Kasapoğlu’ndan tarım vurgusu: İzmir'in suyunu ve toprağını koruyalım
Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, İzmir Milletvekili Mehmet Kasapoğlu, Dünya Gıda Günü etkinliğinde İzmir’in tarımsal üretim gücüne dikkat çekerek su ve toprak kaynaklarının korunması, tarımda teknolojinin yaygınlaştırılması ve gençlerle kadınların üretime daha fazla katılması çağrısı yaptı. Kasapoğlu, “Gıda ticari bir emtia değil; bir insan hakkı, yaşam hakkı, insanlık onurudur” dedi

Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Kasapoğlu, 16 Ekim Dünya Gıda Günü kapsamında İzmir’de düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, kentin tarımsal üretim potansiyelinin Türkiye’nin gıda güvenliği açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. İzmir’in Bakırçay’dan Gediz’e, yarımadadan verimli tarım havzalarına uzanan üretim gücüyle tarım, sanayi, ticaret ve ihracatın önemli merkezlerinden biri olduğunu belirten Kasapoğlu, gıda güvenliğinin sağlanması için su ve toprak kaynaklarının korunması, bilimsel bilginin üretime aktarılması ve tarımda yeni bir kalkınma hamlesinin başlatılması gerektiğini söyledi.
İzmir’in Dünya Gıda Günü etkinliğine ev sahipliği yapmasının önemini vurgulayan Kasapoğlu, “İzmir, gıda ve tarımın öncü kentlerinden biri. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın özel çalışmasına İzmir’in ev sahibi olması çok önemli. İzmir, üretimin, sanayinin, ticaretin ve ihracatın önemli şehirlerinden biri. Dünya Gıda Günü’ndeki bu fotoğrafın İzmir’de ortaya konması çok değerli” diye konuştu.
GIDA ÜRETİMİNİN NEREDEYSE ÜÇTE BİRİ İSRAF EDİLİYOR
Küresel ölçekte gıda israfının ulaştığı boyuta dikkat çeken Kasapoğlu, üretilen gıdanın önemli bir bölümünün tüketiciye ulaşmadan kaybedildiğini belirtti. İsrafla mücadelenin yalnızca çevre duyarlılığı olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Kasapoğlu, üreticinin emeğinin korunmasının ve kaynakların verimli kullanılmasının önemine işaret etti. Kasapoğlu, “Gıda üretiminin neredeyse üçte biri israf ediliyor. Gıdayı koruyan, kollayan, alın terine saygı gösteren bir medeniyetin temsilcileri olduğumuzun bilinciyle hareket etmeliyiz. Yarını beslemenin ilk şartı, alın terine sahip çıkmaktır” dedi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü çatısı altında yürütülen sıfır atık çalışmalarına da değinen Kasapoğlu, Türkiye’nin bu alanda üstlendiği misyonun önemine dikkat çekti. Gıda kayıplarının kaynağında önlenmesi, tarımsal verimliliğin artırılması ve atıkların yeniden değerlendirilmesinin küresel gıda güvenliği açısından stratejik bir yaklaşım olduğunu belirten Kasapoğlu, şöyle konuştu: “Bu hareket, küresel ölçekte kurumsallaşan ve Türkiye’nin üstlendiği çok önemli bir misyon. Sadece çevre duyarlılığı değil; gıda kaybını kaynağında önleyen, verimliliği artıran ve küresel gıda güvenliği açısından stratejik bir hamle. Atıkları çöplere götürmek yerine döngüsel bir şekilde işlerlik kazandırmak çok önemli. İsrafı yönetemiyorsak kıtlığı yönetmemiz mümkün değil. Bunu sağlayamayan bir insanlığın yarını beslemesi de mümkün değil. Bu nedenle israfı önlemek için yenilikçi adımlar atmalıyız.”
“GIDA BİR İNSAN HAKKIDIR”
Savaşların gıda güvenliği üzerindeki olumsuz etkilerine de değinen Kasapoğlu, uluslararası sistemin adalet ve hukuk temelinde işlemesi gerektiğini söyledi. Güçlü olanın hukukunun değil, hukukun gücünün egemen olduğu bir düzenin kurulmasının küresel gıda güvenliği için zorunlu olduğunu belirten Kasapoğlu, gıdanın yalnızca ekonomik bir değer olarak ele alınamayacağını vurguladı. Kasapoğlu, “Uluslararası topluma şu soruyu sorma hakkımız var: Biz, güçlünün hukukunun değil, hukukun gücünün egemen olduğu bir düzen olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu sağlanmadan küresel gıda güvenliğinin sağlanamayacağına inanıyoruz. Gıda ticari bir emtia değil; bir insan hakkı, yaşam hakkı, insanlık onurudur” ifadelerini kullandı.
İZMİR İÇİN SU VE TOPRAK UYARISI
İzmir’in incir, üzüm, süt ve diğer tarımsal ürünleriyle Türkiye’nin önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğunu belirten Kasapoğlu, tarımın geleceğinin doğal kaynakların korunmasına bağlı olduğunu söyledi. Azalan su kaynakları, bozulan toprak yapısı ve doğayı koruma zorunluluğunun tarımsal üretimin önündeki temel sorunlar arasında yer aldığını kaydeden Kasapoğlu, gıda güvenliği tartışmalarının su ve toprak kaynaklarından bağımsız ele alınamayacağını dile getirdi. Dünyada tüketilen tatlı suyun yaklaşık yüzde 72’sinin tarımda kullanıldığına işaret eden Kasapoğlu, İzmir’in de iklim değişikliği ve kuraklık baskısını hisseden kentlerden biri olduğunu belirtti. Tarımda sulama teknolojilerinin yaygınlaştırılması, tohum ıslahı çalışmalarının geliştirilmesi, şehirlerdeki su kayıp ve kaçaklarının azaltılması ve yağmur suyu hasadının yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti. Kasapoğlu, “Su ve toprakta verimlilik önemli bir ödev ve bilinç meselesi. Bunun yolu yenilikten ve bilimden geçiyor. Yeni adımları birlikte ortaya koymamız gerekiyor. Anadolu çiftçisinin kadim bilgisini, suyu tanıma ve kullanma tecrübesini üniversitelerin modern bilgisiyle bir araya getirmeliyiz. Geleneksel olanı yenilikle birleştirmeli, geçmişten güç alarak bunu inovasyonla ileriye taşımalıyız” dedi.
“ÜNİVERSİTEDEKİ BİLGİ TARLAYA, TECRÜBE SANAYİYE TAŞINMALI”
İzmir’deki etkinliğin ortak akıl geliştirmek ve farklı alanlardaki bilgi birikimini üretime aktarmak için önemli bir fırsat sunduğunu belirten Kasapoğlu, üniversiteler, çiftçiler ve sanayi arasında güçlü bir iş birliği kurulması gerektiğini söyledi. Üniversitelerde üretilen bilginin tarlaya, çiftçinin deneyiminin sanayiye, sanayinin katma değerinin ise üretim ve ihracata dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Kasapoğlu, bu zincirin güçlenmesinin hem İzmir’e hem de Türkiye’ye kazandıracağını ifade etti. Tarımda teknolojik dönüşümün insan kaynağıyla desteklenmesi gerektiğini belirten Kasapoğlu, özellikle gençlerin ve kadın üreticilerin finansmana, teknolojiye ve üretim kaynaklarına adil biçimde erişmesinin önemine dikkat çekti. Anadolu ve Ege’de tarımsal üretimin yükünü üstlenen kooperatiflerin de desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
“GENÇLER TARIMIN GELECEĞİNDE SÖZ SAHİBİ OLMALI”
Dünya genelinde 15-23 yaş aralığında yaklaşık 1,3 milyar genç bulunduğunu belirten Kasapoğlu, gençlerin tarım ve gıda ekosistemine katılmasının önemli ekonomik fırsatlar yaratabileceğini söyledi. Kırsaldan kente göçün hızlandığına işaret eden Kasapoğlu, teknolojinin gelişmesiyle tarımın gençler için daha cazip bir alana dönüştürülebileceğini ifade etti. Tarımın yalnızca geleneksel üretim yöntemlerinden ibaret olmadığını; teknoloji, tedarik zinciri mühendisliği ve inovasyon gibi alanlarla genişleyen bir ekosisteme dönüştüğünü belirten Kasapoğlu, gençlerin bu dönüşümde doğrudan rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Kasapoğlu, “Gençleri pasif konumda bırakmamalı, doğrudan direksiyonun başına geçirmeli ve sürecin içine katmalıyız. Kadınlarımızın bereketli emeğini gençlerin yenilikçiliği ve vizyonuyla buluşturduğumuzda bizi çok güçlü bir gelecek bekliyor. Bunun için stratejik bir kalkınma hamlesi başlatmamız ve bunu hayata geçirmemiz gerekiyor. Alın terini, adaleti ve merhameti ekelim. Yarın hep birlikte güçlü bir Türkiye’ye yürüyelim” dedi.
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.






