Folkart Orion - İzmir'de Hayatın Yeni Merkezi
Tek Referans Logo

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Da Vinci Robotik Cerrahi - Bazekol Sağlık Grubu

Merve Arkas: Yıllar geçse de değerini koruyan bir marka hayal ediyorum

Tek Referans profil fotoğrafı
YazarTek Referans

Monreve Group Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Merve Arkas, “Türkiye, kültürel miras açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ancak bazen elimizdeki değeri anlatmak konusunda yeterince cesur davranmadığımızı düşünüyorum” diyor. SUPERMag Genel Yayın Yönetmeni İkbal Kaya’ya önemli açıklamalar yapan Merve Arkas, hayalinin İzmir’in sadece deniziyle değil; kültürü, sanatı, arkeolojisi ve gastronomisiyle de dünyanın önemli destinasyonlarından biri olarak anılması olduğunu ifade ediyor

Monreve Group Yönetim Kurulu Başkanı Merve Arkas, SUPERMag Dergisi'nin konuğu oldu
Monreve Group Yönetim Kurulu Başkanı Merve Arkas, SUPERMag Dergisi'nin konuğu oldu

Gastronomi, turizm, sanat ve tarım alanlarında faaliyet gösteren Monreve Group'un Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Merve Arkas, “Monreve yalnızca ticari bir marka olarak doğmadı. İçinde hayata bakışımı, seyahat anlayışımı ve misafirperverlikten ne anladığımı taşıyor. Bir yere gittiğimde o şehrin ruhunu hissetmek, insanlarla bağ kurmak ve bulunduğum coğrafyanın hikâyesini anlamak istiyorum. Monreve’i oluştururken de hep bu duygunun peşinden gittik” diyor.

“BENİ BEN YAPAN ŞEY HİÇ BİTMEYEN ÖĞRENME İSTEĞİ”

SUPERMag Genel Yayın Yönetmeni İkbal Kaya ile bir araya gelen Merve Arkas, çarpıcı açıklamalar yaptı. Merve Arkas, “Kendimi hiçbir zaman sadece bir iş insanı olarak tanımlamadım. Üretmeyi seven, merak eden ve öğrendikçe heyecanlanan biriyim. Sanırım beni ben yapan şey de bu hiç bitmeyen öğrenme isteği. Yeni bir ülkeye gittiğimde de tarihi bir yapının içinde yürürken de bir şefle mutfağında sohbet ederken de aynı heyecanı hissediyorum. Hayata biraz keşfetme duygusuyla bakıyorum. Her coğrafyanın, her insanın ve her kültürün bize anlatacağı bir hikâyesi olduğuna inanıyorum. Dinlemeyi bilirseniz, o hikâyeler size yeni bakış açıları ve yeni fikirler kazandırıyor. Sabah beni yataktan kaldıran şey ise başarıdan çok üretmenin kendisi. Bir projenin ilk fikrinden hayata geçtiği ana kadar geçen yolculuk beni inanılmaz motive ediyor. İnsanların bir mekândan mutlu ayrıldığını görmek, yıllar sonra yeniden gelmek istemeleri ya da "İyi ki burayı keşfetmişim” demeleri en büyük ödül” diyor.

“MONREVE İÇİN HEP BİR DUYGUNUN PEŞİNDE GİTTİK”

Merve Arkas, “Monreve hiçbir zaman yalnızca ticari bir marka olarak doğmadı. İçinde hayata bakışımı, seyahat anlayışımı ve misafirperverlikten ne anladığımı taşıyor.

Bir yere gittiğimde yalnızca güzel bir otelde kalmayı istemiyorum. O şehrin ruhunu hissetmek, yerel insanlarla bağ kurmak ve bulunduğum coğrafyanın hikâyesini anlamak istiyorum. Monreve’i oluştururken de hep bu duygunun peşinden gittik.

Bugün bir otel açarken de bir restoran tasarlarken de ya da yeni bir destinasyon geliştirirken de kendimize hep aynı soruyu soruyoruz: “Burası misafirde nasıl bir duygu bırakacak?” Çünkü insanlar güzel odaları, lezzetleri, hatta manzaraları unutabiliyor; ama kendilerini nasıl hissettiklerini unutmuyorlar. Misafirperverliğin gerçek değeri tam da burada başlıyor” ifadesini kullanıyor.

“Monreve'in yalnızca otelleriyle, restoranlarıyla ya da seyahat deneyimleriyle anılan bir marka olmasını istemiyorum. En büyük hayalim, insanların ‘Monreve‘ ismini duyduklarında akıllarına bir yaşam biçiminin gelmesi“ diyen Merve Arkas, “Yaşadığı coğrafyaya saygı duyan, kültürü görünür kılan, insanlara bulundukları yerle gerçek bir bağ kurma fırsatı sunan ve misafirlerine ilham veren bir marka...Bence kalıcı markalar sadece hizmet sunmaz, hafızada yer eder. Eğer yıllar sonra bir misafir, “Monreve’de kendimi gerçekten iyi hissetmiştim” diyorsa, bizim için en anlamlı başarı budur. Çünkü sonunda geriye kalan şey binalar ya da yatırımlar değil, insanların zihninde ve kalbinde bıraktığınız izdir” şeklinde anlatıyor duygularını.

“İYİ BİR DESTİNASYON KARAKTERİ GÖRÜNÜR KILAR”

Merve Arkas, iyi bir destinasyonu şöyle tanımlıyor: “Eskiden iyi bir konaklama deneyimini daha çok konfor ve hizmet kalitesi üzerinden tanımlardım. Bugün ise benim için asıl değer, bir yerin insanda bıraktığı histe saklı. Misafirin yalnızca güzel vakit geçirmesi değil, bulunduğu coğrafyayla gerçek bir bağ kurabilmesi çok önemli.

Ege’de de Toskana’da da beni etkileyen şey, insanların yaşam kültürünü doğal bir şekilde koruyabilmiş olmaları. İyi bir destinasyon, bulunduğu yeri taklit etmeyen, tam tersine onun karakterini görünür kılan yerdir. Biz de projelerimizi geliştirirken bulunduğumuz coğrafyanın kimliğini ön plana çıkarmaya özen gösteriyoruz. Çünkü lüksün geleceğinin standartlaşmada değil, özgünlükte olduğuna inanıyorum.”

“ELİMİZDEKİ DEĞERİ ANLATMAK İÇİN DAHA CESUR OLMALIYIZ”

“Türkiye, kültürel miras açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ancak bazen elimizdeki değeri anlatmak konusunda yeterince cesur davranmadığımızı düşünüyorum” diyen Merve Arkas, şu düşüncelerini dile getiriyor: “Bugün insanlar yalnızca yeni yerler görmek istemiyor, anlamlı deneyimler yaşamak istiyor. Bir antik kenti gezerken o dönemin hikâyesini dinlemek, bir sanat merkezini ziyaret ederken o kültürel üretimin parçası olmak ya da yerel gastronomiyi o coğrafyanın geçmişiyle birlikte deneyimlemek çok daha kalıcı bir etki yaratıyor. Hayalim, İzmir’in sadece deniziyle değil; kültürü, sanatı, arkeolojisi ve gastronomisiyle de dünyanın önemli destinasyonlarından biri olarak anılması. Art Monreve Travel’ın çıkış noktası da tam olarak bu düşünceydi.”

TOSKANA PROJESİ: GEÇMİŞLE GELECEK ARASINDA BAĞ

Toskana’daki ‘Tenuta Aliotti’ projesi hakkında bilgi veren Arkas, “Bu projeye hiçbir zaman ‘bir şey öğretmek’ duygusuyla yaklaşmıyorum. Tam tersine, önce anlamaya çalışıyorum. Çünkü böyle köklü bir mirasa sahip bir yerde yapılacak en büyük hata, bulunduğu coğrafyanın karakterini değiştirmeye çalışmak olur. ‘Tenuta Aliotti’ beni en çok, geçmişle gelecek arasında kurduğu bağ nedeniyle heyecanlandırıyor. Yüzyıllardır var olan bir yaşam kültürünü korurken, onu bugünün beklentileriyle buluşturabilmek çok kıymetli. Bir Türk yatırımcı olarak farklı bir bakış açısı getirdiğimiz doğru. Ancak bu bakış açısının temelinde saygı var. Bana göre iyi bir yatırım yalnızca yeni bir yapı inşa etmek değil, bulunduğu yere değer katabilmektir. İnsanlar yıllar sonra Tenuta Aliotti'yi ziyaret ettiğinde, oranın ruhunun korunduğunu hissediyorsa, bizim için en büyük başarı da bu olacaktır”.

“İYİ LİDERLİĞİN CİNSİYETİ YOK”

Merve Arkas cinsiyet konusuna da değinerek, şunları söylüyor: “Meseleye kadın ya da erkek perspektifinden bakmıyorum. İyi liderliğin cinsiyeti olduğuna inanmıyorum. Ancak kadınların sezgilerinin, detaylara verdiği önemin ve insan ilişkilerindeki hassasiyetlerinin özellikle hizmet sektöründe önemli bir katkı sağladığını düşünüyorum. Bizim işimizde misafir deneyimini oluşturan şey çoğu zaman büyük yatırımlar değil, ince düşünülmüş küçük ayrıntılar. Misafirin kendini nasıl hissettiği, nasıl karşılandığı ve ayrılırken aklında ne kaldığı...Monreve’de de tam olarak bu yaklaşımı benimsiyoruz. Çünkü gerçek misafirperverlik, gösterişli olmakla değil, özenli olmakla ilgilidir.”

“ZAMANLA ESKİMEYECEK DENEYİMLER ÜRETMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Merve Arkas, hayal ettikleri üzerine şunları söylüyor: “Benim için bir objeyi bir yapıyı ya da bir deneyimi zamansız kılan şey, yıllar geçse de değerini ve anlamını koruyabilmesidir. Bunu sağlayan ise gösteriş değil; oran, malzeme, işçilik, doğallık ve özenle kurulmuş bir denge. Gerçek kalite, kendini ispat etmeye ihtiyaç duymaz. Lüksü de bu bakış açısıyla değerlendiriyorum. Bana göre lüks yalnızca sahip olunan şeylerle değil, kendinize ayırabildiğiniz zaman ve yaşayabildiğiniz anlamlı deneyimlerle ilgilidir. Bazen bağların arasında yapılan sakin bir yürüyüş bazen sevdiklerinizle paylaşılan uzun bir sofra ya da üretmeye zaman ayırabilmek en büyük lüks olabilir. İşlerimizi de aynı anlayışla şekillendiriyoruz. Kısa süreli etkiler yaratacak trendlerin peşinden gitmek yerine, yıllar sonra da aynı hissi uyandıracak, bulunduğu yere değer katacak ve zamanla eskimeyecek deneyimler üretmeye çalışıyoruz. Bence zamansızlık da gerçek lüks de tam olarak burada başlıyor.“

“BİZİ ORTAK NOKTADA BULUŞTURAN ŞEY MERAK DUYGUSU”

Eşi Lucien Arkas’la ortak noktalarının merak duygusu olduğunu vurgulayan Merve Arkas, “Yeni bir şehirde yürürken bir müzeyi konuşabiliyoruz, akşam yemeğinde tattığımız bir lezzetin hikâyesini tartışabiliyoruz ya da tarihi bir yapının neden hâlâ bu kadar etkileyici olduğunu uzun uzun değerlendirebiliyoruz. Sanırım bizi ortak noktada buluşturan şey merak duygusu. İkimiz de yeni yerler keşfetmeyi, farklı insanlarla tanışmayı ve sürekli öğrenmeyi seviyoruz. Bu da ister istemez yaptığımız işlere yansıyor. Bazen en iyi fikirler planlı toplantılarda değil, birlikte çıktığımız bir yolculukta ya da hiç beklemediğimiz bir sohbet sırasında ortaya çıkıyor” diyor.

“ARKAMIZDAN GELENLERE İLHAM VERMELİYİZ”

Merve Arkas, gençlere şu tavsiyelerde bulunuyor: “Gençlere vereceğim en önemli tavsiye, her koşulda çalışmaktan, öğrenmekten ve kendilerini geliştirmekten vazgeçmemeleri olurdu. Başarı, bir anda ulaşılan bir hedef değil; sabır, istikrar ve emekle örülen uzun bir yolculuktur. Bu yüzden hiçbir zaman, “Ben oldum” demesinler. Çünkü gerçek gelişim, insanın her gün kendisine yeni bir şey katabilmesidir.

Hayatın hem iş hem de özel yaşam tarafında en büyük gücün kararlılık ve sabır olduğuna inanıyorum. Karşılarına çıkacak zorluklar karşısında pes etmek yerine mücadele etmeyi seçsinler. Attıkları her adımın, gösterdikleri her emeğin bir gün mutlaka karşılığını bulacağını unutmasınlar. Ancak başarıyı yalnızca kişisel kazanımlarla ölçmemek gerekir. Asıl değerli olan, kendimizden sonra gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha üretken ve daha güzel bir dünya bırakabilmektir. Çünkü hepimiz bu dünyadan sadece geçiyoruz. Önemli olan, ardımızda insanlara ilham veren, fayda sağlayan ve iz bırakan işler bırakabilmektir. Çünkü hayalleri olan, üreten ve cesaretle yoluna devam eden insanlar, geleceği şekillendiren insanlardır.”


Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.