Lojistiğin stratejik önemi savaşta bir kez daha anlaşıldı
Anadolu'nun kuzeyindeki ve güneyindeki savaşlar, küresel tedarik zincirinde kırılmalar yaratırken, yeni yol ve rota arayışı da hız kazanıyor. Doğal bir aktarma merkezi olan Türkiye'nin, doğru ve hızlı yatırımlarla bölgesel bir lojistik merkeze dönüşmesi, çok daha mümkün hale geliyor

Lojistiğin ülkelerin egemenliğindeki ve şirketlerin rekabetçiliğindeki rolü çoğu zaman küçümsenir. Ancak savaş, pandemi ya da ani gelişen felaketler gibi çeşitli darboğazlar, lojistiğin önemini daha belirgin kılıyor. Dünya ve özellikle Türkiye’nin bulunduğu Batı Asya coğrafyası işte böyle bir tarihi anda bulunuyor.
Kuzeyde dört yılı geride bırakan Rusya-Ukrayna çatışmasının Karadeniz’de adeta bir gemi savaşına doğru sürüklenmesi, bölgedeki limanların bombalanması ve Tahıl Koridoru’nun kimi zaman işlemez hale gelmesi, dünyayı yeni bir gıda krizinin eşiğine getirdi. Bölgede üretilen tahılın pazarlara erişimindeki sıkıntılar, gıda maliyetlerinde ciddi artışa yol açtı.
YENİ YOLLAR VE ROTALAR ARANIYOR
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik Şubat sonunda başlattığı saldırı ise küresel bir lojistik krizine dönüştü. Hürmüz Boğazı’nın kapanması tanker trafiğini baltalarken, Yemen’de devam eden savaş Kızıldeniz geçişlerini güvensiz hale getiriyor. Petrol fiyatları yeni rekorlara doğru ilerliyor. Savaş nedeniyle artan lojistik maliyetler, beklentilerde ciddi bozulma yaratıyor. Karbon nötr, yeşil dönüşüm, dijitalizasyon gibi lojistiğin ana başlıkları geri plana atılıp, yerini taşımacılık koridorların güvenliğine bırakıyor.
Elbette, bu gelişmeler dünya ticaretini yavaşlatsa da durdurmuyor. Yeni yollar ve rotaların arayışı veya inşası hızlanıyor. Türkiye ile Basra Körfezi arasında öngörülen Kalkınma Yolu’ndan, Arabistan Yarımadası’nın doğusundan batısına uzanan çeşitli taşımacılık koridorlarına kadar çeşitli projelere ağırlık veriliyor. Hazar geçişi üzerinden Orta Koridor’u geliştirecek çalışmalar devam ediyor.
DOĞAL YOLDAN LOJİSTİK MERKEZE
Türkiye, doğal bir aktarma güzergahı konumu ile bir yandan yaşananlardan olumsuz etkilenirken, diğer yandan küresel tedarik zincirindeki bozulmanın sonuçlarından avantajlar kazanmaya çalışıyor. Türkiye’nin doğal bir yol konumundan çıkıp tasarlanmış lojistik merkez olması için kombine taşımacılığın geliştirilmesi, demiryolu-liman-sanayi bölgeleri entegrasyonunun kurulması, bölgesel ve küresel ulaşım ağlarına bağlantının sağlanması gibi adımları atması her zamankinden çok daha önemli hale geliyor.
Yorumlar
0Henüz yorum yapılmamış
Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.






