Tarım 4.0 Derneği Başkanı Sümer Tömek: Teknolojiyi küçük çiftçiye ulaşırmalıyız
Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Başkanı Sümer Tömek, "Biz en karmaşık teknolojinin en iyi teknoloji olduğunu düşünmemeliyiz. Benim için iyi teknoloji, doğayı en iyi taklit eden teknolojidir. Doğa gereksiz kaynak kullanmaz, ihtiyacı kadar kullanır, sürekli ölçer, geri bildirim alır ve kendisini dengeler" dedi

Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Başkanı Sümer Tömek, tarımda teknolojik dönüşümün yalnızca robot, yapay zekâ ve otonom makinelerden ibaret olmadığını belirterek, “Geleceğin tarımı en çok teknoloji kullanan tarım olmayacak. En doğru teknolojiyi, doğru yerde, doğru miktarda kullanan tarım olacak” dedi. Tömek, İzmir ve Ege Bölgesi’nin sahip olduğu tarım, gıda sanayii, üniversite, teknoloji, ihracat ve üretim altyapısıyla yalnızca Türkiye’nin değil, Akdeniz havzasının önemli tarım teknolojisi merkezlerinden biri olabileceğini söyledi.
Tarımda teknolojik dönüşüm hızlanırken Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Başkanı Sümer Tömek, tekreferans.com'a verdiği röportajda, Türkiye'nin tarım teknolojilerinde güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, sensörlerden yapay zekâya, otomatik sağım sistemlerinden uydu teknolojilerine kadar dünyanın ileri uygulamalarını kullanan işletmeler bulunduğuna dikkat çekti. Ancak teknolojinin üretim sistemine yayılmasında önemli bir mesafe bulunduğunu ifade eden Tömek, “Türkiye'de teknoloji kullanımı iki farklı hızda ilerliyor. Öncü işletmeler dünyayla aynı teknolojiyi kullanıyor; fakat bu teknolojinin tabana yayılması konusunda önemli bir mesafemiz var” dedi.
“TARIM 4.0'IN ÖZÜ MAKİNE SATIN ALMAK DEĞİL”
Tömek'e göre tartışmanın merkezine teknolojinin kendisini değil, üretimde karar verme biçimini koymak gerekiyor. “Bence asıl mesele teknolojiyi satın almak değil, tarımsal üretimin karar verme biçimini değiştirmek. Tarım 4.0'ın özü bir makine satın almak değil, veriye dayalı karar vermektir” diyen Tömek, teknolojinin karmaşıklığı ile faydasının aynı şey olmadığını vurguladı. Tarım teknolojilerinin doğanın çalışma prensiplerini taklit etmesi gerektiğini savunan Tömek, “Biz her zaman en karmaşık teknolojinin en iyi teknoloji olduğunu düşünmemeliyiz. Benim için iyi teknoloji, doğayı en iyi taklit eden teknolojidir. Doğa gereksiz kaynak kullanmaz, ihtiyacı kadar kullanır, sürekli ölçer, geri bildirim alır ve kendisini dengeler. Tarım teknolojisinin de gitmesi gereken yön budur” dedi.
“KÜÇÜK ÇİFTÇİ İÇİN DE TARIM 4.0 MÜMKÜN”
Tarım 4.0 denildiğinde çoğu zaman milyonlarca liralık robotlar, otonom traktörler ve büyük işletmelerin kullanabileceği sistemlerin akla geldiğini belirten Tömek, bunun yanlış bir yaklaşım olduğunu söyledi. Bir çiftçinin telefonundan tarlasının su ihtiyacını takip etmesinin, doğru zamanda sulama yapmasının veya hastalık riskini önceden görmesinin de Tarım 4.0 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Tömek şöyle devam etti: “Teknolojinin çiftçiye değil, çiftçinin ihtiyacına göre tasarlanması gerekiyor. Bu noktada “hizmet olarak teknoloji” modellerine odaklanmalı. Çiftçinin pahalı bir sistemi satın almak zorunda kalmadan abonelik, kullanım başına ödeme, kooperatif veya ortak makine modelleriyle teknolojiye erişebilmesi mümkün. Çiftçinin temel ihtiyacı robot sahibi olmak değil; daha az su, daha az yem, daha az işçilik ve daha az riskle aynı veya daha fazla üretimi gerçekleştirebilmek. Ortak makine kullanımı da Tarım 4.0'ın önemli bir parçası. Ancak Türkiye, bu alanda gelişmiş ülkelere göre geride kalmış durumda."
“YAPAY ZEKÂ ÇİFTÇİNİN YERİNE GEÇMEYECEK, KARARLARINI GÜÇLENDİRECEK”
Önümüzdeki 5-10 yılda yapay zekâ, sensörler, uydu, drone ve robotik sistemlerin tarımda önemli dönüşümler yaratacağını belirten Tömek, ancak en büyük değişimin doğrudan üretimden önce karar verme biçiminde yaşanacağını söyledi. Yapay zekânın çiftçinin yerine karar veren bir sistemden çok karar destek mekanizmasına dönüşeceğini ifade eden Tömek, tarla ve ahırda bugün insanın gözlemleyerek yaptığı birçok işin otomatikleşeceğini kaydetti. Tömek, “Makine çiftçinin yerini tamamen almayacak; çiftçinin yaptığı işin niteliğini değiştirecek. Geleceğin çiftçisi daha az beden gücü, daha fazla veri ve yönetimi kullanacak" diye konuştu.
“TEKNOLOJİ YATIRIMI İÇİN FİNANSMAN MODELİ DEĞİŞMELİ”
Tarım teknolojilerinin yaygınlaşmasının önündeki önemli sorunlardan birinin finansman olduğunu belirten Tömek, klasik tarımsal finansman modellerinin teknoloji yatırımlarının yapısına tam olarak uymadığını söyledi. Tömek, finansmanda teknoloji yatırımlarına özel kredi modelleri, hizmet olarak teknoloji ve kooperatifler ya da üretici birlikleri üzerinden ortak kullanım modelleri öneresinde bulunarak şöyle devam etti, "Kamu destekleri de yalnızca makine satın alımını değil, ölçülebilir sonuçları desteklemeli. Daha az su, daha az enerji, daha az ilaç, daha az yem, daha düşük kayıp ve daha yüksek verimlilik gibi sonuçları finanse etmeliyiz.”
“GENÇLERE KÖYE DÖN DEMEK ARTIK YETERLİ DEĞİL”
Tarımda genç nüfusun azalmasının yalnızca teknolojiyle çözülebilecek bir sorun olmadığını belirten Tömek, gençlerin kırsala dönmesi için ekonomik ve sosyal altyapının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. “Gençlere ‘köye dön, tarım yap’ demek artık yeterli değil. Genç insan tarımda iyi bir gelir, nitelikli bir iş ve bir gelecek görmek istiyor” şeklinde konuşan Tömek, kırsal altyapı, ulaşım, eğitim, sağlık ve finansmana erişimin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Teknolojinin, tarımın yeni nesil bir meslek olarak görülmesine önemli katkı sağlayabileceğini belirten Tömek, geleceğin çiftçisinin yalnızca traktör kullanan kişi olmayacağını; veri okuyacağını, yapay zekâ kullanacağını, finans yöneteceğini ve pazarı takip edeceğini söyledi. Tömek, “Tarımın mesleki itibarı da değişmeli. Ben gençleri tarıma çekmenin yolunun, tarımı romantikleştirmekten değil, tarımı geleceğin yüksek teknoloji sektörlerinden biri olarak göstermekten geçtiğini düşünüyorum” dedi.
EGE'DE HAYVANCILIK: MESELE KAYNAK VERİMLİLİĞİ
Ege Bölgesi'nde su kaynaklarının azalmasıyla birlikte büyükbaş hayvancılık üzerinden yürütülen tartışmaların da doğru zemine taşınması gerektiğini belirten Tömek, hayvancılığın yalnızca su tüketimi üzerinden değerlendirilmesine karşı çıktı. Hayvan gübresinin toprağın su tutma kapasitesi, verimlilik ve karbon dengesi açısından önemli işlevleri bulunduğunu belirten Tömek, hayvancılığı “var veya yok” şeklinde tartışmak yerine birim ürün başına kaynak kullanımına odaklanılması gerektiğini söyledi. Tömek, şunları söyledi, “Bir hayvanın içme suyu ile yemin üretimi için kullanılan suyu aynı kategoride değerlendirmek, üretim sisteminin tamamını anlamamızı engelliyor. Asıl sorun, bir litre süt veya bir kilogram hayvansal proteinin hangi kaynak kullanımıyla üretildiğidir."
İzmir'in tarım, gıda sanayii, liman, ihracat, üniversiteler, teknoloji şirketleri, girişimcilik ekosistemi ve güçlü üretici yapısını aynı coğrafyada buluşturan öncü rölünden bahseden Tömek, "Ancak İzmir'in hedefi yalnızca Türkiye'nin tarım teknolojisi kullanan bölgelerinden biri olmakla sınırlı kalmamalı. Kent, tarım teknolojisi geliştiren, test eden ve dünyaya ihraç eden bir merkez olmayı hedeflemeli” dedi. Bu hedef doğrultusunda Ege'nin bir “living lab- yaşayan laboratuvar” haline getirilebileceğini ifade eden Tömek, "Bu modelde çiftçi gerçek problemi ortaya koyacakken üniversite bilgi üretecek. Teknoloji şirketi ise çözüm geliştirecek. Sanayi bunu ölçeklerkenfinans kuruluşları ise yatırımı finanse edecek. Bu döngünün kurulduğu takdirde İzmir, yalnızca Türkiye'nin değil, Akdeniz havzasının önemli tarım teknolojisi merkezlerinden biri olabilir" diye konuştu.
TEKNOLOJİ KULLANMAYAN İŞLETMENİN DEZAVANTAJI BÜYÜYECEK
Bizim ihtiyacımız daha fazla toplantı değil, daha fazla ortak proje” diyen Tömek, üniversite, teknoloji şirketi, tarım işletmesi ve finans kuruluşlarının aynı çiftlikte ortak projeler geliştirmesi gerektiğini söyledi. Tömek, "Tarım 4.0'da hedef “laboratuvardan makaleye” değil, “laboratuvardan çiftliğe, çiftlikten pazara” giden bir sistem kurmak olmalı" dedi. Önümüzdeki 10 yılda çiftçinin bugün yaptığı birçok rutin işin makineler tarafından gerçekleştirileceğini belirten Tömek, bunun çiftçinin ortadan kalkacağı anlamına gelmediğini söyledi. Tömek şöyle devam etti: "Teknoloji kullanmayan işletmelerin kısa vadede ortadan kalkacağını söylemenin doğru değil. Ancak su, işçilik, enerji ve finansman maliyetlerinin yükseldiği bir ortamda teknoloji kullanmayan işletmeler, verimlilik yarışında giderek daha fazla dezavantaj yaşayacak. Geleceğin tarımı ‘en çok teknoloji kullanan tarım’ olmayacak. En doğru teknolojiyi, doğru yerde, doğru miktarda kullanan tarım olacak. Çünkü doğa da böyle çalışıyor."
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.







