Tek Referans Logo

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Da Vinci Robotik Cerrahi - Bazekol Sağlık Grubu

Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu: Savaşçı ruh ile sanatta ve sanayide kadınlara yol açıyor

Sinan Doğan profil fotoğrafı
YazarSinan Doğan

Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu, Tek Referans'ın "Kadınsa Yapar" programına konuk oldu, yaşamını, hayallerini, hedeflerini anlattı. Sanayiciliği ve sanatı bir arada yaşayan Nacaroğlu, "Hayatım boyunca hiç oturmadım. Hep hareket halindeyim. Kendimde olan donanımları daha da ilerleterek, daha ne yapabilirim sorusunu da ekleyerek, bu tekamülde, bu yolculukta var olmaya çalışıyorum" diyor. Tiyatrodan sonra, kadınlar ve çocuklar yararına bir plak çıkarmak için stüdyoya giren Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu, "Sahne bana inanılmaz güzel deneyimler kattı. Çünkü yaşamın her alanında bir matematik var. İşte, o sahnenin de müziğin de bir matematiği var" şeklinde konuşuyor.

Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu: Savaşçı ruh ile sanatta ve sanayide kadınlara yol açıyor

Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu, İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde üç farklı üretim tesisinde faaliyet gösteren ve 300’den fazla çalışanı olan Obel Cıvata’nın Yönetim Kurulu Başkanı.

Ancak kendisini bu boyutuyla tanımlamak oldukça yetersiz kalır. Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu, kadınlar için kendi deyimiyle elini taşın altına değil dağın altına koyan biri. Turizmin her departmanında, ardından otomotiv sektöründe çalışarak iş hayatına atılan Nacaroğlu, yönetiminde olduğu şirkette kadın istihdamını yüzde 35-40’dan yüzde 50’nin üzerine çıkarmayı hedefliyor.


Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu’nun hayatının bir diğer yarısı ise sanat. Lise yıllarında basketbol oynamış, tiyatroda ‘sahnenin tozunu’ yutmuş. Şimdi de Ege Üniversitesi Konservatuarı’nda stüdyoya girip, tüm geliri kadınlar ve çocuklar yararına harcanacak "Zümrüd-ü Anka” adlı plağı çıkarmış.

Kendini “savaşçı bir ruh” olarak tanımlayan Nacaroğlu, “kendini bil” ilkesine sadık bir yaşamı seçmiş. “Ömrüm boyunca öğreneceğim” diyen Nacaroğlu, medya ve iletişim eğitimine devam ediyor, psikoloji ve felsefeyle ilgilenmeyi seviyor. Meslek liselerinde daha fazla kız çocuğunun okuması ve kadınların sesinin sanayide daha gür çıkması için yeni projelere hazırlanıyor.

"DENGE VE BAĞLANTI UNSURUYUM"

Kendinizi anlatabilir misiniz? Sanayicilik deneyiminiz kaç yıl öncesine uzanıyor?

Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu. Cabbaroğlu soy ismini özellikle kullanıyorum. "Cabbar" kelimesinin kendi atalarımdan gelen o güçlü enerjisini hissediyorum. Obel Cıvata’nın Yönetim Kurulu Başkanıyım. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nin farklı lokasyonlarındaki tesislerimizle üretim yapıyoruz. Üretimin yüzde 65-70 civarında bölümünü ihraç ediyoruz. Obel Cıvata Kurucuları Turgut Nacaroğlu ve Turgay Nacaroğlu'dur. Ben ve ortağım Tugan Nacaroğlu yönetim kurulunun başındayız. Obel Cıvata'da birlikte el ele verip hem sahada hem içeride işlere koşturuyoruz. Ben her yerde, her zaman söylediğim gibi, birinci jenerasyondan değilim ama ikinci jenerasyon da tam değilim. Şirkette bağlantı vazifesi görüyorum. Birinci kuşağı çok iyi anlıyorum, ikinci kuşakla çalışıyorum. Ve çocuklarımdan dolayı ikinci kuşağı çok iyi biliyorum. Aslında denge unsuruyum.

Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu, yaşamını hayallerini ve hedeflerini Tek Referans Genel Yayın Yönetmeni Sinan Doğan'a anlattı (Kamera ve Kurgu- Umut Can Türkmen)
Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu, yaşamını hayallerini ve hedeflerini Tek Referans Genel Yayın Yönetmeni Sinan Doğan'a anlattı (Kamera ve Kurgu- Umut Can Türkmen)

Nasıl bir ortamda yetiştiniz? Sizi hayatta ileriye iten ne oldu?

Hayatım boyunca hiç oturmadım. Hep hareket halindeyim. 1990 yılında çalışma hayatım başladı. Otelcilik Turizm İşletmeciliği mezunuyum. Aynı zamanda otomotiv sektöründe çalıştım. Şu an medya ve iletişim okuyorum. Muhtemelen son nefesime kadar okul hayatım bitmeyecek. Tabii ki belli bir yaştan sonra bunun ne kadar kıymetli, önemli olduğunu daha özümseyerek o bilgiyi almaya çalıştığımın da farkına vardım. Kendimde olan donanımları daha da ilerleterek, daha ne yapabilirim sorusunu da ekleyerek, bu tekamülde, bu yolculukta var olmaya çalışıyorum.

Obel Cıvata Yönetim Kurulu Başkanı Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu, Sinan Doğan'a kadın istihdamı ve kadın girişimciliği üzerine düşüncelerini aktardı
Obel Cıvata Yönetim Kurulu Başkanı Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu, Sinan Doğan'a kadın istihdamı ve kadın girişimciliği üzerine düşüncelerini aktardı

KADINLAR İÇİN SÜRPRİZ PROJELER

Sanatçı kimliğinize geçmeden önce kadınlar, kadın girişimciliği için neler yaptığınızı anlatabilir misiniz?

Girişimcilikten daha ziyade kadın olmanın, o yaradılıştan gelen gücün farkına varmamız gerekiyor. Çünkü her detayıyla hem aile hem iş hem dışarıda gerçekten kadının rolü çok önemli. Kadın, her şeyi düşünen ve bunu uygulayıp yapabilen bir potansiyele sahip. Bunu hem işte hem sanayide kullanmak bence çok önemli. Sanayide de bu başladı artık. Şu an Obel Cıvata'da yaklaşık yüzde 35-yüzde 40 civarında kadın istihdamımız var. Bu oranı yüzde 50’nin üzerine çıkartmayı hayal ediyoruz. Kadınlarla el ele olunca bence çok daha keyifli ve güzel oluyor. İşte, o ince detayları görme, o analiz yeteneği kadınlarda var. Bizim de diş açmalarımızda, tüm makinelerimizde kadınlarımız çalışıyor. Ben de bu anlamda onların arkalarındayım. Sadece biraz dokunmak gerekiyor, o potansiyeli ortaya çıkarmak için. Kadınlar için bir iki yıl sonra olgunlaşacak bir proje hazırlığımız var. Şu an söylemek erken olur. O da sürprizimiz olsun.

Bölgenizde bir teknik ve meslek lisesi var. O okuldan ve diğer okullardan sanayiye gelenler talebinizi karşılıyor mu?

Meslek okullarıyla bazı proje çalışmalarımız oldu. Hatta çok enteresandır, fabrikamızı ziyarete gelen öğrencilerin sadece ikisi bayandı. Tabii ki üzüldüm. Çünkü benim gençlik dönemlerimde meslek liselerinden mezun kızlar çok daha fazlaydı. İnanılmaz el becerileri ile sanayide öne çıktılar, yurtdışına gittiler. Şimdi bakıyorum da kızların sayısı çok az. Bize meslek lisesinden gelen öğretmen ve öğrenciler, makine başında kadınları görünce çok şaşırmıştı. İnce ayar işlerimizi kadınlarımızın daha güzel yaptığını söyledim. Heveslendiler. Umarım daha çoğalması dileğiyle diyorum. Biz de elimizden ne geliyorsa, kız çocuklarımızın hep arkalarındayız.

Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu'nun sanata düşkünlüğünün kökenleri lise yıllarına uzanıyor
Gül Cabbaroğlu Nacaroğlu'nun sanata düşkünlüğünün kökenleri lise yıllarına uzanıyor

SPOR, SANAT VE OKUL HAYATI DOLUDİZGİN

Sanatçı ruhunuz, sanat tutkunuz nereden kaynaklanıyor?

Lise yıllarında bir koltukta üç dört karpuz taşıdım. Lisanslı basketbol oyuncusuydum. Hem liseye gidiyordum hem belediyenin tiyatro ekibindeydim. Ki o zaman Salihli’de çok vizyoner bir belediye başkanımız vardı. Rahmetli Zafer Keskiner bize Turan Özdemir Hoca'yı getirmişti. Onunla çok güzel çalışmalar ve projeler, oyunlar çıkartmıştık. Aynı zamanda lisanslı halk oyunları ekibindeydim. Türk Sanat Müziği Korosundaydım. Yine lisanslı olarak uzun atlama yarışlarına giriyordum. Spor, sanat ve okul hayatı hep dolu dizgin devam etti. Sonra iş hayatı, okul dönemi, çocuklarımın dünyaya gelmesi derken birazcık uzaklaşır gibi oldum. Ama baktım ki gerçek anlamda şifa orada. 2017'de yine sıfırdan Sahne Tozu Tiyatrosu'nda eğitim alarak sahneye çıktım. Profesyonel olarak orada oyunculuğa devam ediyorum. Sevgili Muzaffer Çağlar İşgören’in oyunlarına katıldım. İnanılmaz güzel. Kendisinin yazdığı tarihi oyun Limandaki Aşk'ta 1. Elizabeth rolünü oynamıştım. Haldun Dormen’in oyunlarına katıldım. Müjdat Gezen'in "Gırgıriye" oyunundaydım. Sahne bana inanılmaz güzel deneyimler kattı. Çünkü yaşamın her alanında bir matematik var. İşte, o sahnenin de bir matematiği var. Müzikte de yine aynı şekilde. Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Korosu'ndayım. Hem korist hem de solistim orada. Haftada bir gün akşamları da koromuz, provalarımız oluyor. Senede iki kere de konser veriyoruz.

Zümrüd-ü Anka plağının kapak resmini resmini Gülümsu Nacaroğlu çizmiş
Zümrüd-ü Anka plağının kapak resmini resmini Gülümsu Nacaroğlu çizmiş

Plak çıkarma fikri nasıl ortaya çıktı?

Gençlik yıllarından beri bir hayalim vardı. Türk sanat müziğini ben hep plakla özdeşleştiririm. Single veya CD şeklinde değil de plak yapmak istiyorum dedim. Bandrollü, resmi olarak çıkardığım bir plak ama dışarıda satışı yok. Satışından gelir elde etmek düşüncem de yok. Tamamen kalbim ve inancımla yoğrulmuş, her bir kelimesinde ve cümlesinde kendi hayatımla ilgili duyguları olan plak. İllüstrasyon kapak resmini de ikizlerimden Gülümsu yaptı. Gerçekten çizimdeki gibi herkesin bir gün küllerinden yeniden doğacağı inancındayım. Değişim bizim karşımızda değildir, değişim mutlaka kendimizle alakalıdır. Ancak biz kendimizi değiştirebiliriz. Her seferinde, her savaştığımızda, her düştüğümüzde bunu hatırlayıp tekrar küllerimizden yeniden doğmayı simgeleyen bir plak oldu. Sanıyorum savaşçı ruhum olmasından kaynaklı. Plağı annem ve babama ithaf ettim. Çok değerli Ege Üniversitesi Devlet Türk Musiki Öğretim görevlileri hocalarımın imzaları ve şarkıları var. Engin Karadağ'ın şarkıları var. Çok güzel bir ekip oluşturduk.

Gül Nacaroğlu Cabbaroğlu, şirkette birinci ve ikinci kuşak arasında bağlayıcı görevini üstlenmiş
Gül Nacaroğlu Cabbaroğlu, şirkette birinci ve ikinci kuşak arasında bağlayıcı görevini üstlenmiş

SANATIN ŞİFACI ÖZELLİĞİ

Plakta hangi şarkılar yer aldı?

Hocam bana telifsiz olarak üç şarkısını ve bir şiirini verdi. Sözleri çok güzel. Tabii yaşanmışlıkların şarkıları var. Zeki Müren’in şarkıları, eski türkülerimiz, anonim şarkılarımız var. Yemen Türküsü var. Okurken çok zorlandığım şarkılardan biridir. Hep annem babam aklıma gelmiştir o şarkıda. Mutlaka çocukluğumuzda ve gençliğimizde bir yerimize dokunmuş olan şarkı sözleri var içinde. Onun için çok kıymetli. O duyguları yazabilmek, o yaşanılmış olan şeyleri kaleme dökmek ve onları hissetmek ve okumak harika. Sanat gerçekten psikolojik sağlığımızı en iyi ayakta tutan şifacı özelliğine sahip. Mutlaka her birimizin içinde sanatın bir türü vardır. Sadece biz bilmiyoruz bunu. Ben de belli bir yaştan sonra, “Zaman beni değil, ben artık zamanı nasıl kullanabilirim?" dediğim anda bunlar çıkmaya başladı. “İçimde kaç tane Gül var, daha ne yapabilirim?”. Mutlaka sırası ve zamanı geldiğinde bunlar ortaya çıkacaktır.

Plak gelirinin kadınlar ve çocukların yararına kullanılacağını söylediniz. Neden bu yöntemi tercih ettiniz?

Şirket sahibi olan sanayiciler bir şekilde projelere sponsor olup, bağışı şirketlerinin adı altında yapıyorlar. Ama ben istedim ki kendilerini geliştirip başka yönlerde de kendi potansiyellerini bir değere çevirip kolektif amaca hizmet edebilirler. Biraz da bunu irdelemelerini istedim. Umarım bu mesajı iyi algılamışlardır.

GERİYE HOŞ BİR SADA

Bu eseriniz aynı zamanda kendinize bir yolculuk sanırım…

Her ne kazanırsanız kazanın, her ne kadar paranız olursa olsun, o başka bir şey. Ama bazen paranın yerine geçmeyen şeyler vardır. Bunu da bir durup bilmek lazım. İşte, gelip geçiyoruz ya hani buradan. Bu plakla bir gün bu beden toprağa girdiğinde bir hoş sada kalsın istedim.

Hem sanatçısınız hem sanayici hem de anne. Bütün bu kimlikleri nasıl bütünlüyorsunuz hayatta?

Üç kız evladım var. Hayattan onlara maddi değerden ziyade önlerine hayırlı insanlar çıkarmasını diliyorum. Güzel insanlarla karşılaşsınlar. Onlara da bu plakla annelerinin sesi kalsın istedim. Kadere ait olan yol planını biz bilemiyoruz. O şey neyse onu da yaşamak zorundayız. Ama emek ve çaba, disiplin olduğu sürece ben inanıyorum ki o gideceğimiz yoldaki başarı kapılarından, tekâmül yolculuğumuzdaki sınavlarımızdan daha rahat geçeriz.

"ÇOCUKLARIM KENDİ YOLLARINDA DEVAM EDİYOR"

Bu yoğun tempoda ailenize yeterli vakti ayırabiliyor musunuz?

Çocuklarım liseyi bitirene kadar her sabah, her ne olursa olsun, kaçta yatarsak yatalım, sabahları birlikte bir-bir buçuk saat bir kahvaltı keyfimiz var. Bir arada geçirdiğimiz en önemli altın öğünümüz bizim. Orada konuşup sohbet edip, günlük olayları anlatıyoruz. Okul ve iş hayatından dolayı akşam yemeğinde bir araya gelemiyoruz ama meyve saatinde buluşuyoruz. En büyük kızım üniversiteyi bitirdi. İkizlerim üniversiteye başladı. Artık kendi yollarında ve birey olarak devam ediyorlar. Ama o temelde ne verdiyseniz, doğru ve iyi anlamda, güzel anlamda; işte, o temeli alan çocuklar mutlaka onların üstlerine de bir şeyler katarak yollarına devam ediyorlar. O terazinin küfelerini hayatımda da böyle dengeliyorum. Çünkü duygusuz olamayız. Ama her şeyi de tam anlamıyla duygularla yönetemeyiz. Duyguları nasıl yöneteceğimizi sanattan destek alarak yapabiliyoruz. Böyle de bir özelliği var sanatın.

Yaşam felsefenizi nasıl özetlersiniz?

“Ben değil, biz varız” düşüncesiyle, eksik olduğumuz şeyleri birbirimize aktararak yolculuk yapabiliriz. Beklentileri kestiğiniz an kendi yapacaklarınıza odaklanıyorsunuz. İş hayatımda da bireye değil, kişiye değil, sisteme bağlı çalışmayı önde tuttum. Biz sistemin parçalarıyız. Ego ve kibirden arınmak zorundayız. Haddimizi, sınırımızı ve kendimizi bilmemiz gerekiyor. En önemli şey bu. Kendime her gün söylerim şu kapıdan girerken: "Kendini bil Gül."


Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.