EGOD Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Erkan: Üretmek yetmez, dönüşmek gerekir
Ege Otomotiv Derneği Başkanı Deniz Erkan, "Tedarikçilerimizin bugünkü ürün portföylerini korurken, geleceğin ihtiyaçlarına da yatırım yapması gerekiyor. Her işletmenin bir batarya veya elektronik parça üreticisine dönüşmesi elbette beklenemez. Ancak hangi ürün gruplarının büyüyeceğini öngörmek, mevcut yetkinlikleri yeni alanlara uyarlamak ve müşterilerle daha erken aşamada mühendislik iş birliği kurmak zorundayız" dedi

Deniz Erkan-Ege Otomotiv Derneği (EGOD) Yönetim Kurulu Başkanı
Otomotiv yan sanayisi, araç üretiminin tamamlayıcı bir unsuru olmanın çok ötesinde, Türkiye’nin sanayi kapasitesini, ihracat gücünü ve teknoloji geliştirme yeteneğini belirleyen stratejik bir alan. Bugün sektörümüzün önünde iki önemli sınav var: Küresel pazarlarda rekabet gücünü korumak ve otomotivin hızla değişen teknolojik yapısına uyum sağlamak. Bu iki başlığı birbirinden bağımsız değerlendirmek mümkün değil. Çünkü artık yalnızca kaliteli ve uygun maliyetli üretim yapmak değil, değişen ihtiyaçlara zamanında yanıt verebilmek de rekabetin temel koşulu.
Otomotiv Sanayii Derneği’nin 14 Eylül 2026 tarihinde açıkladığı ocak-ağustos dönemi verileri, sektörün karşı karşıya olduğu tabloyu ortaya koyuyor. Türkiye’de toplam otomotiv üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 azalarak 841 bin 583 adede gerilerken otomobil üretimindeki düşüş yüzde 19’a ulaştı. Toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 12 gerilemesine rağmen dolar bazında yüzde 2 artarak 26,6 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde toplam otomotiv pazarında da yüzde 12 daralma yaşandı.
Bu veriler, otomotiv sanayisinin yalnızca üretim miktarı üzerinden değerlendirilemeyeceğini gösteriyor. İhracatın parasal değerindeki artış olumlu bir gösterge olmakla birlikte, tek başına kârlılığın veya rekabet gücünün arttığı anlamına gelmiyor. Ürün bileşimi, birim başına katma değer, kapasite kullanımı ve maliyet yapısı birlikte ele alınmalı.
Yan sanayi firmaları açısından en kritik konulardan biri, artan üretim maliyetleri ile müşterilerin küresel ölçekte rekabetçi fiyat beklentileri arasındaki dengeyi kurabilmek. Enerji, hammadde ve işçilik maliyetlerinin yanı sıra finansmana erişim koşulları da işletmelerin yatırım kararlarını etkiliyor. Döviz kurunun seyri kadar öngörülebilirliği de önem taşıyor. Uzun vadeli siparişler alan, üretim planlamasını aylar öncesinden yapan bir işletmenin sağlıklı yatırım yapabilmesi için ekonomik koşulları öngörebilmesi gerekiyor.
Burada çözüm yalnızca maliyetleri kısmak değil; süreçleri iyileştirmek, verimliliği artırmak, fire oranlarını düşürmek ve ürün başına yaratılan katma değeri yükseltmek. Otomasyon, dijital üretim sistemleri ve veri temelli kalite kontrolü bu nedenle artık büyük işletmelerin değil, ölçeği ne olursa olsun bütün tedarikçilerin gündeminde bulunmalı.
ELEKTRİKLİ ARAÇLAR, TEDARİK ZİNCİRİNİ YENİDEN ŞEKİLLENDİRİYOR
Otomotiv sektöründeki dönüşümün ikinci boyutu teknoloji. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği ACEA’nın 24 Eylül 2026 tarihli verilerine göre, Avrupa Birliği’nde bataryalı elektrikli otomobillerin yeni otomobil kayıtları içindeki payı yılın ilk sekiz ayında yüzde 21,7’ye yükseldi. Bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 15,8 düzeyindeydi. Hibrit otomobillerin payının yüzde 36,6’ya ulaşması ise dönüşümün tek bir teknolojiye doğru ilerlemediğini, farklı güç aktarma sistemlerinin bir arada büyüdüğünü gösteriyor.
Bu değişim, otomotiv yan sanayisi için hem risk hem de fırsat anlamına geliyor. Geleneksel motor ve aktarma organlarına bağlı bazı ürün gruplarında uzun vadeli talep yapısı değişirken elektrik-elektronik sistemleri, güç elektroniği, termal yönetim, hafif malzemeler, sensörler ve gelişmiş test sistemleri daha fazla önem kazanıyor. Yazılım ve araç elektroniği alanındaki gelişmeler de ürün geliştirme süreçlerini dönüştürüyor.
Dolayısıyla tedarikçilerimizin bugünkü ürün portföylerini korurken geleceğin ihtiyaçlarına da yatırım yapması gerekiyor. Her işletmenin bir batarya veya elektronik parça üreticisine dönüşmesi elbette beklenemez. Ancak hangi ürün gruplarının büyüyeceğini öngörmek, mevcut yetkinlikleri yeni alanlara uyarlamak ve müşterilerle daha erken aşamada mühendislik iş birliği kurmak zorundayız. Üniversiteler, meslek yüksekokulları ve Ar-Ge merkezleriyle kurulacak ilişkiler, bu dönüşümün maliyetini yönetilebilir hale getirebilir.
İZMİR’İN POTANSİYELİ, NİTELİKLİ TEDARİKÇİ AĞINDA
İzmir ve çevresi; plastik, kauçuk, metal işleme, bağlantı elemanları ve farklı parça üretim alanlarında birikim sahibi işletmeleriyle otomotiv tedarik zincirinde önemli bir potansiyele sahip. Bu potansiyeli büyütmenin yolu, yalnızca daha fazla üretim yapmaktan değil, daha yüksek kalite, izlenebilirlik, hızlı teslimat ve mühendislik kabiliyeti sunmaktan geçiyor.
Orijinal ekipman üreticilerine yönelik OEM tedariki ile satış sonrası pazarı ifade eden aftermarket de birlikte değerlendirilmesi gereken iki alan. Araç parkının çeşitlenmesi, elektrikli ve hibrit araçların yaygınlaşması, bakım-onarım süreçlerinin dijitalleşmesi ve araç verisine erişim koşullarının değişmesi, satış sonrası hizmetleri de yeniden şekillendiriyor. Bu nedenle firmalarımızın yalnızca bugünün araçlarına değil, önümüzdeki yıllarda yollarda olacak araçlara da hazırlanması gerekiyor.
Yeşil dönüşüm de bu rekabet denkleminden ayrı düşünülemez. Enerji verimliliği, kaynak kullanımının azaltılması, geri dönüşüm ve karbon ayak izinin ölçülmesi giderek daha fazla önem kazanıyor. Avrupa pazarına çalışan tedarikçiler için çevresel performans, kalite ve teslimat güvenilirliği kadar ticari ilişkilerin devamlılığını etkileyen bir unsur haline geliyor.
Otomotiv yan sanayisinin geleceği, köklü üretim deneyimini yeni teknolojilerle birleştirebilmesine bağlı. Sektörümüzün ihtiyacı, kısa vadeli maliyet baskılarına karşı dayanıklılık geliştirirken uzun vadeli dönüşüm yatırımlarını da ertelemeyen bir yaklaşım. Öngörülebilir ekonomi politikaları, uygun finansman koşulları, nitelikli insan kaynağı ve güçlü bir Ar-Ge ekosistemi bu yaklaşımın temelini oluşturmalı.
EGOD olarak otomotiv yan sanayisinin yalnızca bugünün üretim ihtiyaçlarını karşılayan değil, geleceğin mobilite çözümlerine de katkı sunan bir yapıya kavuşmasını önemsiyoruz. İzmir’in sanayi birikimini teknoloji, verimlilik ve sürdürülebilirlikle buluşturabilirsek, küresel tedarik zincirinde daha güçlü bir konum elde etmemiz mümkün.
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.






