Urla77 - Urla'nın doğası yaşamımın bir parçası olsun diyorsanız, 12 ay vade farksız - 444 6 496
Tek Referans Logo

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Da Vinci Robotik Cerrahi - Bazekol Sağlık Grubu

İzmir trafiğine Çin modeli önerdi: Yeni yollar değil, akıllı çözümler de gerekiyor

Sinan Doğan profil fotoğrafı
YazarSinan Doğan

Çin seyahatinden izlenimlerini paylaşan enerji uzmanı Alper Kalaycı, Pekin'deki plaka kısıtlamaları, akıllı trafik yönetimi ve gelişmiş toplu ulaşım sistemlerine dikkat çekerek, Türkiye'nin büyükşehirlerinde de benzer yaklaşımların tartışılması gerektiğini söyledi. Kalaycı, “Trafik sorununu çözmek için sürekli yeni yollar, kavşaklar ve otoparklar yapıyoruz. Elbette altyapı yatırımları gerekli. Ancak artan araç sayısıyla birlikte yalnızca yeni yollar yaparak trafik sorununu kalıcı olarak çözmek mümkün görünmüyor. Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi: Herkes, özel aracıyla, her zaman, şehrin her noktasına girebilmeli mi?” dedi

Çin'de trafik sistemlerini inceleyen enerji uzmanı Alper Kalaycı, İzmir ve diğer büyükşehirlerin trafiği için çeşitli öneriler sundu
Çin'de trafik sistemlerini inceleyen enerji uzmanı Alper Kalaycı, İzmir ve diğer büyükşehirlerin trafiği için çeşitli öneriler sundu

Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Onursal Başkanı ve yenilenebilir enerji sektöründe danışmanlık hizmeti veren EnConIQ Kurucusu Alper Kalaycı, geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği Çin seyahatinde, ülkedeki ulaşım ve trafik yönetimi uygulamalarını da yerinde inceleme fırsatı buldu.

İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere Türkiye'nin büyükşehirlerinde giderek artan trafik yoğunluğuna dikkat çeken Kalaycı, trafik sorununun yalnızca yeni yollar ve kavşaklar inşa edilerek çözülemeyeceğini belirtti.

“Artık daha fazla yol yapmaktan çok, mevcut yolları nasıl daha verimli kullandığımızı düşünmeliyiz” diyen Kalaycı, Çin'deki uygulamaların Türkiye açısından önemli örnekler sunduğunu ifade etti.

Çin'e ilk ziyaretini 2007 yılında, ikincisini 2017 yılında gerçekleştirdiğini belirten Kalaycı, yaklaşık on yıllık aralıklarla yaptığı seyahatlerde ülkenin geçirdiği büyük dönüşüme tanıklık ettiğini söyledi.

Kalaycı, son Çin seyahatinden izlenimlerini ve Türkiye için değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğü uygulamaları şöyle anlattı:

PEKİN'DE TRAFİK PLAKA SİSTEMİYLE YÖNETİLİYOR

“Çin seyahatim sırasında Pekin'deki enerji fuarına da katıldım. Dikkatimi çeken uygulamalardan biri, araç plakaları üzerinden yürütülen trafik yönetimi oldu. Yeşil plakalar elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçları temsil ediyor. Sokaklarda gördüğüm araçların çok büyük bir bölümünün yeşil plakalı olması dikkatimi çekti. Bazı bölgelerde neredeyse her 10 araçtan 9'unun yeşil plakalı olduğu izlenimini edindim. Pekin'e kayıtlı tamamen elektrikli binek otomobiller haftalık plaka kısıtlamalarından muaf tutuluyor. Mavi plakalı, fosil yakıtlı otomobiller ise plakalarının son rakamına göre hafta içi bir gün, belirli saatlerde ve bölgelerde trafiğe çıkamıyor. Ancak asıl ilginç olan, Pekin dışından gelen araçlara uygulanan kısıtlamalar. Pekin plakası olmayan bir araçla şehrin belirli bölgelerine girmek için özel izin almanız gerekiyor. Merkezi bölgeler için yılda en fazla 12 kez izin alınabiliyor ve her izin en fazla 7 gün geçerli olabiliyor. Böylece şehir dışından gelen araçların kent merkezindeki trafik üzerindeki etkisi de kontrol altında tutulmaya çalışılıyor.”

“HERKES ÖZEL ARACIYLA ŞEHRİN HER NOKTASINA GİREBİLMELİ Mİ?”

“Pekin plakası almak da kolay değil. Sınırlı plaka tahsisi ve uzun bekleme süreleri nedeniyle plakalar oldukça değerli hale gelmiş. Hatta bu durum, gayriresmî plaka kiralama uygulamalarını bile ortaya çıkarmış. Elektrikli araçların yaygınlaşmasını destekleyen farklı teşvik mekanizmaları da bulunuyor. Peki, İstanbul, Ankara ve İzmir'de neden benzer uygulamaları tartışmıyoruz? Trafik sorununu çözmek için sürekli yeni yollar, kavşaklar ve otoparklar yapıyoruz. Elbette altyapı yatırımları gerekli. Ancak artan araç sayısıyla birlikte yalnızca yeni yollar yaparak trafik sorununu kalıcı olarak çözmek mümkün görünmüyor. Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi: Herkes, özel aracıyla, her zaman, şehrin her noktasına girebilmeli mi? Bu tür uygulamalar elbette güçlü bir toplu taşıma altyapısı, erişilebilir ulaşım alternatifleri ve her şehrin kendine özgü koşulları dikkate alınarak değerlendirilmeli. Trafik sorununu yalnızca yeni yollar inşa ederek değil, mevcut yol kapasitesini daha verimli kullanarak, akıllı trafik yönetimini geliştirerek ve toplu ulaşımı güçlendirerek çözmeye odaklanmalıyız.”

ÇİN'İN HIZLI TREN AĞI ETKİLEYİCİ

“Çin'de dikkatimi çeken bir diğer konu da gelişmiş hızlı tren ağı oldu. Seyahatim sırasında saatte yaklaşık 300 kilometre hızla ilerleyen bir hızlı treni kullanma fırsatım oldu. Yaklaşık bir buçuk saat süren yolculuk son derece konforluydu. Tren oldukça sessizdi ve yüksek hızı neredeyse hissetmiyorsunuz. Beni etkileyen yalnızca trenin hızı değil, sistemin kullanım kolaylığı ve sefer organizasyonuydu. İstasyonlardaki işlemler oldukça pratikti. Hava yolculuğundaki gibi uzun süreler öncesinden terminalde bulunmanız gerekmiyor. Büyük istasyonlarda tren seferlerinin çok sık aralıklarla düzenlenmesi de dikkat çekici. Ulaşımın bu kadar hızlı, konforlu ve kolay olması, özel otomobil kullanımına güçlü bir alternatif oluşturuyor. Türkiye'de de şehirler arası hızlı tren ağının geliştirilmesi, yalnızca ulaşım açısından değil, ekonomik ve bölgesel kalkınma açısından da büyük önem taşıyor.”

AKILLI NAVİGASYON SİSTEMLERİ TRAFİĞİ RAHATLATIYOR

“Çin'de kullanılan navigasyon sistemleri de oldukça gelişmiş. Bazı uygulamalarda yalnızca yolun genel trafik yoğunluğunu değil, hangi şeritte yoğunluk olduğunu da görebiliyorsunuz. Daha da ilginci, trafik ışığının ne zaman yeşile döneceğini, hatta güzergâh üzerindeki bir sonraki trafik ışığının durumunu da takip edebiliyorsunuz. Bu tür akıllı sistemler sürücülerin daha bilinçli hareket etmesini sağlıyor ve trafik akışının daha verimli yönetilmesine katkıda bulunuyor. Türkiye'de de akıllı ulaşım sistemlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum. Mevcut yolların kapasitesini daha verimli kullanmak, yeni yol yapımı kadar önemli olabilir.

Ayrıca Çin'de trafikte çok sayıda farklı elektrikli otomobil markası görmek mümkün. Bunların önemli bir bölümü Türkiye'de henüz bulunmuyor. Çin'in kendi iç pazarı için geliştirdiği çok geniş bir elektrikli araç ürün yelpazesi var.”

ÇİNLİ İŞ İNSANLARI TÜRKİYE'DEKİ ENFLASYON VE FAİZ ORANLARINI ANLAMAKTA ZORLANIYOR

“Çin'deki görüşmelerimizde Türkiye'nin ekonomik koşulları da sık sık gündeme geldi. Özellikle Türkiye'deki yüzde 30 seviyelerindeki enflasyon ve yüzde 36–37 düzeyindeki faiz oranları Çinli iş insanlarına oldukça yüksek geliyor. Kendi ülkelerinde çok daha düşük enflasyon ve finansman maliyetleriyle çalıştıkları için Türkiye'deki ekonomik koşulları anlamakta zorlanıyorlar. Bu durum özellikle uzun vadeli sanayi yatırımları açısından önemli bir sorun oluşturuyor. Yatırımcılar uzun vadeli planlama yaparken maliyetlerini, finansman koşullarını ve ekonomik öngörülebilirliği dikkate alıyor. Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısı, yetişmiş insan kaynağı, üretim kabiliyeti ve Avrupa pazarına yakınlığı çok önemli avantajlar. Türkiye hâlâ Avrupa için önemli bir üretim merkezi olabilecek konumda. Ancak bu avantajlarımızı yeni yatırımlara dönüştürebilmek için enflasyonu ve finansman maliyetlerini makul seviyelere indirmemiz gerekiyor. Ekonomik istikrar ve öngörülebilirlik, uluslararası yatırımcılar açısından son derece önemli.”

ÇİN, TÜRK GIDA ÜRÜNLERİ İÇİN BÜYÜK FIRSATLAR SUNUYOR

“Çin'deki temaslarım sırasında Türk insanına karşı olumlu ve sıcak bir yaklaşım olduğunu da gözlemledim. Özellikle ülkenin kuzey bölgelerinden gelen bazı kişilerle kültürel ve dilsel benzerlikler üzerine sohbet etme fırsatımız oldu. Türkiye'nin Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirmesi açısından önemli fırsatlar bulunduğunu düşünüyorum. Bunlardan biri de gıda sektörü. Örneğin kaldığım otellerdeki kahvaltılarda peynir çeşitlerinin oldukça sınırlı olduğunu gördüm. Zeytin ve zeytinyağı da bizim alışık olduğumuz ölçüde yaygın değildi. Elbette Çin çok büyük ve farklı tüketim alışkanlıklarına sahip bir ülke. Ancak özellikle peynir, süt ürünleri, zeytin ve zeytinyağı gibi Türkiye'nin güçlü olduğu ürün gruplarında önemli bir pazar geliştirme potansiyeli bulunduğunu düşünüyorum. Çin'in büyüklüğü ve tüketici çeşitliliği dikkate alındığında, doğru ürün, doğru pazarlama ve uygun yerel iş ortaklarıyla Türk üreticileri için yeni fırsatlar yaratılabilir.

Çin'de yalnızca enerji ve sanayi alanlarında değil, gıda başta olmak üzere pek çok sektörde iş birliği yapılabilecek farklı partnerler bulmak mümkün. Türkiye'nin bu fırsatları daha fazla değerlendirmesi gerektiğine inanıyorum.”


Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.