Narenciyede rekolte bolluğu krize döndü… Dalında 5 lira, masrafı 30 lira!
İzmir Ticaret Borsası (İTB) Meclis Üyesi Erdinç İnan Yılmaz, narenciye ve yaş meyve sektörünün karşı karşıya kaldığı çok boyutlu darboğazı dikkat çekti. Ilıman hava nedeniyle hasat takviminin 45 gün sarktığını, işçi bulunamadığını ve 5 liralık mandalinaya 30 lira lojistik-ambalaj maliyeti bindiğini belirten Yılmaz; Karadeniz’deki deniz güvenliği riskleri, Mısır’daki ürünle rekabet ve teşviksizlik nedeniyle ürünün dalında kaldığını söyledi. Yılmaz, Ege’de narenciye bahçelerinin Dünya Bankası fonlarıyla avokado gibi katma değerli ürünlere dönüştürülmesini önerdi

İzmir Ticaret Borsası Meclis Üyesi Erdinç İnan Yılmaz; şeftaliden deveci armuduna, üzümden narenciyeye kadar tüm meyve gruplarında rekolte artışının yarattığı sıkıntıların olduğunu belirterek, ürünün dalında kalacağı uyarısında bulundu. Narenciyede rekoltenin resmi tahminlerin ötesinde yüzde 30’un üzerinde artış gösterdiğini belirten Yılmaz, bolluğun bereket getirmek yerine pazarlama ve hasat krizine dönüştüğünü vurguladı.
"TÜKETECEK KİŞİ DE YOK, DALINDAN TOPLAYACAK İŞÇİ DE"
Bu yıl yaz aylarının aşırı sıcak geçmemesi ve ilkbahar yağışlarının etkisiyle ağaçlarda döküm olmadığını, bunun da tarihi bir rekolte artışı getirdiğini aktaran Yılmaz, sahadaki en büyük açmazlardan birinin iş gücü olduğunu belirterek, “Ilıman geçen mevsim rekolteye bolluk getirdi ama bizde bu bolluğu tüketecek nüfus da yok, toplayacak insan da kalmadı. Nüfusumuz göçmenlerle 90 milyonun, turizmle 100 milyonun üzerine çıkıyor ancak tarlada meyveyi toplatacak işçi bulamıyoruz. İki yönlü büyük bir sıkışma yaşıyoruz” dedi.
100 GÜNLÜK İŞLEME SÜRESİ 40 GÜNE DÜŞTÜ
Hasat periyodunun iklim koşulları sebebiyle 30 ila 45 gün geciktiğini belirten Yılmaz, kış yağmurlarının başlamasıyla sektörün zaman baskısı altına girdiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Normalde ağustos sonu başlayan erkenci cinsler eylül sonuna kaydı. Ege’nin en büyük rekoltesine sahip Satsuma mandalinası için kesim ve ihraç izni 19 Ekim’e verildi. Bu iş bir plaza mesaisi değil; 'Takvim kaydı, hasadı da bir ay sonraya erteleriz' diyemiyorsunuz. Önümüzdeki 10 günün sekizi yağmurlu; ürün yağmurda kesilemez. Yılbaşına kadar dalında durabilecek ürün için fabrikada 100 gün olan işleme süremiz 60 güne indi. Yağışları hesaba katarsanız fiilen ancak 40 günde bu mahsulü işleyebileceğiz. Fabrikalar ve ihracatçı bu devasa hacmin altından nasıl kalkacak?”
TARLADA 5 LİRA, MASRAFI 30 LİRA
Akdeniz çanağındaki geniş arazilerin son 20 yılda narenciye bahçelerine dönüştürülmesiyle tonaj patlaması yaşandığını kaydeden Yılmaz, artan maliyetlerin üretimi kilitlediğini vurgulayarak, “Güney illerimizde narenciye 1-2 liraya satılmaya çalışılıyor ama alıcı çıkmıyor. Ege’de ise bahçede dalında 5 lira fiyat konuşuluyor, onun da ucu açık bırakılıyor. Ancak 5 liralık ürünün üzerine lojistik, nakliye ve ambalajla tam 30 lira maliyet biniyor. Bölgesel savaşlar, yakıt fiyatlarındaki tırmanış ve ambalaj girdileri maliyetleri uçurdu. Çiftçi bu fiyatlarla önümüzdeki yıla çıkamaz; bağda 300 bin ton üzüm, dalında limon ve portakal öylece bekliyor” diye konuştu.
KARADENİZ’DE GÜVENLİK SORUNU VE MISIR TEHDİDİ
Geleneksel pazarlar olan Rusya ve Ukrayna hattında ciddi nakliye ve rekabet engelleriyle karşılaşıldığına işaret eden Yılmaz, ihracat koridorundaki risklere değindi. Yılmaz, “Narenciyemizin ana pazarları Rusya ve Ukrayna’ydı. Şimdi savaşın yarattığı riskler ortada. Karadeniz rotasında Türk gemilerine insansız deniz araçlarıyla saldırılar yapıldı, gemiler vuruldu; deniz nakliyesinde ciddi güvenlik ve maliyet sıkıntısı var. Diğer taraftan geçmiş kriz döneminde Rusya ile özel ticaret anlaşması yapan Mısır, çok büyük maliyet avantajıyla önümüze geçiyor ve elimizi kolumuzu bağlıyor. Zamanında kaliteyi öne çıkaralım diye kaldırdığımız tonaj başına ihracat teşvikleri yok. Bugün teşvik olmadan Türk ihracatçısının uluslararası pazarda rekabet edebilme şansı kalmadı” dedi.
"EGE’DE BAHÇELER DÜNYA BANKASI FONLARIYLA AVOKADOYA DÖNÜŞMELİ"
Ege Bölgesi'nin Akdeniz gibi binlerce dönümlük devasa düzlüklere sahip olmadığını, 50 dönümlük bahçelerin dahi büyük sayıldığını belirten İTB Meclis Üyesi Yılmaz, köklü bir yapısal dönüşüm çağrısında bulunarak, şöyle konuştu: “Akdeniz havzası devasa plantasyonlara sahip, onlar bu kriz karşısında bir şekilde model değiştirebilir. Ancak Ege’nin küçük parselli bahçeleri bu baskıyı kaldıramaz. Ege Bölgesi'nde sanayisi güçlü, katma değeri yüksek alternatif tarım ürünlerine yönelmek zorundayız. Başta avokado olmak üzere katma değerli meyvelere geçiş planlanmalı. Gerekirse Dünya Bankası dönüşüm fonları ve devlet destekleri devreye sokularak Ege’deki narenciye üreticisi planlı biçimde dönüştürülmelidir. Aksi halde devlet desteği olmadan bu kısır döngüden çıkış mümkün görünmüyor.”
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.






