Folkart Orion - İzmir'de Hayatın Yeni Merkezi
Tek Referans Logo

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Da Vinci Robotik Cerrahi - Bazekol Sağlık Grubu

Menderes Tekstil Enerji Grubu, kurulu gücünü artırmayı hedefliyor

Özlem Sarsın profil fotoğrafı
YazarÖzlem Sarsın

Çeyrek asırdan fazladır enerji sektöründe aktif olarak yer alan, rüzgar, güneş, jeotermal enerji santralleri ile geniş bir enerji üretim portföyüne sahip olan Menderes Tekstil Enerji Grubu, toplam kurulu gücünü 450 MW’a çıkarmayı hedefliyor. Menderes Tekstil Enerji Grubu Direktörü Hakan Tekkaya, 500 milyon dolarlık finansman ile projeleri tamamlayacaklarını kaydetti

Menderes Tekstil Enerji Grubu, rüzgar, güneş, jeotermal enerji santralleri ile geniş bir enerji üretim portföyüne sahip
Menderes Tekstil Enerji Grubu, rüzgar, güneş, jeotermal enerji santralleri ile geniş bir enerji üretim portföyüne sahip

Çeyrek asırdan fazla enerji sektöründe aktif olarak yer alan, rüzgar, güneş, jeotermal enerji santralleri ile geniş bir enerji üretim portföyüne sahip olan Menderes Tekstil Enerji Grubu, toplam kurulu gücünü 450 MW’a çıkarmayı hedefliyor.

Menderes Tekstil Enerji Grubu Direktörü Hakan Tekkaya, enerji sektörü ile ilgili yatırımların ve geleceğe yönelik projelerin verdiği heyecan ve motivasyon ile çalışmalara devam ettiklerini vurgulayarak, 500 milyon dolarlık finansman ile projeleri tamamlayacaklarını kaydetti.

Akça Holding grup şirketlerinden Menderes Tekstil bünyesinde 1999 yılında kurulan doğal gaz yakıtlı kojenerasyon santralı ile enerji sektörü faaliyetlerine başladıklarını dile getiren Tekkaya, “Tekstil fabrikamızın enerji ihtiyacını karşılayan bu tesisimiz halen aktif olarak çalışmaktadır. Daha sonra Akça Enerji, Akça Solar, Tan Elektrik isimli kurmuş olduğumuz 3 enerji şirketimiz 2021 yılında Menderes Tekstil ile birleşti, günümüzde enerji sektörü faaliyetlerimiz 2000 yılından itibaren borsada işlem gören Menderes Tekstil bünyesinde yürütülmektedir. Çeyrek asırdan fazla enerji sektöründe aktif olarak çalışmaya devam ediyoruz, işletmede olan rüzgar, güneş, jeotermal enerji santrallarımız ve devam eden yatırımlarımız bulunmaktadır. Her 3 aylık dönemde ve yılsonunda faaliyetlerimizle ilgili raporlarımız Borsa İstanbul Kamuyu Aydınlatma Platformu ile yatırımcılara duyurulmaktadır. Grubumuz faaliyetlerinde öne çıkan enerji sektörü ile ilgili yatırımlarımız ve geleceğe yönelik projelerimizin verdiği heyecan, gurur ve motivasyon ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. İşletmede olan 2 Rüzgar Enerjisi Santralı, 2 jeotermal Enerji Santralı, Kojenerasyon ve çatı GES Birleşik Enerji Santralımız, iç tüketime yönelik Güneş Enerjisi santrallarımız ve devam eden toplam 250 MW kapasitede 3 ayrı depolamalı enerji santralı projemiz ile toplam kurulu gücümüzü 450 MW kapasiteye yükseltmeyi hedefliyoruz. Mevcut santrallarımız dahil bu süreçte yaklaşık 500 milyon dolar tutarında finansman ile projelerimizi tamamlamış olacağız. Tüm projelerimizi kendimiz geliştiriyor, finansman buluyor, yatırımı tamamlayarak işletme faaliyetlerini güvenli bir şekilde yürütüyoruz. Konusunda deneyimli ekiplerimiz ile bir sonraki heyecan verici yeni projelerimizle ilgili çalışmalarımızı kesintisiz sürdürüyoruz, sırada bir süredir çeşitli araştırmalar yaptığımız yurt dışı ile ilgili enerji yatırımlarının gündeme gelme durumu söz konusudur. Enerji Bakanlığımız tarafından bu yıl sonunda düzenlenecek YEKA Deniz Üstü Rüzgar Enerji yarışmaları kapsamında bir konsorsiyum içinde bulunma durumumuz söz konusu olabilir, süreci değerlendiriyoruz” dedi.

“ENERJİ GÜVENLİĞİNİ TÜM DÜNYANIN BİR NUMARALI GÜNDEMİ”

Enerji güvenliğini tüm dünyanın bir numaralı gündemi olduğunu, zaten devam etmekte olan yeşil enerji dönüşümünün daha fazla ivme kazandığına dikkat çeken Tekkaya, ülkelerin öncelikle kendi doğal kaynaklarını kullanma kararlılığı ile olabildiğince hızlı hareket etmeye başladığını vurguladı. Tekkaya, sözlerine şöyle devam etti, “ 2022 yılında Rusya-Ukrayna savaşı ile başlayan ve halen devam eden süreç özellikle Rus doğal gazına bağımlı olan Avrupa ülkelerini ciddi biçimde sarstı. Şubat ayının son günlerinde Amerika ve İsrail’in İran’a savaş açması doğal gaz ve petrole bağımlı tüm dünya ülkelerinin ekonomilerini etkiledi. Bu kriz ortamının getirdiği belirsizliğin halen devam ediyor olması enerji güvenliğini tüm dünyanın bir numaralı gündemi yaptı, zaten devam etmekte olan yeşil enerji dönüşümü daha fazla ivme kazandı, tüm ülkeler öncelikle kendi doğal kaynaklarını kullanma kararlılığı ile olabildiğince hızlı hareket etmeye başladı. Dolayısı ile yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretiminde kullanılması, özellikle son yıllarda hızla gelişen enerji depolama sistemlerinin yenilenebilir enerji santralları ile kullanılması enerji krizlerine aranan çare oldu. Yeni nesil enerji depolama sistemleri ile artık rüzgar, güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi 8 saate kadar hatta daha uzun sürelerde depolanabilir ve gerektiğinde kullanılabilir hale geldi, yenilenebilir enerji santrallarının kesintili elektrik üretimi sorunu aşılmış oldu. Ülkemizde 2001 yılından itibaren EPDK’nın kurulması ve kaynak bazında destekleme mekanizmalarının katkısı ile özel sektör tarafından hidroelektrik santral yatırımları ile başlayan yeşil enerji fırtınası sırası ile rüzgar, jeotermal, güneş ve diğer doğal kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasına yol açtı. Kurulu gücümüzün yarıdan fazlasını, üretilen elektriğin yarısını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlıyoruz. Doğal kaynaklarımızın elektrik üretiminde kullanılmasına yönelik enerji santralları yatırımları hızla devam etmektedir. Bu alanda halen özellikle rüzgar, güneş ve jeotermal enerji kaynaklarımızda değerlendirilebilecek büyük potansiyelimiz var. “

“YENİLENEBİLİR ENERJİDE BÜYÜME DEVAM EDİYOR”

Yeşil enerji dönüşümünün özünde, yenilenebilir enerjinin büyüyeceği, fosil yakıt kullanımının azalacağı ve elektrifikasyonun küresel ekonomiyi istikrarlı bir şekilde yeniden şekillendireceği kurgusunun olduğunu söyleyen Tekkaya, yenilenebilir enerjinin dünyada ve ülkemizde olağanüstü hızla büyümeye devam ettiğini kaydetti. Tekkaya, “Yayınlanan raporlara bakıldığında küresel talebin daha da hızlı arttığı, temiz enerjinin fosil yakıtların tamamen yerini almak yerine, halen dünyanın enerji sistemine büyük ölçüde katkı sağladığı görülüyor. Kömür, petrol ve doğal gazın enerji bileşimindeki payları yavaş yavaş azalsada, bu kaynakların sağlam bir zemin edinmiş olduğu anlaşılıyor. Ülkemiz bu noktada dünyadan pozitif anlamda ayrışıyor, devlet politikaları ve desteği gereği yenilenebilir enerji kaynaklarımız enerji sepetimizde çok daha hızlı pay kazanıyor. Yoğun sıcak hava dalgalarının getirdiği soğutma ihtiyacı, elektrikli arabaların kullanımının artması, elektrikli endüstriye geçiş, bulut bilişim sistemlerinin yüksek enerji ihtiyacının karşılanabilmesi sürecinde, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı şüphesiz yükselecek fakat fosil yakıtların kullanımı uzunca bir süre devam edecek gibi görünüyor. Bu arada hepimiz yapay zeka uygulamalarını kullanıyoruz, yapay zekaya sorduğunuz tek bir sorunun cevabını alırken ortalama 0.30 watt elektrik tüketiyorsunuz, net istatistik veriler olmadığı için genelleme yapmak uygun olmayabilir ama milyonlarca insanın yapay zekâ kullanımının her geçen gün artmakta olduğu bilgisi bile enerji arzının önemine dikkat çekmektedir” dedi.

“BÜROKRASİ BİZİMLE AYNI TEMPODA HAREKET ETMELİ”

Bürokratik işlemlerin süreci hakkında da değerlendirmelerde bulunan Tekkaya, “Yatırım süreçlerinde merkezi, yerel tüm kamu kurumlarının kesinlikle bizimle aynı tempoda hareket etmesi gerekiyor, EPDK tarafından verilen bir ön lisans var, bu ön lisansın bir süresi var ve ön lisans süresi içerisinde tamamlanması gereken ÇED belgesinin alınması, imar planı onayı gibi 8 önemli başlık var, bu aşamalar geçildikten sonra lisans alıp saha çalışmalarına başlayabiliyorsunuz, yani yatırımcılar için zamana karşı bir yarış var. Ortak amacımızın ülke kaynaklarının kamu menfaati için bir an önce değerlendirilmesi olduğu farkındalığı ile hareket edildiğinde burada zaten yatırımcılara zaman kaybına mahal verilmemesi gerektiği net bir şekilde anlaşılıyor olmalı” dedi.

Resmi izin süreçlerinin yatırımcıları çok meşgul ettiğine dikkat çeken Tekkaya, “ Kamu kurumlarından yatırımcı dostu bir yaklaşım ve gecikmeden makul süreler içinde destek olmalarını önemle bekliyor, anlayışlarını rica ediyoruz. Sonuçta doğal kaynaklarımızdan elektrik üretimine yönelik kamu yararı kararı olan, önemli stratejik tesisler kurmaya çalışıyoruz, geçen zaman hepimizin aleyhine oluyor maalesef. Bildiğim kadarı ile geçtiğimiz yıllarda yerli kaynaklara dayalı enerji üretimi yatırımlarının takibi ve koordinasyonu için Enerji Yatırımlarını Takip ve Koordinasyon Kurulu kurulmuştu, böyle bir kurum aktif olarak çalışsa, yani karşılaştığımız sorunları tek bir merkezden çözüme ulaştırabilirsek bu sektörümüz ve ülkemiz adına şüphesiz çok önemli bir kazanım olacaktır” dedi.

“YEKDEM DEVAM ETMELİ”

Yenilenebilir enerji santralı yatırımları ile ilgili olarak finans kurumlarının çok önemsediği Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması YEKDEM’in, finansman temini konusunda yatırımcıların elini güçlendirdiğini, YEKDEM mekanizmasının 2030 yılı sonrası içinde devam ettirilmesinin sektör paydaşlarına katkı sağlayacağını ifade eden Tekkaya, “Enerji santralı yatırımlarımızı yaparken bağlantı yapacağımız trafo merkezleri ve elektrik iletim hatlarının mevcut olması gerekiyor, bu konuda sıkıntılar yaşıyoruz, Türkiye elektrik iletim alt yapısı ve yeni trafo merkezleri yatırımlarının TEİAŞ tarafından bir an önce özel sektöre yük olmadan yapılması önem arz etmektedir. Başka bir konu daha var, 10 yıllık YEKDEM süresi sona eren yenilenebilir enerji santralları PTF piyasa takas fiyatından elektrik satışı yapmaktadır, bu yılın ilk 6 ayında PTF fiyatları çok düşük seviyelerde kaldı, yenilenebilir enerji santralları maliyetin altında oluşan PTF fiyatlarından dolayı ciddi zarar etti. Burada yapılması gereken çok basit, şu an uygulanmakta olan PTF tavan fiyatı gibi derhal makul seviyede bir taban fiyat uygulaması başlatmak. Kömürden elektrik üreten termik santrallar için belirli oranda taban fiyat uygulaması yapılmaktadır, doğal gaz santralları için kapasite mekanizması desteği verilmektedir. Doğal kaynaklarımızın kullanıldığı elektrik santralları için taban fiyat uygulaması tüm paydaşların lehine fayda sağlayacaktır. Aslında serbest piyasadan bahsediyorsak en doğrusu tavan fiyatı derhal kaldırmak olacaktır, böyle olursa taban fiyata da gerek kalmayacaktır. Ayrıca elektrik şebekesi kullanımı için her ay ödediğimiz sistem kullanım bedelleri var, bu bedeller bazı yıllarda tüm piyasa verilerinin çok üzerinde izahı yapılamayacak bir artış oranı ile yatırımcılar için beklenmedik yüksek maliyet kalemi oluşturmaktadır, ilgili kamu kurumları tarafından bu hesaplamalar yapılırken örneğin enflasyon oranı gibi bir parametrenin baz alınmasının adil olacağını düşünüyoruz. Özetle, kamu kurumlarının resmi izin süreçlerinde yatırımcıların zamanı verimli kullanabilmesi için kararlı somut desteği, YEKDEM mekanizmasının mevcudiyetinin korunması, PTF tavan fiyat uygulamasının kaldırılması veya taban fiyat uygulamasının hemen başlatılması, Türkiye elektrik dağıtım, iletim, trafo merkezleri alt yapı yatırımlarının TEİAŞ ve TEDAŞ marifetiyle dağıtım şirketleri vasıtası ile hızla sayısı artan enerji üretim santrallarımıza cevap verecek seviyeye getirilmesi, sistem kullanım, arazi kiralama, orman tahsis gibi bedellerin hesaplanmasında makul değerlerin dikkate alınması konularının önemli olduğunu tekrar vurgulamak istiyorum” diye konuştu.

“ İŞLETME ÖMRÜNÜ TAMAMLAYAN YES’LERİN GERİ DÖNÜŞÜMÜ ÖNEMLİ”

İşletme ömrünü tamamlayan yenilenebilir enerji santrallerinin geri dönüşümü konusuna da değinen Tekkaya, “ Mevcut Çevre Kanunu, Atık Yönetimi Yönetmeliği, Sıfır Atık Yönetmeliği ve ilgili diğer düzenlemeler kapsamında, işletme ömrünü tamamlayan yenilenebilir enerji santralları mevzuata uygun şekilde geri dönüşüm süreçlerine dahil edilecektir. Bu alanda faaliyet gösteren çeşitli geri dönüşüm firmaları bulunmakta olup, önümüzdeki dönemde bu firmaların sayısının artması beklenmektedir. EPDK’nın 2001 yılında kurulmasının ardından hız kazanan özel sektör yenilenebilir enerji yatırımlarının ortalama 25-30 yıllık işletme ömrü dikkate alındığında, önümüzdeki yıllarda ömrünü tamamlayacak tesislerin geri dönüşüm sektörüne önemli bir hareketlilik kazandıracağı öngörülmektedir. Bu süreçte yatırımcıların, sosyal sorumluluk bilinci ve çevresel hassasiyetleri doğrultusunda, kamu yararını gözeten titiz bir yaklaşım sergileyeceğine inanıyorum” dedi.

“FOSİL YAKITLARA BAĞIMLILIK AZALTILMALI”

Türkiye’nin ithal fosil yakıtlara bağımlılığını azaltarak; yenilenebilir ve nükleer enerji kaynaklarının yanı sıra yeşil hidrojen gibi temiz enerji çözümleriyle karbon nötr hedeflerine uyumlu, enerji verimliliği anlayışını merkeze alan ve enerji arz güvenliğini güçlendiren bir yapıya ulaşabilmesi için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan 2035 ve 2053 yol haritaları doğrultusunda hareket edilmesinin isabetli olacağını söyleyen Tekkaya, bu hedeflere etkin biçimde ulaşılabilmesi için özel sektörün dinamik çalışma yapısıyla uyumlu, öngörülebilir ve güçlü kamu desteğinin sağlanmasının kritik önem taşıdığının altını çizdi.

Tekkaya bu konuda şunları söyledi, “ Bu bağlamda, ABD Başkanı Sayın Trump yemin töreninde ulusal enerji politikaları doğrultusunda düşük maliyetli fosil yakıtlara yönelerek ekonomiyi güçlendirme hedefini kendisine has bir ifadeyle “Drill baby drill” söylemiyle vurgulamıştı. Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Macron ise geçtiğimiz yıl Paris’te düzenlenen bir yapay zekâ etkinliğinde Trump’a atıfta bulunarak, “Okyanusun öbür tarafında “drill baby drill” diyen bir dostum var. Burada delmeye gerek yok. Burada sadece “Plug baby plug”” söylemini kullanmıştı. Bu ifadeyle, Fransa’nın güçlü nükleer enerji kapasitesine dikkat çekerek “petrol ve gaz aramak için sondaj yapmaya gerek yok, nükleer enerjimiz yeterli, fişi takıp kullanabilirsiniz” mesajını vermek istemişti. Bu söylemlere baktığımızda, küresel ölçekte en doğru söylemin yenilenebilir enerjiye vurgu yapan “Renew baby renew” sloganı olabileceğini ifade etmek sanırım daha yerinde olacaktır.”

“TÜRKİYE ÖRNEK BİR ÜLKE VE GÜVENLİ BİR LİMAN”

Yeni dünya düzeninde Türkiye’nin artan öneminin gurur verici olduğunu ifade eden Tekkaya, “ Geçtiğimiz günlerde Ankara’da tarihi bir NATO Zirvesi düzenlendi. Ülkemiz, başta Avrupa olmak üzere yakın coğrafyamız için güçlü bir üretim üssü ve güvenilir bir güvenlik paydaşı olmaya her zaman hazırdır. Türkiye ile iş birliği ve ticaret yapan tarafların bundan karşılıklı fayda sağlayacağına inanıyorum. Yakın çevremize baktığımızda, komşu ülkelerin doğrudan veya dolaylı biçimde içinde bulunduğu yıkıcı savaşların toplumlara, ekonomilere ve tarihi mirasa büyük zarar verdiğini üzülerek görüyoruz. Bu belirsizlikler ülkemizi de yakından etkilemektedir. Bu nedenle, bu coğrafyanın köklü bir milleti olarak her alanda güçlü olmak zorundayız. Bugüne kadar izlenen doğru politikalar sayesinde Türkiye, örnek bir ülke ve güvenli bir liman olarak dünyanın dikkatini çekmektedir. Ulusal güvenlik anlayışımızın temel unsurlarından biri de enerji arz güvenliğidir. Özel sektör olarak enerji arz güvenliğinin sürekliliği için her türlü zorluğa rağmen üzerimize düşeni bugüne kadar yapmaya çalıştık; bundan sonra da aynı kararlılıkla yapmaya devam edeceğiz. Bu noktada, NATO’nun 3C konseptine atıfta bulunarak enerji arz güvenliğinin önemine dikkat çekmek isterim. NATO’nun 3C konsepti; Cash, Contribution ve Capabilities, yani nakit, katkı ve kabiliyet başlıklarından oluşmaktadır. Savunma ve bütçe odaklı bu yaklaşımın, jeopolitik risklerin önemli bir parçası hâline gelen yenilenebilir enerji ve enerji güvenliği konularıyla doğrudan ilişkili olduğunu düşünüyorum. Bu çerçeveye Clean Energy ve Cyber Security, yani temiz enerji ve siber güvenlik başlıklarının da eklenmesiyle konseptin 5C olarak ele alınması büyük resmi daha doğru yansıtacaktır. Sözün özü, işini titizlikle yapan, kabiliyetli firmalar, büyük emeklerle sağladıkları sermaye ile yenilenebilir enerji yatırımları ve güvenli işletme anlayışıyla ülkemizin parlak geleceğine katkı sunmaya kararlılıkla devam edecektir.”

“COP31’DE ÖNEMLİ GÜNDEM MADDELERİ VAR”

Bu yıl Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın, NATO Zirvesi gibi etkili ve başarılı bir organizasyon olarak hayata geçirileceğine inandığını belirten Tekkaya, bu önemli küresel etkinlikte Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un üç öncelikli başlığa dikkat çektiğini aktardı. Tekkaya, “ Elektriğin toplam enerji tüketimindeki payının yüzde 20’den yüzde 35’e çıkarılması, atıkların yarı oranında azaltılarak önemli ölçüde tasarruf sağlanması, Afrika kıtasında gıda güvenliğinin güçlendirilmesi. Konferansta benzer pek çok kritik gündem ele alınacak. Son dönemde sıkça dile getirilen “Elektrik yüzyılı” yaklaşımı çerçevesinde enerji güvenliği ile iklim hedeflerinin yeşil elektrifikasyon ortak paydasında buluşturulması bugün ve gelecek için temel önemde” diye konuştu.

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.