Tek Referans Logo

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Da Vinci Robotik Cerrahi - Bazekol Sağlık Grubu

Kuru meyvecilerden algı uyarısı: Hans’ın yemediğini Hasan yemiyor

Tek Referans profil fotoğrafı
YazarTek Referans

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay ile Başkan Yardımcısı Şemsettin Özgür, kuru incir ve kuru üzüm ihracatında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. İhracattan dönen incirlerin iç piyasaya sürüldüğü yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Gabay ile Özgür, denetimlerin sıkılaştırıldığını, üretici bilgilendirmesi ve teknolojik yatırımların sonuç vermeye başladığını belirterek, kuru üzümde rekolte artışına rağmen kaybedilen pazarların geri kazanılması ve iç tüketimin artırılması gerektiğini vurguladı

. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay (sağda) ve Başkan Yardımcısı Şemsettin Özgür,
. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay (sağda) ve Başkan Yardımcısı Şemsettin Özgür,

Ege’nin önemli tarımsal ihraç ürünleri arasında yer alan kuru incir ve kuru üzüm, artan üretim maliyetleri, uluslararası pazarlardaki rekabet, gıda güvenliği tartışmaları ve iç tüketimdeki yetersizlik nedeniyle zorlu bir dönemden geçiyor. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay ve Başkan Yardımcısı Şemsettin Özgür, tekreferans.com’a yaptıkları değerlendirmede, sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini ortaya koydu.

İncir ihracatında son yıllarda üretici ve ihracatçıların yanı sıra kamu kurumlarıyla da yakın iş birliği yürüttüklerini belirten Gabay, üreticilerin bilinçlendirilmesi, bilgilendirilmesi ve teknolojik altyapının geliştirilmesi yönünde önemli adımlar atıldığını söyledi. Kurutma tünelleri, ürünlerin daha iyi sınıflandırılmasını sağlayan uygulamalar ve ultraviyole lambalarla bahçede ayıklama gibi yöntemlerin etkisini göstermeye başladığını ifade eden Gabay, bu yıl iklim koşullarının da üretime olumlu katkı sağladığını kaydetti. Yağışların ve sıcaklıkların üretimi olumsuz etkileyecek seviyelerde gerçekleşmemesinin, alınan önlemlerle birlikte bildirim ve sorunlu ürün miktarının azalmasına katkıda bulunduğunu belirten Gabay, kamuoyundaki yanlış bilgilendirmelerin sektörün ekonomik değerine zarar verdiğini vurguladı.

“HANS’IN YEMEDİĞİNİ HASAN YEMİYOR”

Kuru incir ihracatında en önemli sorunlardan birinin, yurt dışından geri dönen ürünlerin iç piyasada tüketildiği yönündeki algı olduğunu belirten Şemsettin Özgür, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Özgür, “Hans’ın yemediğini Hasan yiyor diye bir şey kesinlikle yok. Geçtiğimiz yıl Tarım ve Orman Bakanlığı çok ciddi denetimler gerçekleştirdi. Geri dönen ürünler son derece sıkı kontrollerden geçiriliyor. Karantinaya alınıyor, başında görevli memur bekliyor ve ardından imha ediliyor. Bu algıyı mutlaka yıkmamız gerekiyor” dedi. Yanlış algının giderilememesinin ihracatçıları da zor durumda bıraktığını ifade eden Özgür, “Bu algı devam ettiği sürece Bakanlık da kamuoyundaki bu düşünceyle mücadele etmek zorunda kalıyor. Haberlerin sürekli gündeme gelmesi, ihracatçı üzerindeki baskıyı artırıyor ve ticari faaliyetlerimizi olumsuz etkiliyor” diye konuştu.

350 MİLYON DOLARLIK İHRACATIN KORUNMASI HEDEFLENİYOR

Türkiye’nin kuru incir ihracatında yaklaşık 350 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaştığını belirten Yusuf Gabay, sektörün önceliğinin mevcut değeri korumak ve daha yukarı taşımak olduğunu söyledi. Gabay, “İncir ihracatımızı 150 milyon dolar seviyelerinden 350 milyon dolara çıkardık. Amacımız bu değeri koruyarak artırmak. Ancak iç piyasa tüketimimiz, yaşanan olumsuz haberlerle birlikte düşüyor. Bu durum yalnızca üreticiyi değil, ihracatçıyı da etkiliyor” ifadelerini kullandı. İncirin doğanın sunduğu değerli ürünlerden biri olduğuna dikkat çeken Gabay, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ihracat aşamasında yüzde 100 kontrol uyguladığını belirtti. Ürünün doğal yapısı nedeniyle tamamen homojen olmamasının bazı riskleri beraberinde getirebildiğini ifade eden Gabay, bakanlığın bu konuda bilimsel çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.

AB'NİN ANALİZ VE LİMİT ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR

Avrupa Birliği’nin kuru incirde gündeme getirdiği analiz değerleri ve bunların sektöre etkileri konusunda çalışmaların devam ettiğini belirten Gabay, okratoksin konusunun da yeni bir araştırma alanı olduğunu söyledi. İncir için kodeks çalışmaları kapsamında bir kişinin ne kadar incir tüketmesi durumunda risk oluşabileceğine yönelik bilimsel araştırmalar yürütüldüğünü ifade eden Gabay, “Üretici olarak biz de kodeks çalışmalarını yürütüyoruz. Tarım Bakanlığımızın bilimsel araştırmaları tamamlandı ve Avrupa Birliği’ne sunuldu. Hem Bakanlık hem de sektör temsilcileri bu konuda görüşmelerini sürdürüyor. Brüksel’de ilgili otoritelerle yapılan görüşmelerde konu gündeme getirildi. Hamburg Borsası ile de temaslarımız devam edecek. Çalışmaların sonucunda limitlerin yeniden belirlenmesi ve analiz metodolojisinin değişmesi söz konusu olabilir” dedi.

İHRACAT MİKTARI AYNI, DEĞER YÜZDE 12 GERİDE

Kuru incir ihracatında miktar açısından geçen yılın seviyelerinin korunduğunu, ancak ihracat değerinin yüzde 12 gerisinde kalındığını belirten Gabay, bu kaybın sektör açısından yönetilebilir düzeyde olduğunu ancak üreticinin memnuniyetsizliğinin giderek arttığını söyledi. Enflasyon ve üretim maliyetleri dikkate alındığında üreticinin geçen yıl elde ettiği geliri koruyamadığını ifade eden Gabay, ihracatçıların da son yıllarda yaşadıkları zararlar nedeniyle yeterli kârlılığa ulaşamadıklarını kaydetti. Gabay, döviz kuru, girdi maliyetleri ve üretim giderlerinin ihracatçı üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, döviz dönüşüm desteğinde beklenen artışın gerçekleşmemesinin de sektör açısından olumsuz bir gelişme olduğunu dile getirdi.

KURU ÜZÜMDE KAYBEDİLEN PAZARLAR GERİ KAZANILMAYA ÇALIŞILIYOR

Kuru üzümde son üç yıldır düşük rekolte nedeniyle ihracat miktarının gerilediğini belirten Şemsettin Özgür ise, fiyat artışlarının uluslararası pazarlarda Türkiye’nin rekabet gücünü zayıflattığını söyledi. Özgür, “Üç yıl önce 250 bin ton seviyelerinde ihracat yaparken bu yıl 143 bin tona kadar geriledik. Pazarlarımızı başka ülkelere kaptırdık. Şimdi rekoltenin iyi olmasıyla birlikte kaybettiğimiz pazarları yeniden kazanmaya çalışıyoruz” dedi. Geçen yılın baz alınmasının yanıltıcı olabileceğine dikkat çeken Özgür, mevcut ihracat verilerinde yüzde 46’lık artış yaşandığını, ancak önceki yılların seviyelerinin henüz yakalanamadığını ifade etti.

Kuru üzümde güçlü bir ihracat performansı için öncelikle güçlü bir iç pazar oluşturulması gerektiğini vurgulayan Özgür, Türkiye’de tüketimin nüfusa oranla oldukça düşük kaldığını söyledi. İngiltere’nin Türkiye ile benzer nüfusa sahip olmasına rağmen yaklaşık 100 bin ton kuru üzüm tükettiğini belirten Özgür, Türkiye’de toplam tüketimin yaklaşık 50 bin ton seviyesinde bulunduğunu ifade etti. Bu miktarın önemli bölümünün rakı üretimi, sirke, pekmez ve diğer endüstriyel kullanımlardan oluştuğunu kaydeden Özgür, doğrudan tüketimin artırılması gerektiğini vurguladı.

KURU ÜZÜM İTHALATINDA GTİP NUMARASI

Yerli üreticiyi zorlayan unsurlardan birinin de farklı GTİP numaraları üzerinden ülkeye giren kuru üzüm olduğunu belirten Özgür, bazı ithalatçıların ürünün tarife sınıflandırmasını değiştirerek daha düşük vergiyle ithalat gerçekleştirdiğini öne sürdü. Özgür, “Kuru üzüm ithal edilmek istendiğinde yaklaşık 3 bin dolar seviyesindeki birim değer üzerinden yüzde 54 vergi uygulanması gerekiyor. Ancak farklı bir GTİP numarasıyla getirildiğinde çok daha düşük, yüzde 4 seviyesinde vergiyle ülkeye girebiliyor. Bakanlığımızdan bu konuda önlem alınacağı yönünde bilgi aldık. Bunun önüne geçilmesini bekliyoruz” dedi. İthalatın yalnızca yerli üreticiyi değil, kuru üzüm işleyen fabrikaları da olumsuz etkilediğini belirten Özgür, üretim sırasında ortaya çıkan yan ürünlerin geçmişte sanayide değerlendirildiğini, bugün ise düşük fiyatlarla hayvan yemi olarak satılmak zorunda kalındığını ifade etti. Bu durumun işletmelerin maliyetlerini artırdığını ve ihracata konu ürünlerin fiyatlarına da yansıdığını kaydetti.

İÇ TÜKETİM ARTIRILMALI, SANAYİYE KULLANIM ALANI AÇILMALI

Türkiye’de kuru üzüm tüketiminin artırılması için yeni politikalar geliştirilmesi gerektiğini belirten Özgür, ürünün ekmek, bisküvi ve farklı gıda ürünlerinde daha yaygın kullanılmasının önemine dikkat çekti. Özgür, “Güçlü ihracat için güçlü bir iç piyasa gerekiyor. Türkiye’de kuru üzüm tüketimi çok düşük. Endüstriyel kullanımın artırılması, ürünün farklı gıda gruplarında daha fazla yer alması gerekiyor. Tüketimi özendirmeliyiz” diye konuştu. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin piyasaya müdahale ederek 70 bin tonun üzerinde ürün aldığı yönündeki bilgileri değerlendiren Özgür, buna rağmen piyasadaki arz fazlasının devam ettiğini ve fiyatların üreticiyi memnun edecek seviyeye yükselmediğini söyledi. Geçmişte uygulanan okul üzümü projesine benzer çalışmaların yeniden gündeme alınabileceğini belirten Özgür, iç tüketimin artırılmasının hem üreticinin gelirini destekleyeceğini hem de ihracatçıların uluslararası pazarlarda daha rekabetçi olmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.