temel ihtiyaçların karşılanabilmesi ve ekonomik hayatın sürdürülebilmesi açısından OSB'lerin kritik rol üstlendiği vurgulandı. Raporda ayrıca İAOSB'nin Gediz Deltası üzerinde yer alması nedeniyle zemin yapısının deprem açısından önemli riskler taşıdığı belirtildi. Yer altı su seviyesinin yüksek olması, sıvılaşma riski bulunan zemin yapısı ve yüksek yer ivmesi potansiyeli nedeniyle güçlü bir depremde hem yapısal hem de yapısal olmayan hasarların ciddi boyutlara ulaşabileceği uyarısında bulunuldu.

BİNALARIN ÖNEMLİ BÖLÜMÜ ESKİ YÖNETMELİĞE GÖRE YAPILDI

Çalışmada dikkat çeken tespitlerden biri de sanayi yapılarının yaşı oldu. Rapora göre incelenen yapıların yüzde 68,3'ü 1975 Deprem Yönetmeliği'ne göre inşa edildi. Yapıların önemli bölümünün yerinde dökme betonarme sistemlerden oluştuğu belirtilirken, olası büyük bir depremde bölge genelinde yaygın hasar oluşabileceği ifade edildi. Raporda ayrıca İAOSB'de geçmişte yaşanan yangın ve kimyasal sızıntı gibi olaylara da dikkat çekildi. Olası bir deprem sonrasında yalnızca bina hasarının değil, yangın, patlama ve kimyasal sızıntı gibi ikincil afetlerin de yaşanabileceği belirtilirken, bu risklerin çevredeki yerleşim alanları, tarım arazileri, sulak alanlar ve kıyı ekosistemi açısından da tehdit oluşturabileceği kaydedildi. Bazı köprü, viyadük ve ulaşım güzergâhlarının afet anında kırılganlık oluşturduğu, mevcut toplanma alanlarının ise sanayi bölgesinin tamamına yeterli hizmet veremediği tespit edildi.

TÜRKİYE'DEKİ OSB'LERE ÖRNEK OLACAK

Raporun sonuç bölümünde, son dönemde küresel belirsizlikler, artan üretim maliyetleri ve sanayide yaşanan durgunluğun da dikkate alınması gerektiği belirtilerek, olası bir deprem nedeniyle yaşanacak üretim kaybının Türkiye ekonomisine maliyetinin çok daha ağır olabileceği vurgulandı. Bu nedenle İAOSB için hazırlanan çalışmanın yalnızca İzmir için değil, Türkiye'deki diğer organize sanayi bölgeleri için de örnek alınabilecek bir dirençlilik modeli niteliği taşıdığı ifade edildi. Raporun, OSB'lerde afet risklerinin azaltılmasına yönelik yeni projelere rehberlik etmesi hedefleniyor.

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.