Cevher Jant teknoloji ve sürdürülebilirlik yatırımlarına hız veriyor
Cevher Jant Yatırımlar ve Sürdürülebilirlik Müdürü Sema Bilgiç, enerji verimliliğinden dijital dönüşüme, otomasyondan çalışan gelişimine kadar birçok alana yayılan yatırımlarının tamamının sürdürülebilirlik stratejilerinin bir parçasını oluşturduğunu vurguladı

Türkiye'de ilk alüminyum alaşımlı jantı üreten, bugün dünyanın pek çok ülkesine ihracat yapan Cevher Jant, hızla gelişen otomotiv ve savunma sanayi sektörlerinde teknoloji ve sürdürülebilirlik yatırımlarına hız veriyor.
Sürdürülebilirliği bir bütün olarak ele aldıklarını söyleyen Cevher Jant Yatırımlar ve Sürdürülebilirlik Müdürü Sema Bilgiç, Cevher Jant olarak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkilerin azaltılmasıyla sınırlı bir konu olarak değerlendirmediklerini söyleyerek, “Bizim için sürdürülebilirlik, yönetişim, çevre, ekonomi ve toplumsal gelişimi birlikte ele alan bütüncül bir yönetim anlayışını ifade ediyor. Uzun vadeli başarı ve kalıcı değer yaratmanın ancak bu alanların dengeli şekilde yönetilmesiyle mümkün olduğuna inanıyoruz” dedi.

Sürdürülebilirlik yatırımlarını tek bir başlık altında değerlendirmediklerini, enerji verimliliğinden dijital dönüşüme, otomasyondan çalışan gelişimine kadar birçok alana yayılan yatırımlarının tamamının sürdürülebilirlik stratejilerinin bir parçasını oluşturduğunu vurgulayan Bilgiç, “Son yıllarda karbon emisyonlarının ölçülmesi ve doğrulanması, enerji yönetim sistemlerinin güçlendirilmesi, dijital veri altyapılarının kurulması, otomasyon yatırımları ve sürdürülebilirlik sertifikasyon süreçleri için önemli kaynaklar ayırdık. Ayrıca üretim süreçlerinde verimlilik sağlayan dijital uygulamalar ve kaynak kullanımını optimize eden teknolojiler de sürdürülebilirlik yatırımlarımız arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde ise düşük karbonlu üretim teknolojileri, yenilenebilir enerji çözümleri, ürün karbon ayak izi yönetimi, tedarik zinciri sürdürülebilirliği ve dijitalleşme alanlarındaki yatırımlarımıza devam edeceğiz. Bu yatırımları yalnızca çevresel performansımızı geliştiren uygulamalar olarak değil, aynı zamanda rekabet gücümüzü, ihracat kabiliyetimizi ve müşterilerimizle kurduğumuz uzun vadeli iş birliklerini destekleyen stratejik yatırımlar olarak değerlendiriyoruz” dedi.

“OTOMOTİV TEDARİĞİ DÖNÜŞÜM YAŞIYOR”
Otomotiv tedarik sanayisinin son yıllarda tarihinin en büyük dönüşümlerinden birini yaşadığına dikkat çeken Bilgiç, “Elektrifikasyon, hafif malzeme kullanımı, karbon azaltım hedefleri ve döngüsel ekonomi uygulamaları sektörün geleceğini şekillendiriyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik artık şirketlerin sosyal sorumluluk yaklaşımının ötesine geçerek iş yapabilme kabiliyetini, yatırım kararlarını ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir unsur olarak değerlendiriliyor. Biz de sürdürülebilirliği, çevresel ve toplumsal sorumlulukların yanı sıra müşterilerimizin beklentilerine uyum sağlamak, uluslararası pazarlardaki rekabet gücümüzü korumak ve geleceğin üretim altyapısını oluşturmak açısından değerlendiriyoruz. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) uygulamaları ve otomotiv üreticilerinin karbon nötr hedefleri, sürdürülebilirliği sektörümüzün stratejik öncelikleri arasına taşıdı. Bugün OEM ve Tier-1 müşterilerimiz ürün kalitesi ve maliyet performansının yanı sıra üretimde kullanılan enerjinin kaynağına, karbon ayak izine, sürdürülebilirlik sertifikalarına, insan hakları uygulamalarına ve tedarik zinciri şeffaflığına da büyük önem veriyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik, sektörümüzde kalite, maliyet ve teslimat performansı kadar rekabet gücünü belirleyen temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor” diye konuştu.
Yönetişimsel, çevresel ve sosyal sürdürülebilirliğin sağlanması için yaptıkları projelerden bahseden Bilgiç, sözlerine şöyle devam etti, “ Yönetişim tarafında sürdürülebilirlik çalışmalarımızı üst yönetim seviyesinde sahipleniyor, Sürdürülebilirlik Komitemiz aracılığıyla stratejik hedeflerimizi belirliyor ve performansımızı düzenli olarak takip ediyoruz. GRI, TSRS ve ESRS standartlarına uyumlu raporlama yaparken, ASI, SA8000, ISO 14001, ISO 50001 ISO 14064 ve ISO 14046 gibi uluslararası standartlar doğrultusunda süreçlerimizi sürekli geliştiriyoruz. Etik yönetim, çalışan hakları, iş sağlığı ve güvenliği, veri güvenliği, dijitalleşme ve sorumlu tedarik zinciri yönetimi de bu yaklaşımın temel unsurları arasında yer alıyor. Çevresel sürdürülebilirlik kapsamında enerji verimliliği, karbon yönetimi, su kaynaklarının korunması, atıkların geri kazanımı ve döngüsel ekonomi uygulamalarına odaklanıyoruz. Elektrik tüketimimizin tamamını I-REC sertifikalı yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılıyor, sera gazı emisyonlarımızı uluslararası standartlara uygun şekilde hesaplıyor ve bağımsız kuruluşlar tarafından doğrulatıyoruz. Enerji verimliliği, karbon azaltımı ve tedarik zinciri dönüşümü alanlarında yürüttüğümüz çalışmalarla düşük karbonlu üretim modeline geçişimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.”
“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÇEVRE İLE SINIRLI DEĞİL”
“ Ancak sürdürülebilirlik yaklaşımımız çevresel performansla sınırlı değil. Toplumsal sürdürülebilirliği de en az çevresel sürdürülebilirlik kadar önemsiyoruz. Daha kapsayıcı ve güçlü bir toplumsal yapının oluşturulmasında eğitimin, fırsat eşitliğinin ve nitelikli istihdamın kritik rol oynadığına inanıyoruz. Bu doğrultuda 2023 yılında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikamızı yayımlayarak uygulamaya aldık. Kadın çalışanlarımızın gelişimini destekleyen eğitimler ve liderlik programları yürütüyor, TİSK, UNDP ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirilen, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen İmalat Sanayinde Kadınların Güçlenmesine Yönelik Model Geliştirme Projesi kapsamında kadınların dijital ve yeşil dönüşüm süreçlerinde daha aktif rol almalarını destekliyoruz.”
“CEVHER MESEM”
İnsan kaynağının gelişimine yönelik çalışmalarımızın en önemli örneklerinden biri de Cevher MESEM’dir. Temelleri 42 yıl önce atılan ve 2025 yılında Mesleki Eğitim Merkezi’ne dönüştürülen Cevher MESEM aracılığıyla gençlerin teknik eğitim almasını ve nitelikli istihdama katılmasını destekliyoruz. Merkezimiz bugüne kadar 500’ün üzerinde mezun verirken, çıraklık eğitiminden yetişerek bugün üretimin farklı kademelerinde görev yapan yaklaşık 100 çalışma arkadaşımız bulunuyor. Bu yaklaşımımızla hem sektörün nitelikli iş gücü ihtiyacına katkı sağlıyor hem de sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olan genç istihdamını destekliyoruz.
Dijitalleşme, otomasyon, Ar-Ge ve verimlilik odaklı yatırımlarla operasyonel dayanıklılığımızı artırırken küresel rekabet gücümüzü de güçlendiriyoruz. Otomotiv sektörü bugün elektrifikasyon, yazılım entegrasyonu ve otonom sürüş teknolojileriyle yeniden şekilleniyor. Biz bu dönüşümü yalnızca takip eden değil, yön veren şirketlerden biri olmayı hedefliyoruz. Üniversite-sanayi iş birlikleri, teknopark bünyesindeki Cevher Digital Solutions girişimlerimiz ve startup ekosistemiyle yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde döküm teknolojilerini dijitalleştiren, veriyle yönetilen ve yüksek izlenebilirlik sağlayan üretim modelleri geliştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde yatırımlarımızı otomasyon ve modernizasyon, ileri döküm teknolojileri, çevreci üretim altyapıları, enerji verimliliği uygulamaları ve uluslararası marka gücümüzü artıracak projeler üzerinde yoğunlaştıracağız.”
“SAVUNMA SANAYİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÖNEM KAZANIYOR”
Savunma sanayinin, yüksek teknoloji, kalite, güvenilirlik ve izlenebilirlik gerektiren stratejik sektörlerden biri olduğunu kaydeden Bilgiç, son yıllarda bu alanda da sürdürülebilirlik kriterlerinin giderek daha fazla önem kazandığını ifade etti. Özellikle uluslararası tedarik zincirlerinde çevresel performansın yanı sıra kurumsal yönetişim, etik iş uygulamaları, insan hakları, bilgi güvenliği ve tedarik zinciri yönetimine ilişkin beklentilerin her geçen gün arttığını dile getiren Bilgiç, “ Cevher Jant olarak sürdürülebilirliği temel iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu doğrultuda yıllardır hayata geçirdiğimiz yönetişim, çevre, enerji verimliliği, karbon yönetimi, dijitalleşme, kalite ve insan kaynağı odaklı uygulamalarımız savunma sanayi faaliyetlerimiz için de güçlü bir temel oluşturuyor. Bu alanda ihtiyaç duyulan yüksek kalite standartları, süreç izlenebilirliği, risk yönetimi ve kurumsal yönetim anlayışının mevcut sürdürülebilirlik yaklaşımımızla büyük ölçüde örtüştüğünü düşünüyoruz. Bugüne kadar oluşturduğumuz sistemler sayesinde sektörün beklentilerini karşılayabilecek güçlü bir altyapıya sahibiz. Bununla birlikte savunma sanayine özgü ortaya çıkabilecek yeni sürdürülebilirlik kriterleri, sertifikasyon gereklilikleri veya uluslararası standartlar söz konusu olduğunda da hızlı uyum sağlayabilecek kurumsal esnekliğe ve dönüşüm kabiliyetine sahibiz. Savunma sanayiindeki büyüme hedeflerimizi de sürdürülebilirlik ilkelerimizle uyumlu şekilde hayata geçirmeyi, bu alanda da uzun vadeli değer yaratmayı ve güvenilir bir iş ortağı olmayı hedefliyoruz” dedi.
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.







