Geleceğin OSB modeli; Fabrika + Demiryolu + Lojistik merkezi + Liman
Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesi Koordinatörü Dr. İlhami Pektaş: "Demiryolunun yük taşımacılığında büyüyememesinin bir diğer nedeni de üretim merkezleriyle limanlar arasındaki bağlantıların yetersizliğidir. Türkiye genelinde 419 organize sanayi bölgesinin yalnızca küçük bir kısmı iltisak hattına sahip olup, demiryolu bağlantısı bulunan 21 liman ise bu avantajı sınırlı ölçüde kullanabiliyor"

Dr.İlhami Pektaş
Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesi Koordinatörü
Türkiye; Asya, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’nın kesim noktasında yer alan eşsiz coğrafi konumu ile ticaretin ve medeniyetlerin kavşak noktası olan önemli bir ülkedir. Avrasya’nın merkezinde sadece 4 saatlik uçuşla 67 ülke, 1.6 milyar insan, 43 trilyon dolar gayrisafi milli hasıla ve 11 trilyon dolarlık ticaret hacmine sahip stratejik bir bölgenin içindeyiz.

Bugün dünyadaki ticaret hacmi 15 milyar ton civarındadır. 2030’a geldiğimizde bu miktar 25 milyar tona, 2100’e geldiğimizde ise 150 milyar tona çıkacak. Dünyadaki ticaret hacimlerinin tam ortasında Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan orta koridor ile İstanbul ve Marmara Denizi bulunuyor. Bugün itibarıyla 760 milyar dolarlık ticaret ve 649 milyon ton yükün hareket ettiği stratejik bir bölgede yer alıyoruz. Bu ticari hareketten daha çok pay alabilmek, bu lojistik koridorlardaki ülkelerle iş birliklerimizi daha çok geliştirmek üzere 2003 yılından itibaren ülkemizde ulaşım sektörüne büyük yatırımlar yapılıyor ve projeler geliştiriliyor.
GÜNLÜK 1.500 TREN SEFERİ
İçinde yer aldığımız bu coğrafya, ulaştırma koridorları, lojistik ağlar ve küresel ticaret akışları açısından stratejik bir önem taşıyor. Bu avantajı kalıcı bir güce dönüştüren en temel unsurlardan biri de kuşkusuz demiryolu altyapısıdır. Son 23 yılda ulaştırma sektörüne 300 milyar doların üzerinde yatırım yapılmış ve bunun yaklaşık 70 milyar doları demiryollarına ayrılmıştır. Bu güçlü vizyon sayesinde demiryolları ihmal edilen bir alan olmaktan çıkmış ve ülke kalkınmasının omurgası haline gelmiştir. Bugün demiryolu ağımız üzerinde günlük 1500 tren seferi yapılmakta olup ortalama bir günde 100.000 ton yük, yaklaşık 30.000 yüksek hızlı tren yolcusu, 40.000 konvansiyonel hat yolcusu ve 1 milyon kent içi kent içi yolcu taşımacılığı yapılıyor.
Bu kapsamda demiryolu yük taşımacılığının geliştirilmesi, Türkiye’nin ulusal kalkınma planlarında stratejik öncelikler arasında yer almıştır. 2005 yılından itibaren hazırlanan tüm kalkınma planlarında, ulaştırma modları arasındaki dengesizliğin giderilmesi, demiryolunun taşımacılıktaki ve ihracattaki payının artırılması temel hedef olarak benimsenmiştir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı vizyon planına göre 2053 yılına kadar demiryolu ağının 28.590 km’ye çıkarılması, demiryolunun yük taşımacılığındaki payının %22’ye yükseltilmesi ve yıllık yük taşıma miktarının 32 milyon tondan 448 milyon tona çıkarılması öngörülmektedir.

HEDEF DEMİRYOLUNUN PAYININ YÜZDE 22’YE ÇIKMASI
Bu vizyon doğrultusunda yük taşımacılığında demiryollarımız stratejik bir rol üstlenmektedir. Türkiye, Asya, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika arasında orta koridor, kalkınma yolu ve hicaz demiryolu projeleri ile ticari hareketliliğin tam merkezinde, Kara ve Demiryolu ağı, limanları, havacılık ve lojistik altyapısıyla bölgenin en önemli lojistik üstlerinden biri olma potansiyeline sahiptir. Ülkemizdeki 217 adet mevcut liman ve iskelenin 21 adedinde, 419 OSB’nin 13 adedinde ve 12 Lojistik Merkezde demiryolu bağlantısı bulunuyor. Lojistik merkezleri, fabrika, sanayi ve OSB’ler ile limanlara bağlamak üzere ulusal demiryolu ağımız üzerinde bugün 445,8 kilometre uzunluğunda 287 iltisak hattı bulunuyor. Taşımacılık payının 2053 vizyonu doğrultusunda en az % 22 olması ve yıllık taşınan yük miktarının 448 milyon tonun üzerine yükseltilmesi planlanıyor.
Filyos’tan Adapazarı’na, İncesu OSB’den Dörtyol-Hassa Tüneli’ne kadar toplam 150,5 kilometrelik 9 projede iltisak hattı yapım çalışmaları devam ediyor. Bu projelerle Kuzeyde Filyos, Güneyde İskenderun ve Mersin limanları Orta koridora bağlanıyor. Türkiye genelinde sanayi tesislerini, limanları, Lojistik merkezleri ve OSB’leri ana demiryolu ağına bağlayacak toplam 287 iltisak hattı faaliyete geçtiğinde büyük bir sanayi değişimi olması ve yakın geleceğin OSB modelinin; Fabrika + Demiryolu + Lojistik merkezi + Liman şeklinde kurulması hedefleniyor. Sanayicilerimizin rekabet gücünü artırmak ve ülkemizi bölgesinin önemli bir lojistik üssü yapmak üzere lojistik merkez sayısının 23’e ve toplam iltisak hattı uzunluğunun ise 600 kilometreye çıkarılması planlanıyor. Türkiye’yi bölgenin lojistik üssüne dönüştürecek lojistik merkezlerin tamamı hizmete girdiğinde, Türk lojistik sektörüne yaklaşık 74 milyon ton daha ilave yük taşıma imkanı sağlanmış olacak.
13 OSB’DE DEMİRYOLU VAR
Fabrikadan çıkan ürünün kamyona bağımlı kalmadan demir yoluyla doğrudan limanlara ve ihracat noktalarına taşınması çok önemli. Türkiye’de yaklaşık 419 OSB bulunmasına rağmen bunların yalnızca yaklaşık 13’ünde demiryolu bağlantısı yani iltisak hattı bulunuyor. Bu da OSB’lerin yalnızca yaklaşık %3’ünün demiryoluna doğrudan erişebildiği anlamına geliyor. Bu oranı %30 seviyelerine kadar artırmamız gerekiyor.
2020’li yılların başında yıllık ortalama 38–39 milyon ton yük demiryolu ile taşındı. Ancak bu artışa rağmen, toplam taşımacılık içerisindeki demiryolu payının hala %5 düzeylerinde seyretmesi, sektörün potansiyelini tam anlamıyla gerçekleştiremediğini ve daha kat edilmesi gereken önemli bir mesafe bulunduğunu gösteriyor. Kamu envanterindeki lokomotiflerin verimsiz kullanılması, mevcut kapasitenin atıl olması, operasyonel kabiliyeti yüksek olan özel sektör tren işletmecilerinin finansmana erişim sıkıntıları, altyapıdaki operasyonel masrafların yüksek olması, yasal düzenlemelerin eksikliği ve araç parkının yetersizliği gibi darboğazlar nedeniyle sanayi ve liman yükleri daha çok karayoluna yöneliyor. 2024 sonu itibarıyla ülkedeki anahat lokomotiflerinin önemli bir bölümünün 30 yaşın üzerinde olduğu, filonun yaklaşık beşte birinin ise 40 yaşını geçtiği biliniyor. Bu nedenle altyapı yatırımları artsa da bu darboğazların biran önce giderilmesi ve filonun yenilenmesi gerekiyor. Türkiye’nin demiryolu potansiyelinin hayata geçmesi için sadece altyapı değil, filo, ekipman, mevzuat ve özel sektör iş birliğinin eş zamanlı güçlendirilmesi şart. Demiryolu yük taşımacılığının gerçek bir ivme kazanması; sanayi bölgelerinden limanlara kadar uzanan bağlantıların hızla tamamlanmasına, yeni lojistik merkezlerin açılmasına, filonun modernize edilmesine ve altyapıdaki fiziksel engellerin giderilmesine bağlı.
REKABETÇİLİK İÇİN DEMİRYOLU
Demiryolunun yük taşımacılığında büyüyememesinin bir diğer nedeni de üretim merkezleriyle limanlar arasındaki bağlantıların yetersizliğidir. Türkiye genelinde 419 organize sanayi bölgesinin yalnızca küçük bir kısmı iltisak hattına sahip olup, demiryolu bağlantısı bulunan 21 liman ise bu avantajı sınırlı ölçüde kullanabiliyor. Serbestleşme adımlarıyla birlikte özel tren işletmecilerinin pazara girişi hız kazansa da sektörde hâlâ belirleyici bir ağırlık oluşturabilmiş değiller. Özel sektör, 2023’te ton-kilometre bazında taşımaların yaklaşık beşte birini üstlenmiş durumda olup 2024 sonunda özel firmalara ait aktif olarak çalışan yaklaşık 4000 vagonun toplam demiryolu taşıması içindeki payı da ancak yüzde 26 civarındadır. Ama özel sektörün payı ve vagon sayısı yeterli değildir. AB ülkelerinde bu oran yüzde 50’nin çok üstünde. Bu durum, ülkemizde ihracat yüklerinin büyük ölçüde karayoluna bağımlı kalmasına ve lojistik maliyetlerin yükselmesine neden oluyor. Bu bağımlılığı önleyerek en kısa zamanda Demiryolu taşımacılığını canlandırmamız gerekiyor.
Küresel ticaret artık yalnızca daha fazla üretmekten ziyade, üretileni nasıl, ne hızda, ne kadar rekabetçi ve ne kadar sürdürülebilir olarak taşıdığınıza bağlı. Dünyada tedarik zincirleri yeniden kuruluyor, ticaret akışları yön değiştiriyor ve bu dönüşümün merkezinde ise demiryolu taşımacılığı yer alıyor. Ekonominin can damarı Demiryolunun sağladığı bu yüksek kapasite, ölçek ekonomisi yaratma gücü ve operasyonel istikrar, özellikle uzun mesafeli ve düzenli akış gerektiren ihracat yüklerinde büyük önem arz ediyor.
Türkiye gibi ihracata önem veren bir ekonomi için demiryolu; erişim, hız, maliyet, rekabetçi ve sürdürülebilirlik dengesini kurarak başarıyla yönetebilmenin gerekliliğini üzerinde taşıyor. Sektörel ve Ulusal vizyon çerçevesinde belirlenen hedeflerimize ulaşabilmemiz ancak akıllı politikalarla bu dengeyi oluşturmak ve doğru yönetmekten geçiyor.
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.






