Tek Referans Logo

Aramak için en az 3 karakter yazın.

Da Vinci Robotik Cerrahi - Bazekol Sağlık Grubu

Sibel Zorlu: Yeni ekonomi karbon ve algoritmalar üzerine kuruluyor

Tek Referans profil fotoğrafı
YazarTek Referans

ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, yakın gelecekte şirketlerin yalnızca ürünlerini değil, karbon performanslarını da ihraç edeceğini belirterek, “Yeni ekonomi karbon ve algoritmalar üzerine kuruluyor. Karbonu yönetmenin yolu veriyi yönetmekten geçiyor. Bu nedenle yeşil dönüşüm ile dijital dönüşüm artık birbirinden ayrı düşünülemez” dedi

Sibel Zorlu: Yeni ekonomi karbon ve algoritmalar üzerine kuruluyor

ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, yakın gelecekte şirketlerin yalnızca ürünlerini değil, karbon performanslarını da ihraç edeceğini belirterek, “Yeni ekonomi karbon ve algoritmalar üzerine kuruluyor. Karbonu yönetmenin yolu veriyi yönetmekten geçiyor. Bu nedenle yeşil dönüşüm ile dijital dönüşüm artık birbirinden ayrı düşünülemez” dedi.

Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, küresel ekonomide rekabetin kurallarının hızla değiştiğini söyledi. İklim krizi, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin aynı anda ekonomik düzeni yeniden şekillendirdiğini ifade eden Zorlu, sürdürülebilirlik ve dijitalleşmenin artık birbirini tamamlayan iki stratejik alan haline geldiğini kaydetti.

DÜNYA AYNI ANDA İKİ BÜYÜK YARIŞIN İÇİNDE

Dünyada sermaye akımlarının yön değiştirdiğini belirten Zorlu, bu dönüşümün yatırım tercihlerinde çok net görüldüğünü ifade etti. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre küresel enerji yatırımlarının 3,3 trilyon dolara ulaştığını, bunun 2,2 trilyon dolarlık bölümünün temiz enerji teknolojilerine yöneldiğini hatırlatan Zorlu, aynı dönemde yapay zekâ yatırımlarının da rekor seviyelere ulaştığını söyledi. Zorlu, “Dünya artık temiz enerjiye fosil yakıtlardan yaklaşık iki kat daha fazla yatırım yapıyor. Diğer tarafta ise yapay zekâ yatırımları 150 milyar dolar seviyesini zorluyor. Aslında dünya aynı anda iki büyük yarışın içinde. Bir tarafta karbonu azaltma yarışı, diğer tarafta veriyi yönetme yarışı var. Geleceğin ekonomisi bu iki dönüşümün kesişim noktasında şekilleniyor” dedi.

Sürdürülebilirliğin birkaç yıl öncesine kadar ağırlıklı olarak çevresel sorumluluk başlığı altında değerlendirildiğini belirten Zorlu, “Bugün ise ticaretin, finansmanın ve pazara erişimin temel kriterlerinden biri haline geldi. Artık mesele yalnızca ne ürettiğiniz değil; nasıl ürettiğiniz. Hangi enerjiyle ürettiğiniz, ne kadar karbon saldığınız ve kaynakları ne kadar verimli kullandığınız da rekabet gücünüzü belirliyor” diye konuştu.

YAPAY ZEKÂ SORUNUN DA ÇÖZÜMÜN DE PARÇASI

Son dönemde yapay zekânın enerji tüketimi nedeniyle yoğun şekilde tartışıldığını ifade eden Zorlu, bu tartışmanın tek yönlü değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Yapay zekâ altyapılarının ve veri merkezlerinin ciddi enerji tükettiğini belirten Zorlu, şöyle devam etti:  “Buna karşılık aynı teknolojiler enerji verimliliği, kaynak yönetimi ve üretim optimizasyonu açısından çok önemli fırsatlar sunuyor. Yapay zekâ bir taraftan enerji tüketiyor, diğer taraftan enerjiyi daha verimli kullanmamızı sağlıyor. Asıl mesele teknolojinin ne kadar enerji harcadığı değil, ne kadar kaynak tasarrufu sağladığıdır. Bugün karbon emisyonlarını, enerji tüketimini, su kullanımını ve kaynak verimliliğini yönetebilmenin yolu doğru veriye sahip olmaktan geçiyor.”

İş dünyasında temel bir kural bulunduğunu belirten Zorlu, “Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz. Yönetemediğiniz hiçbir şeyi de dönüştüremezsiniz. Karbonu yönetmenin yolu veriyi yönetmekten geçiyor. Bu nedenle dijitalleşme, yeşil dönüşümün alternatifi değil; onun en önemli altyapısıdır. Yakın gelecekte şirketler yalnızca ürünlerini değil, sürdürülebilirlik performanslarını da ihraç edecek. Büyük ölçekli şirketler tedarikçilerinden karbon ayak izi verisi, enerji performansı ve sürdürülebilirlik raporlaması talep etmeye başladılar. Eskiden kalite belgeleri yeterliydi. Bugün karbon verisi talep ediliyor. Yarın ise gerçek zamanlı sürdürülebilirlik performansı istenecek. Karbon yönetimi ile veri yönetimi artık aynı denklemin iki parçası haline geliyor” ifadelerini kullandı.

ASIL MALİYET DÖNÜŞMEMEK

Yeşil dönüşümün hâlâ bazı işletmeler tarafından ilave maliyet olarak görüldüğünü belirten Zorlu, yeni ekonomik düzende asıl riskin dönüşümü ertelemek olduğunu söyledi. Yeni teknolojilere yatırım yapmanın, yenilenebilir enerji altyapısına geçmenin veya karbon ayak izini ölçmenin ilk etapta maliyet gibi görülebileceğini ifade eden Zorlu, küresel ticaretin yeni kuralları karşısında statükoda kalmanın çok daha ağır sonuçlar doğurabileceğini kaydetti. Zorlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün sormamız gereken soru dönüşümün maliyeti değil, dönüşmemenin maliyetidir. Çünkü yeni düzende risk yalnızca daha yüksek maliyetlerle karşılaşmak değil; pazar kaybetmek, finansmana erişememek ve küresel değer zincirlerinin dışına itilmek olabilir. Karbon fiyatının 75 euro seviyesinde gerçekleşmesi halinde Türk sanayisinin sınırda karşı karşıya kalacağı yıllık karbon maliyetinin 138 milyon euro civarında olacağı öngörülüyor. Karbon fiyatının 150 euro seviyesine çıkması durumunda bu yükün yıllık 2,5 milyar euroya kadar yükselebileceği düşünülüyor. Bu nedenle yeşil dönüşümü bir maliyet kalemi olarak değil, gelecekte karşılaşılabilecek çok daha büyük maliyetlere karşı yapılmış stratejik bir yatırım olarak değerlendirmek gerekiyor.”

İZMİR’İN FIRSATI UCUZ ÜRETİM DEĞİL, AKILLI ÜRETİM

Küresel rekabetin giderek daha fazla teknoloji, verimlilik ve katma değer eksenine kaydığını belirten Zorlu, Türkiye’nin ve İzmir’in yeni dönemde farklı bir rekabet alanı oluşturması gerektiğini söyledi. Zorlu, “Çin’in ölçeğiyle ya da Hindistan’ın iş gücü maliyetleriyle yarışmamız mümkün değil. Bizim rekabet avantajımız daha akıllı üretmekten, daha yüksek katma değer yaratmaktan ve teknolojiyi üretim süreçlerine daha güçlü entegre etmekten geçiyor” diye konuştu.

İzmir’in bu dönüşüm için önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Zorlu, kentte 103 Ar-Ge merkezi, 28 tasarım merkezi ve 5 teknoloji geliştirme bölgesi bulunduğunu hatırlatarak, “Türkiye’nin ihracat konteynerlerinin yaklaşık yüzde 17’si İzmir limanlarından geçiyor. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 127. İzmir, güçlü üretim kültürünü yeni nesil teknolojilerle buluşturabilecek altyapıya sahip. Yalnızca güçlü bir üretim merkezi değil; aynı zamanda yenilenebilir enerji, teknoloji geliştirme ve girişimcilik alanlarında da önemli bir merkez. Şehirler artık limanlarıyla, organize sanayi bölgeleriyle ya da nüfuslarıyla değil; dönüşüm kapasiteleriyle yarışıyor. İzmir’in önündeki fırsat da tam olarak burada yatıyor” dedi.

ÜÇÜZ DÖNÜŞÜM YENİ REKABET MODELİNİ TANIMLIYOR

Teknolojik dönüşümün tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Zorlu, yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve toplumsal dönüşümün birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. ESİAD olarak uzun süredir bu yaklaşımı “üçüz dönüşüm” olarak tanımladıklarını belirten Zorlu, sürdürülebilir kalkınmanın ancak bu üç alanın birlikte ilerlemesiyle mümkün olacağını söyledi. Zorlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Karbonu yönetmek için veriye, veriyi anlamlandırmak için teknolojiye, teknolojiyi değere dönüştürmek için de nitelikli insan kaynağına ihtiyaç var. Yeni ekonominin rekabet modeli tam olarak bu bütünlük üzerine kuruluyor. İzmir ve Ege Bölgesi’nin de bu dönüşümün öncü merkezlerinden biri olabilecek potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz.”

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KONUSUNDA ESİAD NELER YAPIYOR?

ESİAD, sürdürülebilirliği; yeşil, dijital ve toplumsal dönüşümün bir arada yürütüldüğü bütüncül bir kalkınma stratejisi olarak ele alıyor. İş dünyasının küresel rekabet gücünü artırmayı hedefleyen dernek, çalışmalarını üç temel eksende şekillendiriyor:

  1. Yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi:

ESİAD; Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) gibi küresel ve ulusal iklim mevzuatlarını yakından takip ederek iş dünyasına rehberlik ediyor. Bu kapsamda hayata geçirilen toplantılarda, yeşil dönüşümde mesafe kat etmiş şirketler kendi iyi uygulama örneklerini paylaşarak diğer firmalara ilham veriyor ve sektörel bir deneyim köprüsü kuruyor. Sürecin yasal ve teknik boyutunda ise kamudan uzmanlar ve bürokratlar ağırlanarak; karbon fiyatlandırması, ETS'nin getirdiği yeni yükümlülükler ve mevzuat değişiklikleri ilk ağızdan aktarılıyor. Böylece şirketlerin hem küresel ticaret kurallarına hem de devreye giren yeni mekanizmalara uyumu hızlandırılıyor.

ESİAD tarafından gerçekleştirilen Sanayi Çalıştayı da bu alandaki çalışmaların önemli kilometre taşlarından biri oldu. Çalıştayda, Avrupa Birliği regülasyonları, sürdürülebilirlik kriterleri, karbon ayak izi uygulamaları ve “Made in EU” yaklaşımının sanayinin geleceği açısından belirleyici hale geldiği vurgulandı.

Dönüşümün en hayati halkasını oluşturan "su" konusu ise ESİAD’ın öncelikli gündem maddelerinden birini oluşturuyor. Bu doğrultuda, iş dünyası, kamu ve akademiyi bir araya getiren kapsamlı bir Su Konferansı gerçekleştiren ESİAD, sanayide, tarımda ve kentlerde su verimliliğini kalıcı kılmak adına özel bir rapor çalışması yürütüyor.

2. Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ

Sürdürülebilir rekabet gücünün temel unsurlarından biri olarak ele alınan dijitalleşme ve yapay zekâ teknolojileri, stratejik çalışma alanlarının odağında yer alıyor. İş dünyasının veriye dayalı yönetim anlayışını güçlendirmesi, yapay zekâyı üretim ve karar alma süreçlerine entegre etmesi amacıyla çeşitli programlar yürütülüyor. Geçmiş yıllarda düzenlenen Endüstri 4.0 Zirvesi ve Dijital Dönüşüm Zirvesi ile bunların tamamlayıcısı niteliğindeki Yapay Zekâ Zirvesi bu vizyonun güçlü birer yansımasını oluşturuyor. Sektörleri daha rekabetçi ve yenilikçi hale getirmek adına "Dijital Dönüşüm Serisi" başlığıyla çevrim içi toplantılar sürdürülürken, iş dünyasının karşılaştığı sorunlara teknolojik çözümler üretmek amacıyla akademi ile sanayi arasında köprü kuruluyor. Bu kapsamda, İzmir’deki üniversitelerin yapay zekâ alanındaki uzman akademisyenleri ile iş insanları bir araya getirilerek firmaların ihtiyaçlarına özel ve yenilikçi yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesine öncülük ediliyor.

3. Toplumsal Dönüşüm ve Üniversite-Sanayi İş Birliği

ESİAD, yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinin ortak paydasını oluşturan insan kaynağını, sürdürülebilir kalkınmanın en temel unsuru olarak görüyor. Kalkınmanın ancak değişime uyum sağlayabilen, yeni becerilerle donatılmış ve bu dönüşümü sahiplenen bir iş gücüyle mümkün olacağı inancıyla hareket ediliyor. Bu doğrultuda, gençlerin modern iş dünyasının ihtiyaçlarına uygun şekilde çalışma hayatına hazırlanmaları, eğitim içeriklerinin geliştirilmesi ve staj olanaklarının artırılması amacıyla İzmir’deki üniversitelerle güçlü iş birlikleri yürütülüyor. Gençlerin kariyer yolculuklarına destek olmak amacıyla "Mentörüm ESİAD" programı kesintisiz sürdürülürken; genç kadınların teknoloji ve nitelikli istihdam alanlarında daha güçlü yer almalarını sağlamak hedefiyle, farklı kurumlarla iş birliği içinde robotik süreç otomasyonu (RPA) ve veri analitiği eğitim programları gerçekleştiriliyor. Gençlerin 24 saat boyunca çalışarak iklimsel sorunlara yenilikçi ve somut projeler ürettiği Climathon etkinlikleri düzenleniyor. Böylece çevreyi, teknolojiyi ve insanı aynı potada eriten bütüncül bir dönüşüm yaklaşımı hayata geçiriliyor.

Yorumlar

0

Henüz yorum yapılmamış

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? İlk yorumu siz yapın.